Umit Kardas
Mar 22 2018

Guantanamo'yu hatırlamak

Cumhurbaşkanı Erdoğan 15 Temmuz 2017’de yaptığı konuşmada terör suçlularına tek tip kıyafet uygulamasını savunurken Guantanamo kampını örnek olarak verdi. 23 Aralık 2017 tarihli 696 sayılı KHK ile de terör suçlusu tutuklulara 12 Eylül’de olduğu gibi tek tip kıyafet uygulanması imkanı  getirildi.

Bu nedenle Guantanamo’da yaşananları hatırlatmak zarureti doğdu.1903'den beri, Guantanamo Körfezi’nde 121 km²'lik Küba'ya ait bir alanı, ABD 4000 Dolar senelik bir kira karşılığında kullanmakta.Bu alanda ABD’ye ait askeri bir üs bulunuyor.

Otoriter bir rejimin hüküm sürdüğü bir ada devletinde uluslararası hukukun ve tüm hukuksal birikimlerin yok edildiği bir yabancı ülke üssü. Tüm dünya bu duruma seyirci kalırken, ada devleti de kendi topraklarında buna imkan sağlamakta.

20. yüzyılın son çeyreğinde, Guantanamo Askeri Üssü denizlerde yakalanan Kübalı ve Haitili mültecileri tutmakta kullanılmıştı.1990'ların başında ise askeri darbe sonucu Haiti'den kaçan Haitilileri barındırmıştı.

Kuzey İttifakı’nın Kabil’in denetimini ele geçirdiği gün, II. Bush Guantanamo hapishanesinin kurulmasına başlanmasını ve yakalanan kişilerin yargılanması için özel askeri komisyonların kurulmasını emrediyordu.

Gitmo da denilen bu kampta, başta Afganistan olmak üzere çeşitli ülkelerde ele geçirilen, El-Kaide ve Taliban ile ilgisi olduğundan şüphelenen kişiler tutuldu. Üç bölüme ayrılan kampta Kamp Delta , Kamp İguana bulunmakta. