Türkiye neden Avrupa’nın çöplüğü haline geldi?

İki yıl öncesine kadar Çin dünyadaki atıkların yüzde 45’ini ithal ediyordu. Ancak aldığı ani bir kararla atık ithalatını durdurması dünyada tam bir kaos oluşturdu.

Güneydoğu Asya ülkeleri de atığa sınırlarını kapatınca Türkiye Avrupa’nın çöp ihracatının ana güzergahlarından biri haline geldi. Eurostat’a göre Türkiye’nin çöp ithalatı 2004’e göre en az üç kat arttı. 

Amerikan Politico gazetesinde Selin Uğurtaş imzasıyla yayınlanan haberde Türkiye’nin giderek daha fazla Avrupa’nın çöplüğü haline dönüşmesi çevrecilerin büyük tepkisini çekiyor. Habere göre sadece geçtiğimiz yıl Türkiye 11 milyon 400 bin ton çöp geldi. 

Haberde, “Çöp seli Türkiye için bariz çevre sorunları yaratıyor, ancak ekonomik çıkarlarından dolayı Avrupa'nın plastik atık toplayıcısı olmaktan oldukça mutlu. Türkiye geçen yıl 600 bin ton plastik atık ithal etti ve bu atık, ülkenin plastik endüstrisine önemli bir kaynak sağladığı için memnuniyetle karşıladı” denirken, Greenpeace Akdeniz plastik proje direktörü Nihan Temiz Ataş’ın, "İthal atıkların yüzde kaçının geri dönüştürüldüğünü, yakıldığını veya düzenli alanlarda depolandığını bile bilmiyoruz" şeklindeki ifadelerine de yer veriliyor.

Hükümet harekete geçmesi için artan bir siyasi baskı altında. Çevre Bakanı Murat Kurum geçen ay, hükümetin “yüksek miktarlarda atık ithalatını önlemek” için yasa çıkarmayı planladığını söyledi. Kurum, “Bu hareket, geri dönüşüm sektörümüzün hammadde ihtiyacını kendi kaynaklarımızdan karşılamamızı sağlayacak" dedi.

Türkiye Plastik Sanayii Vakfı geri dönüşüm işletmesi PAGÇEV'de çevre mühendisi olan Habibe Tosun, "Ülkemiz yüzde 85 oranında ithal plastik hammaddelere bağımlı" diyor. 

Sektörün yabancı ülkelerden gelen atıkları bu kadar benimsemesinin nedeni, Türkiye'nin kendi geri dönüşüm işinde çok başarısız olması 

2020 OECD raporunda Türkiye, genel atık geri geri dönüşüm  oranı açısından üye ülkeler arasında en kötü sırada yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre, 2018’de belediyelerdeki atığın ancak yüzde 12'sinden biraz fazlası geri kazanıldı ve bunun yüzde kaçının enerji geri kazanımı için yakılmak yerine gerçekten geri dönüştürüldüğü dahi açık değil. Bu ise, geri dönüşüm şirketlerini ayakta tutmak için yeterli değil.

Tosun da dahil olmak üzere sektör temsilcileri, yerel geri dönüştürücüler Türkiye'nin kendi çöpleriyle daha iyi iş çıkarana kadar atık ithalatının plastik üreticileri için devam etmesi gerektiğini savunuyor. Çevreciler ise Türkiye'nin ithalata güvenmek yerine kendi atık geri kazanımını geliştirmesini istiyor.

Gazeteye konuşan WWF Türkiye plastik proje yöneticisi Tolga Yücel, "Bu sektörün yok olmasını istemiyoruz. Çok geçmeden, atıklarımızı daha fazla ayrıştırmayı başaracağız ve o zaman geldiğinde bu tesisler vazgeçilmez olacak" diyor. 

“Türkiye’de atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesinde daha iyi bir iş çıkarmak, ülkenin en yoksul insanlarından bazılarını istihdam eden bir sektörde çarpıcı bir değişiklik anlamına gelir” diye yazan gazete, Türkiye’de geri dönüşüm kutuları bulunmadığı, evsel atıkların çoğunun tek bir kutuda toplandığının altı da çiziliyor.

