Bütçede kara delik: Yolcu garantili köprüler, havalimanları ve tüneller...

Çin'den dünyaya yayılan koronavirüs ekonomileri de ağır bir yıkım sürecine sokuyor. Koronavirüs nedeniyle uçuşların durdurulması, çok sayıda işletmenin faaliyetine ara vermesi, evden çalışma modeline geçilmesi, milyonlarca insanın eve hapsolması çok sayıda iflası ve işsizliği beraberinde getirirken, salgının faturası vatandaşlar için bununla sınırlı kalmayacak.

Türkiye’nin AKP hükümetiyle tanıştığı Kamu Özel İşbirliği modeliyle gerçekleştirilen ve Hazine garantileri verilen projelerin bedeli tek tek vatandaştan çıkacak. Uçulmayan uçağın, geçilmeyen köprünün veya tünelin faturası yolcu garantisi nedeniyle vatandaşlar tarafından ödenecek. Hem de yüksek döviz kuru üzerinden. Dolar kuru yükseldikçe hazineden müteahhitlere ödenecek bedel de giderek artacak.

Hükümetin bayram nedeniyle dört günlük sokağa çıkma yasağı ilan ettiği Türkiye’de, köprülerin geçişi ücretsiz olarak duyuruldu. Kimsenin yasak nedeniyle geçemeyeceği Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün üç günlük maliyeti en az 7,8 milyon lira. Aynı günler için Osmangazi Köprüsü’nün maliyeti ise en az 64,2 milyon lira.

o

(Osmangazi Köprüsü)

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat her iki köprü için hazineden ödenecek bedelin en az 72 milyon lira olduğuna dikkat çekti. Karabat “Cumhurbaşkanı kararına göre bayramda köprülerden geçmek bedava. Halbuki garantili kamu özel işbirliği projeleri yüzünden Türkiye'de artık hiç bir şey bedava değil. Hazineyi tüm yurttaşlar vergileriyle finanse ediyor” diyerek faturanın vatandaştan çıkacağına dikkat çekiyor.

y

(Yavuz Sultan Selim Köprüsü)

Özellikle salgın günlerinde garantili köprülerin bütçede kara deliğe döndüğünü söyleyen Karabat, şunları aktarıyor:

“Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün açıldığı 2016'da araç başına garanti bedeli 3 dolar artı KDV olarak belirlenmişti. Yani her fırsatta yurttaşlara dolarınızı satın diyen iktidar kendi ihalesini bile dolarla yapıyor.

Yetmiyor, aynı zamanda bu dolar cinsinden geçiş ücreti de zamlanıyor. Çünkü ihaleye göre bir de ABD'deki enflasyon oranı kadar garanti bedeline zam geliyor. Böylece 2020 yılı için araç başına garanti bedeli 3,16 dolar artı KDV'ye çıkıyor.

Garanti edilen araç sayısı ise günlük 135 bin. Hiçbir yıl tutturulabilmiş bir sayı değil. Hele ki salgın koşullarında bütçenin kara deliğine dönüş durumda bu köprüler. Sadece Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün üç günlük maliyeti en az 7,8 milyon lira.

Osmangazi Köprüsü'nün bedeli ise çok daha fazla. Garanti edilen araç sayısı günlük 95 bin. 2016'daki araç başına garanti tutarı ise 35 dolar artı KDV. Ancak Türkiye'deki enflasyon yetmiyormuş gibi bir de ABD enflasyonu da hesaba katılıyor.

Böylece 2020'deki garanti bedeli 36,9 dolar artı KDV'ye çıkıyor. Sadece Osmangazi'nin en az 64,2 milyon liralık 3 günlük bedeli hepimizin cebinden ödenecek. En az diyorum çünkü görüldüğü üzere hesap dolar kuru cinsinden yapılıyor.

Biz hesabı yaparken bu yılın ilk üç ayının ortalama dolar kurundan hesapladık. Dolar kuru yükseldikçe hazineden bu köprüleri işleten müteahhitlere ödenecek bedel de katlanıyor.”

i

(İstanbul Havalimanı)

Havacılık sektörü de salgın nedeniyle zor günler geçiriyor. Ağır bir faturanın yaşanacağı sektörde uzmanların tahmini ise en az 1 milyon kişinin işsiz kalacağı yönünde. Büyük tartışmalarla kapısını açan İstanbul Havalimanı da yolcu garantili işletmelerden.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) nisan ayına ilişkin yayınladığı havayolu istatistiklerine göre salgın nedeniyle havacılıkta yolcu sayısı yüzde 99 oranında düştü. İstanbul Havalimanı’nda ise yolcu sayısı nisan ayında 5 milyondan 33 bine indi. 

