Büyüdük…

“Salgının küresel ekonomilerde şok yarattığı 2020 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 1,8 büyüyerek Çin ile birlikte büyüyebilen iki ülkeden biri olarak tarihe geçti.”

Büyüme ile ilgili başarı bundan ibaret diyebiliriz.

Keza, salgın döneminde büyüyebilmek adına yaratılan makroekonomik dengesizlikler sonucunda aynı zamanda döviz krizine giren, döviz rezervleri eksiye düşen ve ardından da yüksek faiz şoku yaşan tek ülke de Türkiye oldu. Bunun da ekonomiyi yönetenler adına ender bir beceri olduğunu not etmek gerekli.

Açıklanan büyüme verileri ile netleştiği üzere, Türkiye 2019’da cari denge fazlası verirken, 2020’de cari açığı GSMH’sinin yüzde 5,1’ine ulaştı.  Demek ki eski bakan Albayrak’ın başarı olarak sunduğu cari denge fazlası yapısal sorunlar nedeniyle büyüme ne şekilde gelirse gelsin hemen eksiye ve yüksek miktarlı eksiye dönüveriyormuş.

Bütçe açığı GSMH oranı da yüzde 3,4 olarak netleşti.  Bu da aslında bir başarı çünkü gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ekonomide, vatandaşlarına doğrudan yapılan gelir transferleri nedeniyle artan kamu harcamaları bütçe açıklarının en azından ikiye katlanarak çok daha yüksek seviyelere ulaşmasına neden oldu.  Türkiye’de ise COVID-19 salgınında doğrudan destek yapmayı ağırlıklı olarak tercih etmeyen hükümetin bütçe açığı bu sayede kontrollü bir şekilde artmış oldu.

Türkiye hükümeti sağlık krizinde işyerleri kapanan, geliri düşen veya yok olan vatandaşlarına gelir desteği vermedi. Tam ters bir yola girdi. Kamu bankalarına görev zararı yazdırarak verilen ucuz kredilerle, eksi reel faizin verdiği harcama dürtüsüyle ve TL sanki istikrarlıymış havası yaratmak için köküne kadar yok edilen döviz rezervleriyle vatandaşlar tüketime itilerek büyüme yaratıldı.  Bu tüketim de tabi artan borç seviyesi şeklinde geldi.  Bu açıdan bakınca bütçe açığındaki artışın az hasarla tamamlanmasının başarı mı başarısızlık mı olduğuna siz karar verin.

Üstelik böylesi dengesiz büyüme ile yaratılan talep TL’nin değer kaybı ile yüksek maliyetlerle birleşince, bir de enflasyon kontrolden çıktı. Gaz pedalını kökleyerek aşırı hıza ulaşan hükümet, hemen ardından frenlere asılıp aracı durdurmak üzere yavaşlatmak zorunda kaldı.

Büyüdük evet. Yan etki olarak döviz ve faiz şoku yaratarak büyüdük. 

Açıklanan son çeyrek yüzde 5,9 büyüme verisinin detaylarına gelince. 

Üçüncü çeyrek verileri sonrasında beklenmedik sürprizler yok. İkinci çeyrek daralma yüzde 9,9’dan yüzde 10,3’e ve üçüncü çeyrek büyüme de yüzde 6,7’den yüzde 6,3’e güncellenmiş. Detaylar arasında dikkat çekici olanlar

  • Tarımın son çeyrekte yüzde 4 büyümesi,
  • Sanayi sektörünün son çeyrekte yüzde 10,3 ile üçüncü çeyrekteki yüzde 7,3’lük büyüme oranının üzerine çıkması,
  • İnşaat sektöründe 3Ç20’de elde edilen yüzde 4,7 büyümenin son çeyrekte yüzde 12,5 daralmaya dönmüş olması.
  • Harcamalar tarafında hanehalkı tüketimin son çeyrekte yüzde 8,2 büyüyerek 3Ç20’deki yüzde 8,5 gücünden fazla kaybetmiş olmayışı,
  • Kamu harcamalarında üçüncü çeyrekte görülmeyen ölçekte bir harcama artışının yüzde 6,6 ile gerçekleşmesi,
  • Düşen faizle beraber ivmelenen yatırım harcamalarında 3Ç’de elde edilen yüzde 21,9’luk artışın, son çeyrekte %10,3’e düşse de güçlü kalmaya devam edişi,
  • Net dış ticaretin ithalattaki artış nedeniyle yine büyümeyi aşağı yönde etkileyişi.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serinin detaylarına da büyümenin 2021’e sarkan yönlrini anlamak açısından bakmak gerekli.

Burada ilk dikkat çeken 3Ç’de önceki sert daralan çeyreğe göre elde edilen yüzde 15,9 büyümenin %1,7’ye gerilemiş olması.  %15,9 2Ç’de sağlık krizi nedeniyle beklenmedik şok daralmanın ardından gelen anormal bir rakamdı.  Üçüncü çeyreğin üzerine elde edilen yüzde 1,7 ise, büyümenin nasıl ivmelendirilerek son çeyrekte de kuvvetli devam etmekte oluşunu yansıtmakta.

  • Tarım üretimi son çeyrekte üçüncü çeyreğe göre eksiye dönmüş durumda yüzde -0,1 ile,
  • Sanayideki büyüme halen çok kuvvetli: Son çeyrekte üçüncü çeyreğe kıyasla yüzde 2,3 artmış ki Üçüncü Çeyrekteki büyüme yüzde 30,8’di.
  • İnşaat sektöründe tam bir hezimet var: Üçüncü Çeyrek  

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.