Atamalar cemaat içi güvensizliği gösterirken AKP rejimi sonrasına hazırlık havası var - Ahmet Dönmez

Konuşa Konuşa'da Gülten Sarı'nın konuğu gazeteci-yazar Ahmet Dönmez, cemaat içindeki önemli bir görev değişikliğinden yola çıkaran Gülen'in yeniden kontrolü tümüyle eline alma girişimine ve yapı içerisinde AKP rejimi sonrasına hazırlık havasına dikkat çekti.

Dönmez, cemaatin ABD imamı İsmail Nazlı'nın görevden alınarak yerine Said Kaya'nın atanmasını değerlendirdi ve Gülen'in 15 Temmuz'dan bu yana bekle-gör ya da eylemsizlik sürecine girdiğini, söz konusu görev değişikliği ile bu sürecin sona erdiğinin söylenebileceğini belirtti. 

Gülen grubunun, Türkiye'deki siyasi hareketlilikle eş zamanlı olarak yeniden daha aktif olma çabası içine girebileceğine değinen Dönmez, Gülen'in 4.5 yıl sonra ilk kez resen önemli bir karar aldığını söyledi.

 

Dönmez'in açıklamalarının satır başları şöyle:

"Cemaat içinde birçoklarının değişim, düzelme umudunu kaybettiği bir dönemdeyiz. Bu açıdan bakıldığında, Gülen'in kararı nabız verme açısından önemliydi. Ne İsmail Nazlı için tamamen yenilikçi ne de Said Kaya için tamamen gelenekçi diyebiliriz. Ancak aralarında kuşak farkı var. Kaya daha yaşlı ve eski kadrolardan geliyor. Nazlı ise daha yeni.

Gülen, Kaya'yı tanır ama Nazlı'yı tanımaz. 'Kaya, birileriyle rahatlıkla karşı karşıya gelebilir, insanları kırabilme potansiyeline sahiptir, arkasında kırgın çok insan bırakmıştır, insan odaklı değil iş odaklıdır' deniyor onunla ilgili. Yumuşak karakterli biri değil Kaya. Tanıyanların ifadesiyle 'suyu sert' biridir.

Kaya'nın göreve getirilmesine çok büyük itirazlar oldu. Cemaat tarihinde bu ölçüde örneği var mıdır bilmiyorum. ABD'de birimler içinde rahatsızlık şu noktaya kadar geldi: Gülen'in kararını sorgulama. Bu kararı tebliğ eden cemaatin icra heyeti üyelerine karşı, 'nereden bilelim sizin doğru söylediğinizi' sorgulaması bile oldu.

'Bu karar hocamızın kararı diyosunuz ancak hocamızın kararı deyip de bize kendi kararınızı dayattığınız onlarca örnekle karşılaştık. Bunun da onlardan biri olmadığı ne malum' diyerek heyetin de sorgulandığı bir örnek var cemaatin geldiği noktayı görmek açısından. 

Çok büyük bir güven problemi var cemaat içinde. Hiçkimse, 'abi' dedi diye her şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmek istemiyor. Sorgulama sırasında, heyet tarafından 'kendiniz doğrudan görüşüp sorabilirsiniz' yanıtı alınca, dört kişilik bir heyet oluşturuluyor ve onlar Gülen'le görüştürülüyor. Böyle bir mekanizmanın açılmış olması bile çok enteresan. Eskiden olmayan şeylerdi bunlar.

Onlar Gülen ile doğrudan görüşerek, 'Biz bu karardan rahatsızız. Gerçekten sizin kararınız mı' diye soruyorlar. Gülen de, 'Benim kararım, benim takdirim' diyor. Heyet kararı sorgulamaya devam ediyor. Gülen bunun üzerine, 'Bu kararı bir maslahat üzerine aldım ancak biraz hatırım varsa sormamanızı istirham ederim' diyor ve heyet de saygı göstererek 'Peki' deyip oradan ayrılıyor.

Atlanta olayının yanı sıra parasal olayların Nazlı'nın görevden alınmasında rol oynadığı belirtiliyor. Paranın sevk ve idaresinde gecikmeler olduğu ve Nazlı'ya bir fatura kesildiği iddiaları var ancak hepsi teyide muhtaç. 

Gülen'in artık bir neşter vurma ihtiyacı, bunu daha fazla erteleyemediği gibi bir durum görünüyor. Gülen'le konuşanlardan dinledim, yaşananlarla ilgili kendini suçladığını anlattılar. 'Ben en yakınımdakiler tarafından aldatıldım, ihanete uğradım' dediğini de işitiyorum. Bu sorgulamanın bir süredir kendi kendini yalnızlaştırmaya ittiğini duyuyordum zaten ancak bekliyordu bir gerekçeyle.

Belki bu Atlanta olaylarını da gerekçe yaparak bu değişikliğe imza attı. Ama ben Gülen'in de etrafındaki bazı isimlere güvenmediğini düşünüyorum. İcra heyetinden bazı isimler de dahil olmak üzere. Yıllardır kendisine yol arkadaşlığı yapmış pek çok isme güvenini kaybettiğini düşünüyor. 15 Temmuz başta olmak üzere kendisinin oyuna getirildiğini düşündüğünü biliyorum. Kendisinin de çok büyük hataları oldu. Bu isimleri seçmek de, göreve getirmek de kendi tercihiydi.

Gülen'in kararında zamanlama açısından şunun etkisi olabilir mi? Türkiye'de önemli gelişmeler oluyor. AKP'nin oylarında ciddi bir düşüş var. Ekonomik göstergeler çok kötü. Türk siyasetinde yeni partiler, oluşumlar var. ABD'de bir seçim var. Eğer bir sürpriz olmaz, araştırmalar haklı çıkarsa haftaya yeni bir lider ABD'nin başında olacak.

Biden, Trump'tan çok farklı bir lider. Tüm bunlarla beraber düşündüğümde, acaba Gülen, ulusal ve uluslararası konjonktüre paralel olarak, yıkılma noktasına gelen hareketinin tekrardan bir hesaplaşma içine girmesi, canlanması ve ayağa kalkması için bir hareket mi başlatıyor? Evet, rejim sonrasına hazırlık yapılıyor olabilir. 

Eğer Türkiye'de bir iktidar değişikliği olacaksa Gülen hareketinin de buna hazırlıklı olması gerekiyor. Eski zihniyet, anlayış ve formatla gidebilmesi mümkün değil. Gülen'in de hareketin lideri olarak bunu kabul etmemesi için bazı melekelerini kaybetmiş olması lazım. Gülen bu da görmüşse, er ya da geç elbette düğmeye başlaması gerekiyordu. Ölene kadar hareketsiz kalması Gülen tipi bir liderden beklenemezdi zaten."