Haz 12 2018

TÜİK’in ‘yalancı baharı’nın faturası ikinci çeyrekten sonra ödenecek

Enflasyon ve cari açıkta kırılan rekorlar, artan döviz kurları ve faizlerin getirdiği durgunluk, bankaların önüne kredi yapılandırması için dizilen sanayiciler ve ekonomik gerekçelerle seçimleri 1.5 yıl erkene çekmek zorunda kalan bir iktidar…

Tüm bunlar Türkiye’nin resmi istatistik servisi TÜİK için gerçek olmayan durumlar. Daha önce büyüme oranları ekonomistler, konut satış verileri müteahhitler, enflasyon rakamları da tüketiciler tarafından ‘hormonlu olmakla eleştirilen TÜİK, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 7.4 büyüdüğünü açıkladı. Ancak uzmanlara göre ilk çeyrekteki yüksek büyümenin ikinci çeyrekten itibaren yavaşlaması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise, Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Tüm ekonomik saldırılara ve oynanan oyunlara rağmen, sağlam makro temeller üzerinde güçlü büyümeye devam” diye yazarken Başdanışmanı Cemil Ertem de büyümenin kapsayıcı ve güçlü olduğunu iddia etti. 

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Büyüme tahminlerini düşüren uluslararası kuruluşlara gereken cevabı verdik” çıkışı yaparken Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ise büyümenin tüketim kaynaklı olduğu itirafını dile getiriyor. Seçimlerin ardından yapısal reformlara hız vererek büyümeyi sürdürülebilir kılacaklarını öne sürüyor.

Türkiye ekonomisi ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 7.4 büyürken, önceki çeyreğe göre mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış büyüme hızı yüzde 2 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre büyümede iç talep yine başı çekti. İlk çeyrek büyümesine en büyük katkı 6.7 puan ile özel tüketimden geldi. Hanehalkı nihai tüketim harcamaları yüzde 11, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 3.4 arttı.

Ekonominin ilk çeyrekte yıllık yüzde 7 büyümesi bekleniyordu. Hükümetin ekonomiyi canlandırmak için verdiği istihdam teşvikleri ve Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği iç tüketimi pompalayarak büyümenin ana belirleyecisi olmayı sürdürdü. 

Cumhuriyet’te yer alan habere göre rakamlar, tüketimin pompalanmasıyla beklentilerin hafif üzerinde çıksa da faiz kararı ve kurdaki artışın etkisi ikinci çeyrekte kendisini hissettirecek.

Merkez Bankası’nın faiz kararı bankaların borçlanma maliyetini artırırken tüketici ve şirketlere yük olarak geri dönecek. Ağır borç yükü altındaki tüketici, daha yüksek faizle borçlanacak. Tüketim ötelenecek, yatırımlar ertelenecek. Şirketlerin büyümeleri de yeni istihdama ayrılan kaynak da azalacak.

Uluslararası kuruluşlarının büyüme tahminlerindeki revizyon Merkez Bankası’nın faiz kararının ardından gelmişti. Moody’s Türkiye için büyüme tahminini yüzde 4’ten 2.5’e, OECD yüzde 5.3’ten 5.1’e, Dünya Bankası yüzde 4.7’den 4.5’e düşürmüştü.

GSYH ilk çeyrekte 792.7 milyar liraya ulaşırken Dolar bazında GSYH 207.8 milyar Dolar oldu. Geçen yılın son çeyreğinde GSYH yerel para cinsinden 889.2 milyar lira, Dolar bazında 234.5 milyar dolardı. Buna göre Dolar bazında milli gelir 26.7 milyar Dolar azaldı.

İlk çeyrekte sanayi yüzde 8.8, inşaat sektörü yüzde 6.9 büyüdü. Gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 9.7 artış gösterirken, bu kalem içinde makine ve techizat yatırımı yüzde 7, inşaat yatırımları yüzde 12.3 arttı. Tarım sektörü ise yüzde 4.6 büyüme kaydetti. Büyümeyi toplam yatırımlar 2.8 puan, kamu tüketimi 0.5 puan yukarı çekti. Net ihracat ise 3.6 puan ile büyümeyi aşağı çeken en önemli unsur oldu.

GCM Menkul Araştırma Uzmanı Enver Erkan ise ilk çeyrekteki yüksek büyümenin ikinci çeyrekten itibaren yavaşlamasını beklediklerini belirterek şunları kaydediyor:

“Cari açığın GSYH’ye oranı ilk çeyrekte yüzde 6’larda, enflasyon yüzde 12 üzerinde, dış ticaret açığı ve ithalat hızla büyüyor. Net ihracat ekside kalmaya devam ediyor. Bu ortamda tüketim bazlı büyüme çok sürdürülebilir bir model değil. Ekonomide dönüşümü sağlayacak, ihracat ve üretim bazlı büyümeyi sağlayacak yapısal reformların yapılması gerekliliği ortaya çıkıyor.”

Reuters’a konuşan İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu, “Öncü göstergeler ikinci çeyrekte büyümede ivme kaybının başladığına, bu kaybın mayıs itibarıyla hız kazandığına işaret ediyor. Ek olarak Merkez Bankası’nın politika faizinde yaptığı 500 baz puanlık artışla finansal koşullardaki sıkılaşmanın kayda değer oranda artacağını düşünüyoruz. TL’deki değer kaybı ve güçlü baz etkisi de hesaba katıldığında yılın ikinci yarısında büyümedeki seyrin daha olumsuz olacağını düşünüyoruz. Nitekim son faiz artışı sonrasında 2018 büyüme tahminimizi yüzde 5.5’ten yüzde 4’e indirmiştik” diyor.

Ekonomistler ikinci çeyrekte ivme kaybının hızlanacağına işaret ediyor. Londra merkezli Bluebay Asset Management Stratejisti Timothy Ash, büyümenin beklentilerin üzerinde gelse de verinin şu aşamada anlamsız olduğunu vurgulayarak “Yılın ikinci yarısında daha yüksek oranlı faizler, daha zayıf yerel para ile daha düşük büyümeyle birlikte yeniden dengenlenme sürecinin yaşanacağı artık kesinleşti. Asıl soru bunun ne kadar sancılı olacağı” yorumunu yaptı. Ash, nisanda 5.4 milyar dolara yükselen cari açık verilerinin problemleri teyit ettiğini dile getiriyor.