Karadeniz'den sonra Ege'de de 'katliam': 'Depreme kapı aralanıyor'

AKP iktidarı sırasında doğayı tahrip eden çok sayıda proje hayata geçirildi. Onlardan en bilineni Karadeniz'deki HES'ler. Yani hidroelektrik santralleri. 

Şimdilerde ise benzer bir tahribat Ege'de gerçekleştiriliyor. Jeotermal enerji santralleri (JES) kurularak hem kamu kaynakları buraya ayrılır hem tarım arazileri tahrip ediliyor hem de deprem felaketine kapı aralanıyor.

Gazete Duvar yazarı Bahadır Özgür, "Seferihisar’ın boğazına çökenler kim" başlıklı, 2 Aralık tarihli yazısında, "

Sakin şehir Seferihisar ile limanı, surları özgün mimarisiyle ünlü Sığacık’ta neler oluyor" sorusunu sordu.

"Zira HES’ler nasıl Karadeniz’in derelerini kurutmuş ve yeni felaketlere yol açmışsa, jeotermal enerji santralleri (JES) de Ege’nin belalısı haline geliyorlar. Ve alarm zillerinin çaldığı esas yer Seferihisar-Sığacık hattı. Jeotermal kaynaklar bakımından Türkiye’nin en zengin bölgesi. Zengin çünkü, aktif fay hatları kaynıyor. JES’lerle alakalı bu hayati konuyu işin uzmanları sürekli dile getirse de kamuoyunun dikkatinden özellikle kaçırılıyor. TMMOB’a bağlı odalara yönelik siyasi baskıların, tıpkı TTB’de olduğu gibi, faaliyetlerini kriminalize etmenin bir nedeni de bu" uyarısında bulunan Özgür, deprem ve jeotermal kaynaklar arasındaki bağa dair Çevre Bakanlığı'nın hazırladığı bir rapora da dikkat çekti.

"Daha açık nasıl söylenir? JES’ler depremi tetikleyebilir!" tepkisini gösteren Özgür, yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"Dolayısıyla felaketler sadece kamu kaynaklarının şirketlere aktarılması, tarım arazilerinin tahribatı, doğal yaşamın yok edilmesiyle sınırlı değil; inşaat rantının yıkıcı gücü, enerjiyle birleşerek afetlerin tetikçisine dönüşüyor.

İşte sıra Seferihisar’a geldi...

Küçük Menderes Enerji Petrol Jeotermal Maden Elektrik Üretim Mühendislik ve İnşaat A.Ş. Orhanlı ve Yeniköy’de tam 14 jeotermal kuyusu açma izni aldı ve faaliyete geçti. Yöre halkı projeye kaşı direniyor, ÇED izinlerinin dahi olmadığını söylüyorlar. Şirketin sahibi, BM Holding’in de sahibi olan Bülent Kuyumcu.

Ancak ilişkiler ağı tuhaf şekilde dallanıp budaklanıyor. Zaten yenilenebilir enerjide lahanavari şirket yapılanmaları hayli yaygın. Nedense büyükler halkın karşısına doğrudan çıkmak konusunda tedirginler. Bunun nedenini de yine EBRD’nin raporundan öğreniyoruz: “Son dönemde projelere karşı artan bir kamuoyu tepkisi dikkat çekiyor.”

Çekindikleri, korktukları esas mesele her seferinde karşılarına köylülerin dikilmesi. Eskisi gibi iş, ranttan pay verme vaatleri işe yaramıyor çünkü. Şirket-hükümet-jandarma güç birliğinin sergilediği ve giderek dozu yükselen aleni şiddeti açıklıyor bu durum. Sahadaki birkaç mühendis, taşeron işçiler ve adı sanı önceden bilinmeyen şirket tabelaları halka karşı oluşturulmuş devasa bir korporasyonu gizliyor.

Küçük Menderes’in yönetimine 2019 yılında giren EMD Enerji Merkezi Danışmanlık şirketi; HES’lerden termik santrallere, jeotermalden güneş enerjisine, rüzgâr enerjisine kadar geniş bir alanda hizmet sunuyor. İşi, kredi veren bankalar adına projeleri sahada denetlemek, riskleri, harcamaları raporlamak. Aynı yıl yönetim kuruluna başkan vekili olarak, Zorlu Enerji Yönetim Kurulu’nda Yatırımlar, İşletme ve Bakımdan Sorumlu Genel Müdür olan Ali Kındap’ın kızı Ayça Şirin Kındap da dahil oldu.

Bölgede Zorlu’dan Akfen’ine, Kipaş’tan Çinli şirketlere, Çelikler’den Bereket Enerji’ye herkes faaliyet yürütüyor zaten."

 

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz