Cengiz Aktar
Eyl 16 2019

İklim vurdumduymazlığı

Cumadan itibaren bir hafta boyunca dünyanın her bucağında greve gidecek olan Greta Thunberg ve 46 genç iklim aktivisti birkaç ay önce şöyle diyorlardı: “Yarın ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri gene sokaklara doluşacaklar, muazzam varlık gösterecekler, 150 ülkede 4000’in üzerinde etkinlik yapacaklar ve hükümetlerden, küresel ısınmanın 1,5 C derece altında kalabilmesi için güvenli bir patikayı derhal sağlamasını talep edecekler. Bugüne hazırlık yapabilmek için haftalarımızı, aylarımızı harcadık biz. Örgütlenme ve seferberlik yolunda sayısını hatırlamadığımız kadar saat harcadık – oysa bunun yerine arkadaşlarımızla orada burada takılabilir ya da ders çalışabilirdik.  

Bir tercih hakkımız olduğu kanısında değiliz; yıllar yılı boş boş konuşup durdular, iklim değişikliği konusunda sayısız müzakere yürüttüler, içi boş anlaşmalar yaptılar ve bol bol kâr etsinler diye ayağımızın altındaki toprakları kazıp, geleceğimizi yakıp dumanını savurmaları için fosil yakıt şirketlerine bir yığın avanta sağladılar. Siyasîler iklim değişikliği olayını onyıllardır biliyorlardı. Bizim geleceğimiz konusunda taşımaları gereken sorumluluklarını, varlığımızın ta kendisini tehlikeye sokma pahasına hızlı kârlar peşinde koşan vurgunculara bayıla bayıla devretmekte sakınca görmediler.

Şunu öğrendik: geleceğimiz için bizzat harekete geçmezsek, ilk hareket başka kimseden gelmeyecek. Beklediğimiz insanlar, biziz. 

Sesimiz bir kez daha sokaklarda çınlıyor ama bu sadece bize kalmış bir şey değil. Öyle hissediyoruz ki yetişkinlerin birçoğu, iklim krizini biz gençlerin tek başımıza savuşturamayacağımızı pek kavramış değiller. Rahatsızlık verdiğimiz için üzgünüz. Ama bu, tek bir kuşağın altından kalkacağı bir iş değil. Bu, bütün insanlığın işi. Biz gençler daha büyük bir kavgaya katkıda bulunabiliriz ki bu da muazzam bir fark yaratabilir.

Öyleyse, işte size davetiyemiz. 20 Eylül Cuma gününden başlayarak dünya çapında bir iklim grevine girişerek bir haftalık bir iklim eylemini ateşliyoruz. Yetişkinlerin de bizimle birlikte bir basamak yukarı çıkmasını bekliyoruz. Dünyanın farklı yerlerinde yetişkinlerin bir araya gelmeleri ve iklimimiz için kendi konfor bölgelerinden çıkıp yukarı doğru bir adım atmaları için birçok farklı plan yürürlüğe konmakta. Peki, o zaman, haydi bir araya gelelim, komşularınızla, iş arkadaşlarınızla, dostlarınızla, aile efradınızla birleşelim, seslerinizi duyulur hale getirip sokaklara dökülelim ve bunu tarihimizde bir dönüm noktasına dönüştürelim.

Sınırları aşmaya dair bir mesele bu – nerede başkaldırabilirsek orada başkaldırmak meselesi yani. Yoksa “Ya evet, çocuklar büyük iş başarıyorlar, ah, genç olsaydım ben de tüm varlığımla hemen onlara katılırdım” deme meselesi değil. Bu, bir işe yaramaz, oysa herkes işe yarayabilir ve yaramalıdır da.

Fransız Devrimi’nde anneler çocuklarıyla birlikte sokaklara dökülmüştü. Bugün biz çocuklar kendimiz için savaşıyoruz, ama gezegen yanıp tutuşurken ebeveynlerimiz arasında okuldaki notlarımızın iyi olup olmadığını, hangi yeni diyeti uygulayacaklarını ya da Game of Thrones finalinde neler olup bittiğini tartışmakla meşgul olanların sayısı o kadar çok ki.

Bu ânın gelmesi lazım artık. BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin küresel ısınma konusundaki özel raporu 1,5 derecelik küresel ısıtmanın ötesine geçmenin getireceği benzeri görülmemiş tehlikeler konusunda gayet açık ve netti. Salımların hızla düşürülmesi şart – öyle ki bizler yirmili yaşlarımızın ortalarına ya da sonlarına geldiğimizde tümüyle dönüşmüş bir dünyada yaşıyor olacağız.

Ama her şeyi değiştirmek için herkese ihtiyacımız var. Kitlelerin direnişini başlatma zamanı hepimiz için geldi artık – toplu eylemin etkili olduğunu herkese göstermiş bulunuyoruz. Değişimin gerçekleşmesini sağlama almak için baskıyı artırmaya ihtiyacımız var ve bu tırmanışı birlikte gerçekleştirmek zorundayız.

İşte böyle: bu bizim için bir şans – Önümüzdeki Eylül’de girişeceğimiz iklim grevinde bize katılın. Dünyada insanlar daha önce de değişim için eylem talebiyle ayağa kalktılar; biz de yeterince kalabalık bir şekilde buna girişirsek bir şansımız olacaktır. Bunu umursuyorsak, umursuyoruz demekten daha fazlasını yapmalıyız. Harekete geçmeliyiz. Sokağa dökülmek zorunda olduğumuz son gün bu olmayacak tabii ama yeni bir başlangıç olacak. Size güveniyoruz.” 