Avrupa’nın çoğu ülkelerinde plastik, kağıt, bio ve karışık çöpler ayrı ayrı çöp kutularına konuyor. Bu da Avrupa ülkelerinin çöplerinden dahi para kazanmalarının önünü açıyor. 

Türkiye’de ise çöp ayrıştırma işlerini ağırlıklı olarak tekerlekli çuvallarıyla sokaklarda dolaşan özel atık toplayıcıları sağlıyor ve bu sektörden binlerce kişi gelir elde ediyor. 

Sokak Atık Toplayıcıları Derneği Başkanı Recep Karaman daha önce Sözcü gazetesine verdiği demeçte, çöp toplayıcılarının kağıt ve plastik fiyatları düşerken, Avrupa’dan gelen atık dalgasından zarar gördüklerini söylüyor. Karaman, "Eskiden bir çöp toplayıcısı günlük yaklaşık 100 lira (11 avro) kazanırken, şimdi aynı miktar için 30-35 lira alıyor" diyor. 

Gazeteye göre problem sadece Türkiye’nin kapılarını Avrupa’nın çöplerine açması değil. 

Greenpeace temsilcisi Ataş, ithal edilen çöplerin çoğunun organize suç örgütleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor ve "Bu tehlikeli bir konudur" diyor.

Sokak Atıp Toplayıcıları Derneği, bazı şirketlere 20 tonluk kontamine atık konteyneri ithal etmeleri için 2 bin € ödendiğini iddia ediyor.

“Sorun üzerine yakın zamanda yapılan bir endüstri zirvesinde, "lisans kriterlerinin yetersizliği"nin yanı sıra "lisanssız kişiler veya şirketler tarafından lisanslı şirketlerin belgeleri kullanılarak yapılan atık ithalatı"nın kınandığına işaret edilen haberde Interpol'ün küresel plastik atık suçuyla ilgili bir raporunda da benzer iddiaların öne sürüldüğü, suç şebekelerinin yasal şirketlerin lisanslarını operasyonları için teminat olarak kullandığını söylediği ifade ediliyor.

Sorunun ne ölçekte olduğunu öğrenmek imkansız olsa da, gün geçtikçe daha fazla olayın gün ışığına çıktığına değinilen haberde geçen yıl Eylül ayında, İtalya'dan ithal edilen plastik atıkların İzmir’de özel mülkiyete ait bir arazide bulunduğu belirtiliyor. Habere göre Greenpeace Akdeniz’in suç duyurusunda bulunmasıyla toprak sahibinin yanı sıra ithalatçı şirkete de para cezası verildi.

Bir Interpol raporu, Türkiye'yi, yasadışı olarak depolanmış plastik hurdayı ortadan kaldırmak için kasıtlı olarak atık yangınlarının başlatıldığından şüphelenilen yedi ülkeden biri olarak gösterdi.

Interpol raporunun Türkiye’yi, yasadışı olarak depolanmış plastik hurdayı ortadan kaldırmak için kasıtlı olarak atık yangınlarının başlatıldığından şüphelenilen yedi ülkeden biri olarak gösterdiğini de vurgulayan gazete, Haziran ayında, BBC’nin bir haberinde, İngiltere'den gelen tonlarca plastik atığın Adana’da yol kenarına döküldüğünü ortaya çıkardığını da aktarıyor. 

“Bu gibi olaylar, Türkiye'ye gönderilen atığın çoğunun uygun şekilde geri dönüştürülmediğinin veya depolanmadığının bir göstergesidir” diye yazan gazete alınan önlemlerle ilgili de şu ifadeleri dile getiriyor: “Büyük miktarda ithal edilen atık, ülkenin first lady’si Emine Erdoğan'ın himayesinde 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık kampanyasıyla da çelişiyor. 2023 yılına kadar atıkların geri dönüşümü oranının yüzde 35'e çıkarılması hedefleniyor. Hükümet, belediyeleri geri dönüşüm tesislerinin tamamlanmasını hızlandırmaya mecbur bırakmanın yanı sıra, üreticilerden de geri dönüşüm katkı ücreti talep etme ve plastik poşetlere fiyat koyma gibi bir dizi önlem getirdi.”

Politico’nun haberine göre WWF Türkiye, her yıl Türkiye’de toprağa ve suya yaklaşık bir milyon 100 bin ton atık sızdığını belirtiyor. 



@Ahval Türkçe