Mar 03 2018

Cemaate 'içeriden' eleştiriler sürüyor

15 Temmuz darbesini gerçekleştirmekle suçlanan Cemaate yönelik içerden eleştiriler gelmeye devam ediyor. 

Hareketin kültleşme riski altında olduğu yönündeki eleştirilerden biri Gökhan Bacık'tan geliyor. 

Kıtalararası.com'da yayınlanan yazısında Bacık, Londra merkezli Hizmet Çalışmaları Merkezi’nin direktörü İsmail Sezgin'in, "15 Temmuz sonrası yaşananlar, alternatif söylem üretememe, mevcut sorulara cevap verememe, kendi derdini anlatamama, içe kapanma (hatta kısmen münzevileşme) vs. derken Cemaat büyük bir tehlikenin daha eşiğine geldi: Kültleşme problemi" analizinin önemli olduğunu belirtiyor.

Batı toplumlar için kültleşmenin son derece alarm verici olduğuna değinen Bacık, "Batılı algıya göre kültleşmek hem tehlikeli hem de ümitsiz bir duruma işaret eder. Batı’da kült “ikna olmayan, laftan anlamayan, ne derseniz deyin, kendi bildiğinin dışında bir telkine açık olmayan” bir yapı olarak görülmektedir" diyor.

Bacık tespitlerini şöyle sürdürüyor:

"Kült görüntüsü vermeye başlayan yapılardan insanlar uzaklaşır, onlarla birlikte görünmek istemezler. Aksine, kültleşen yapılar hızla güvenlik bürokrasisinin ilgi alanına girerler.

Kültleşme, bir hareketin çekirdek kadrosunun “başarabileceği” bir durumdur. Büyük krizler yaşayan yapılar (parti, cemaat vb.) krize karşı koyma siyaseti geliştiremeyince kültleşmektedirler. Başka bir ifade ile kriz, bir yapının kültleşme ihtimalini doğurur. Söylemini, siyasetini ve aktörlerini değiştirmeyen yapılar, mevcut sorunları da izah edemeyeceği için bir iç söyleme yönelir. Başarısızların, ayakta kalmak için değişik ölçüde kültleşmeyi tercih etmeleri yaygın bir durumdur.

Nitekim yukarıda da belirtildiği üzere Cemaat’in kültleşme probleminin alternatif söylem üretememe, mevcut sorulara cevap verememe gibi konularla ilintili olarak ele alınması tesadüf değildir. Buradaki grup sosyolojisine dayalı mantık açıktır: Bir hareketin yönetimi yeni söylem üretemez ve mevcut sorunlara cevap veremezse ayakta kalmak için kültleşir. “Neden bunlar oldu? Bunlara kim neden oldu? Sorumlular nasıl hesap verdi? Bundan sonra ne yapılmalı?” gibi sorulara dış dünyaya referans vererek cevap veremeyen grup elitleri kültleşerek bir iç söylem üretirler. Kült mantığı, grubun eski düzen yoluna devam etmesi için tabanını dünyadan koparması taktiğine dayanmaktadır. Bu taktikler kimi zaman mistik önermelere kimi zaman kelime oyunlarına kimi zaman totolojik çıkarsamalara dayanır. Standart bir kült söylemi yoktur, her hareket kendi doğasına uygun bir kült üretir. Örneğin dini yapılar mistik söylemlerle açıklamalar üretirken, milliyetçi yapılar tarihsel mitlere dayanarak kült söylemleri üretebilirler.

Cemaat’i savunma niyeti ile aslında kültleşmeye katkıda bulunacak fikirlerin bu kadar rahat ortaya atılmasının bir nedeni, hareketin söylemini inşa eden bu grubun kutsallık ve liderlik gibi konularda sadece Batı toplumlarının değil, Türk toplumunun bile kabul etmeyeceği iddialı söylemler üreten bir bakış açısına sahip olmasıdır."