Gazeteci Mevlüt Öztaş’ın kızı: Babam kelepçeyle kemoterapi görüyor

“Babam şuan hastanenin bodrum katında demir parmaklıklı bir odada, yatağına bağlanarak, kelepçeyle kemoterapi tedavisi görüyor…”

Bu sözler, 2018 yılının şubat ayından bu yana tutuklu olan KHK ile kapatılan Cihan Haber Ajansı muhabiri Mevlüt Öztaş’ın kızı Büşra Öztaş’a ait. 

Ölümcül koronavirüsün sıçradığı cezaevlerinden her gün yeni bir insan hakkı ihlali haberi geliyor. İnfaz yasası adı altında çıkan özel afla suç örgütü liderleri tahliye olurken, kapsam dışında bırakılan gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler, hukukçular adaletsiz bir şekilde halen cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Cezaevlerinde bulunan ağır hasta durumunda olan tutuklu ve hükümlüler de koronavirüs nedeniyle yüksek risk altında. 

Yüksek risk altında olan isimlerden biri de gazeteci Mevlüt Öztaş. Hakkında dokuz yıl üç ay hapis cezası verilen Mevlüt Öztaş’ın dosyası şu an İstinaf sürecinde. Daha önce Uşak E Tipi Cezaevi’nde bulunan Öztaş, daha sonra ise Afyon Cezaevi’ne sevk edildi. Öztaş, bir ay önce Ankara Ankara Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmıştı.

Daha önce de tutuklu kaldığı sürede fıtık ve safra kesesi ameliyatı olan gazeteci Öztaş’ın sağlık durumu böbrek yetmezliği ve hipertansiyon ile birlikte ciddiyetini koruyor. Öztaş’a son olarak pankreas kanseri konuldu. Ağır hastalık durumuna karşın tahliye edilmeyen Öztaş, bir hastanenin bodrum katında demir parmaklıklı bir odada kelepçeyle kemoterapi görüyor.

d

Bu duruma isyan eden kızı Büşra Öztaş, Twitter’dan sesini duyurmaya çalışıyor. Büşra Öztaş, “Babamın kanser gibi zorlu bir hastalıkla herkesin sahip olduğu şartlarla, kelepçesiz, demir parmaklıksız bir odada tedavi görecek kadar insan hakkı olduğunu düşünüyorum. İnsan hakkını talep etmek zorunda kaldığım için çok üzgünüm” diyor.

Babasının dört hafta önce kendilerine bilgi verilmeden ameliyat olduğunu belirten Öztaş, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Cezaevine geldiğinde yeni ameliyattan çıkmış olan babamı hücreye almışlar karantinada kalması gerektiğini söyleyerek. Kendisi telefon görüşünde anlatınca öğrenmiş olduk. Sonraki telefon görüşünü iple çekerken babam bizi aramadı. Neden aramadığını, hastaneye tekrar kaldırıldığını bile uzun uğraşlar sonucunda öğrenebildik. Bu sefer hastane durumu hakkında bilgi vermeyip buraya gelmeniz gerekli dendi ancak biz şehir dışı yasağı sebebiyle gidemiyorduk.

Hastane ve cezaevi bize rapor vermediği için Ankara'ya gitme iznini emniyetten alamadık. Sadece haber almak hastaneye kaldırılış sebebini öğrenmek istiyorduk ancak ailesine, bizlere bu bile çok görüldü. Raporu hastaneye gidince almak üzere emniyetten izni aldık, hastaneye gittik.”

Cezaevinde bulunduğu süre içerisinde böbrek ve karaciğer yetmezliği ile hipertansiyonu başlayan babasına bu kez de kanser teşhisi konulduğunu öğrendiklerini söyleyen Öztaş, “Tehlikeli bir bölgede olduğunu ve dördüncü evre olma ihtimalini de hastaneye gidince öğrenmiş olduk. Kanser türü itibariyle hızlı yayılıyormuş” diyor.

Öztaş, babasını cam arkasından bile görmelerine izin verilmediğini belirtiyor ve ekliyor: “İzin verilmeden dönmek zorunda kaldık.”

b

“Babam şuan hastanenin bodrum katında demir parmaklıklı bir odada, yatağına bağlanarak, kelepçeyle kemoterapi tedavisi görüyor. Bizim için babama konulan tanı zaten yeterince zor” diyen Öztaş, şöyle devam ediyor:

“Babamı göremiyor, hakkında yeterince bilgi alamıyoruz. İstinafta bulunan dosyasından umutluyuz. Babamın bu zor dönemde sağlık durumu göz önüne alınarak tahliye olmasını, tedavisine en azından kemoterapiden çıktıktan sonra alınacağı hücrede değil evinde devam etmesini istiyoruz. Babamın kanser gibi zorlu bir hastalıkla herkesin sahip olduğu şartlarla, kelepçesiz, demir parmaklıksız bir odada tedavi görecek kadar insan hakkı olduğunu düşünüyorum. İnsan hakkını talep etmek zorunda kaldığım için çok üzgünüm.”