Çağrıdan öte bir nevî meydan okuma gücündeki metin Açık Radyo’nun ‘İklimAcil!’ başlıklı haberciliği çerçevesinde Türkçeleştirildi. 

Epeydir işittiğimiz, gördüğümüz gibi iklim felâketiyle kamusal alanda mücadelenin başını gençler çekiyor ve çekmeye devam edecekler. Bu itirazın, bu kavganın ardında kuşaksal bir açmaz olduğu aşikâr. Yaşlıların ezici çoğunluğu rezil ettikleri dünyadan göçmek üzere ve “benden sonra tufan” sözünü her gün kanıtlamaktan bıkmış görünmüyorlar.  

Birkaç istisna bunların dışında iklim vurdumduymazlığı had safhada. Genelde ne olduğunun farkında değiller, okuduklarına bir anlam veremiyorlar zira ilk kez böyle bir şey oluyor hayatlarında ve sonunda tuhaf bir şekilde vakitleri yok!

Yaşlıların vurdumduymazlığına ilâveten gayet yaygın üç tavır söz konusu. İlki, iklim değişikliğinin reddiyesi. İkincisi, bilimcilik yani bilimsel ilerlemenin eninde sonunda iklim felâketini durduracağı faraziyesi. Üçüncüsü, toptancı siyaset.  

İklim değişikliği reddiyesinin ardında fosil yakıt tâcirleri, silâh tâcirleri, kirleten sanayi sahiplerinin dünya çapında fonladıkları satılık bilim adamlarının zihnisinir iddiaları var. Bunları sabah akşam tekrarlayan Trump gibi ümmî politikacılar resmi tamamlıyor. Ezici çoğunluğu hukuk, ekonomi ve sosyal bilimler eğitimi almış olan dünya politikacılarının iklim değişikliğini kavramaları zaten son derece zor. Akılları umumiyetle ermiyor. Adına “iklim cehaleti” diyebileceğimiz bu durum politikacılara mahsus olmayıp dünyada son derece yaygın. 

Zihnisinir iddiaları çürütmek üzere kurulmuş ve 26 dilde (Türkçe yok daha) yayın yapan bir websitesi mevcut. Anlayan anlamayan herkesin diline pelesenk olmuş, iklim değişikliğini reddeden 197 iddiaya cevap veren bir bölümü özellikle tavsiye ederim. Reddiyenin bir diğer boyutu da eskiden iklim değişikliğinin gözle görünmez olmasıyla ve yavaş gelişmesiyle ilgiliydi. Şimdi artık bu argüman geçerli değil.

İklim değişikliğini ciddiye almayan diğer tavır, bilimcilik. Bilime körü körüne inananlar yeni teknolojilerin eninde sonunda iklim değişikliğini terine çevireceğine de inanıyor. Ne var ki, ne bu yönde bir küresel çaba var, ne bugüne kadar yapılanlar yeterli ne de vakit var! Hızla değişen iklim artık geri döndürülemez bir aşamada. 

Üçüncüsü gelende sol çevrelerde hâkim olan toptancı çözüm. Var olan sistem değiştirilince bütün diğer sorunlar gibi iklim değişikliği sorunu da çözülecektir diyen tembel kafa. Sorunun yönetimde hatta yöneticide ya da başkanda olduğunu, başkan değişince her şeyin güzel olacağını ezberlemiş, ileriye bakmaktan önündekini görmekten aciz bir yaklaşım.  

Söz konusu üç tavrın, iklim değişikliğinin reddiyesinin, teknokratik bilimciliğin ve toptancı siyasetin ortak yanı doğayı bir meta olarak görmek.  

Gençlerin itirazı da tam bu yaklaşıma karşı. Basit bir ekoloji savunuculuğunun ötesinde kapitalizmin 18. yüzyıldan bu yana hep genleşerek dayattığı yaşam biçimlerini ve insanın dünyadaki yerini sorgular nitelikte. Sonsuz büyüme obsesyonuyla harmanlanmış ve doğayı meta olarak gören beşeriyet için en büyük tehlikenin ta kendisi olduğu gerçeğini, yaşlıların yüzlerine vurur nicelikte. Çevre krizinin varoluş krizine dönüştüğünü görmek istemeyenlere diklenmeleri bunlardan ötürü ve itirazları daha yeni başlıyor. 

Gençler eski paradigmaların tek doğru olarak kabul ettiği pek çok yaşam biçimine itiraz etmekle kalmıyor, farklı yaşıyorlar. Yaşayan türler arasında hiyerarşi gütmeyen, insanın üstünlüğünü reddeden, vegan hayatlar yaşayan, uçağa binmeyen, alışverişi asgarîye indiren ve sistemin dayattığı doğruları altüst edenler de gençler.  

Sözün özü, iklim değişikliği artık hayat değişikliği demek!

Bitirmeden iklim değişikliğinin ana sorumlusu kapitalist sistemin gidişattan giderek rahatsız olduğunu hatırlatalım. İklimin kara kaşı kara gözü için değil, böyle giderse kârlar azalacağından, masraflar artacağından… İklim grevcilerinin verdiği bilgilere göre fosil yakıt yatırımlarından çıkan sermaye 11 trilyon dolara ulaşmış durumda!  


 

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.