Ergun Babahan
Oca 18 2018

Canan Kaftancıoğlu ve Ahmet Hakan’ın anla(ya)madığı

CHP İl Başkanı seçilen Canan Kaftancıoğlu’na vurmanın dayanılmazlığına Hürriyet yazarı Ahmet Hakan da katılmış.

Cumhurbaşkanı’na yancı olma çabasını bir yana koyacak olursak, Hakan normal bir ülkede, normal sayılabilecek eleştiriler yaparken işin özünü ıskalamış.

Bu aslında bir isyandır. Köhne CHP zihniyetine kentin isyanıdır.

Türkiye şortlu kızların sokağa çıkmaya korktuğu, başörtüsünün milli üniforma muamelesi gördüğü, Ramazan’da bırakın içki içmeyi; yemek yemenin bile suç haline getirildiği bir ülkeye dönüştü.

Ülkenin rengi soldu, neşesi kaçtı epey zamandır…

İstanbul’un gençleri çevreye sahip çıktığında hain; protesto eylemi yaptığında anarşist ilan edildi.

İstanbul giderek Cihangir ve Asmalı’nın arka sokaklarına sığınır hale geldi.

Modern, dil bilen, Batı ile iç içe yaşamak isteyen, Batılı gibi yaşayan insanlar düşman ilan edildi.

CHP’nin bugüne kadar yaptığı tek şey, ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demek oldu.

Canan Kaftancıoğlu’na oy veren insanlar, açıkça ‘Hayır kardeşim, biz kimsenin askeri değiliz’ dedi. Savaşı değil, barışı seçtiğini gösterdi. Bir ordunun kimliksiz askeri değil, modern bir toplumun istediği yaşam biçimine sahip çıkan bireyi olmak istediğini ortaya koydu.

İstanbul’un köyleşmekten bıktığını söylüyor AKP’ye…. Kadını başörtüsüne kapatıp susturamayacağını anlatıyor. Taşralılığın artık sonuna geldiğini gösteriyor.

Başka bir şey daha söylüyor tabii, Kürt meselesinin savaş dışında bir çözüm yolu da olduğunu, etnik kökeni ne olursa olsun, her cumhuriyet yurttaşının bu toplumun eşit ve özgür bir bireyi olarak yaşaması gerektiğini de.

Doğan Grubu, zamanında AKP’nin değiştirici ve o gün yenilikçi olan yönünü doğru okuyamamıştı; bugün de CHP’de yükselen dalgayı okuyamıyor.

Erdoğan’ın ‘‘Biliyorsunuz değil mi, Kılıçdaroğlu Alevi’’ diye propaganda yaptığı bir ülkede yaşadığımızın farkında değil gibi görünüyor.

Kaftancıoğlu’nun eşiyle motosiklet gezisi yapmasının eleştiri konusu yapılmasının amacı aşikardır: Kadının bu toplumdaki rolü bellidir, onun dışına çıkamaz.

CHP’de yaşanan bu sarsıntı baskıcı, kalıpçı zihniyete ve CHP’nin bu zihniyetle mücadelesindeki yetersizliğine bir isyandır.

Kaftancıoğlu’nun gitmesiyle değil, ancak ve ancak CHP’nin değişip dönüşmesiyle aşılacak bir sorun var CHP’de. 

Bu ülkede prosciutto da, domuz pirzolası yiyen; şarabını içen, sevdiği müziği dinleyip dans eden, sevdiğiyle sevişen insanlar var ve olacak.

AKP’lilerin ardı arkası kesilmeyen yalan ve küfürlerini görmeyen; Kürtsüz Kürt siyaseti programı yapanların anlaması kolay değil ama bu statükoya isyanı.

Mevcut düzenden bıkkınlığın, yorgunluğun ifadesi…

CHP İl Başkanlığı koltuğuna bugüne kadar çok insan oturdu… Hepsi de ‘değişim’ sözü verdi ve tutmadı, tutamadı. CHP İstanbul’da var olamadı belli ilçelerin dışında.

Şimdi sıra dışı bir kadın var. Bildiği gibi yaşayan, konuşan biri. CHP, Kadıköy-Beşiktaş çemberini kırmak istiyorsa, eski modelle gidemez. 

Bir bakana dahi istifa çağrısı yapamayanların, İstanbul İl Başkanı’na rahatça bu çağrıyı yaptığı bir ortamda, tanımadığım halde; doğru olan Canan Kaftancıoğlu’nun duruşudur derim ben.

Özetle CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimi, ‘‘Artık yeter’’ diyen insanların arttığını, CHP’nin değişmesi zamanının geldiğini anlatıyor.

Ümit Kocasakal çizgisi derseniz, AKP’nin, MHP’nin, Vatan Partisi’nin yanına bir de CHP’yi eklemiş olursunuz, o kadar…