Ocak ayında 35 bin 89 uçağın kullandığı İstanbul Havalimanı’nda bu sayı martta 19 bin 878’e, nisanda ise bin 327’ye düştü. Ocak ayına göre kullanılan uçak sayısı yüzde 96,2 oranında azaldı. Kullanılan uçakların çoğu da ticari uçak. Bu durum da yolcu sayısındaki devasa düşüşü gösteriyor.

i

Peki, İstanbul Havalimanı için ne tür garantiler verildi?

İstanbul Havalimanı için bu yıl belirlenen garanti bedeli 333,8 milyon euro. Bu da devletin kasasından İstanbul Havalimanı’ndan kalkmayan her uçak için hayli yüksek para çıkacağı anlamına geliyor. 

İstanbul Havalimanı’na ilk yıl için verilen garanti ücreti 316 milyon 351 bin 370 euro. İhale şartnamesi gereği, her yıl belli miktarlarda artmak üzere 12 yıl boyunca yolcu servis ücreti garantisi var. 12’nci yıldaki garanti ise 689 milyon 761 bin 373 euro. Bu yıl için belirlenen garanti bedeli ise 333,8 milyon euro. İstanbul Havalimanı’na ilişkin 13 yıl boyunca verilen toplam garanti bedeli ise 6,3 milyar euro. İstanbul Havalimanı işletmecisi İGA’nın giden yolcudan tahsil edeceği ücretler, garanti edilen rakamın altında kalırsa bunu devlet tamamlayacak. Yani vatandaşların vergileriyle…

Gazeteci Çiğdem Toker, koronavirüs salgınının “mücbir sebep” sayılarak hazine garantilerinin kaldırılmasını önermişti. Toker, "Garantiler ve 2020 bütçesi" başlıklı yazısında şunlara dikkat çekiyor:

“Avrasya Tüneli 2016 sonunda açıldığında, dolar 3 TL'nin biraz üzerindeydi. İhalesinin yapıldığı 2008 yılında ise 1.2 TL civarında. Aynı dolar bugün 7 TL.

Ulaştırma Bakanlığı'nın şirkete günlük 68 bin 500 araç geçişi garanti ettiği Avrasya Tüneli ihalesinde 1.2 TL olan doların bugün 7 TL olmasının ne kadar tahripkâr olduğunu görebiliyor musunuz?

Sadece Avrasya Tüneli değil kuşkusuz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü de trafik garantili ve geçiş ücretleri dolar üzerinden belirleniyor (Yeni havalimanındaki yolcu garantisi ile inşaatı süren ÇanakkaleKöprüsü'ndeki araç garantisi ise Euro üzerinden. Nedenini bilmiyorum.)

2020 bütçe rakamlarının anlamını kaybettiği şu günlerde, devletin kamu özel işbirliği (KÖİ) modeliyle yaptırdığı projelere ilişkin garanti tutarlarının halka ödettiği bedel ağırlaşıyor.”

Toker, 2020 bütçe rakamlarının anlamının kalmadığını belirtiyor.

İYİ Parti Milletvekili Dr. Aytun Çıray da köprüler ve şehir hastanelerinin yapımında uygulanan müşteri garantili yap-işlet-devret modelini 21. yüzyılın kapitülasyonları olarak niteliyor.

Çıray, ihtiyacı olan kesimlere aktarılabilecek en büyük kaynağın Kamu Özel İşletmeleri (KÖİ) projeleri olduğunu belirtiyor ve “KÖİ projelerinde müteahhit firmalara ABD Doları cinsinden verilen araç geçiş ve hasta garantilerinin ödemeleri ertelenmeli ve sonrasında salgının ekonomide yaratacağı derin etkilerin çok uzun süreceği göz önünde bulundurularak bu projelerdeki sözleşmeler iyileştirilmiş koşullarda yeniden düzenlenmelidir” önerisinde bulunuyor.

Peki, bu ödemeler için “mücbir sebep” kullanılabilir mi?

Aytun Çıray, bazı ekonomist ve uzmanların COVID-19 nedeniyle “mücbir sebep” ilkesine dayandırdıkları garanti bedeli ödemelerinin ertelenmesinin yanı sıra bunun için hukuki hakkın kullanılmasının da sorunlu olduğunu söylediğini aktarıyor.

Çıray, şunları söylüyor:

“Yap-İşlet-Devret modelinin özel bir uygulaması olarak KÖİ projelerinde uyuşmazlık halinde Türk mahkemelerinin değil Birleşik Krallık ve Londra Tahkim Kurulu’nun yetkili kılınmış olması nedeniyle araç geçiş garantilerinin ötelenmesinde ‘mücbir sebep’ gerekçesine başvurulamayacağı iddia edilmektedir. Yani bu durum KÖİ sözleşmeleri ile müteahhit firmalara verilmiş bir kapitülasyon statüsü kazandırmaktadır.”