Kas 13 2017

'2018 bütçesi rant sermayesini güçlendiriyor'

 

2018 bütçesinin toplumun dar kesimlerini görmezden geldiği ve rant ekonomisini öncellediği belirtiliyor. 

Bütçe kalemleri ve yapılandırması ile ilgili Birgün'e yazan CHP İzmir Milletvekili ve ekonomist Selin Sayek Böke, bütçenin bir iktidarın ekonomiye ve topluma dair öngörüsünün en net görüldüğü alan olduğunu kaydediyor.

İktidarın sınıfsal tercileri, kimin çıkarlarını koruduğu ve halka biçtiği rolün yine bütçe aracılığıyla anlaşılacağına değinen Böke, "Ülkeye sunulan gelecek vizyonu ve vaat edilenler de yine bütçeye bakılarak anlaşılır" yorumunu yapıyor.

Peki bütçede neler öne çıkıyor?

Emekçiye ve işsize bütçenin vaat ettiği çok fazla bir şey yok. Daha ziyade rant sermayesine daha fazla yeşil ışık var. Dar gelirlinin sıkıntılarını aşabileceği yollar ise tıkalı. Bütçe, rant elde eden bir grup dar kesime parayı akıtacak gibi görünüyor. Bir diğer husus da, kamunun vatandaşın taleplerine kapatılması ve siyasi gücün perçinleştirilmek istenmesi.

Böke'ye göre: 

Bütçe Türkiye’nin kalkınmasını değil, Saray rejimi tarafından inşa edilen parti devletinin geleceğini önceliyor. Bütçede öngörülen harcamalar üretkenlik artışıyla üretimini arttıracak bir Türkiye geleceği yerine, ucuz emek gücüyle rekabet eden bir Türkiye ekonomisine işaret ediyor. Hak temelli bir sosyal devletle kalkınan değil, yoksulluğu daha da derinleştirecek bir bütçe ile karşı karşıyayız.

İhtiyaç duyulan, borçlanma yükünü azaltacak, ekonomik kırılganlıkları düzeltecek bir planlama görünmüyor. Bu da istihdamdaki sorunları yani işsizliği derinleştirmek anlamına geliyor. Böke bu durumu, "Siyasetle-rant çarklarının birbirini besleyecek şekilde döndüğü, “devlet kapitalizminin” daha da derinleştiği, tükenmiş bir modelin derinleştirilmesi" olarak tanımlıyor.

En zengin ile en fakir arasındaki gelir uçurumu her geçen gün artarken, siyasi kutuplaşmalar ekonomik alana sirayet ediyor. Bunun en somut örneği ise, eşitsizliklerin en büyük kaynağı olan vergi politikasında adaletli düzenlemeler yerine, gelire göre dağılmayan bir vergi ödeme sistemi benimsenmesi. 

Eğitim kalemlerinde de benzer bir sorun ortaya çıkıyor. Ülkenin eğitim harcamalarının yarısını en zengin yüzde 10'luk dilim yapıyor. En yoksul yüzde 10'un bu orandaki payı ise sadece yüzde 1. Arada 64 katlık bir uçurum mevcut.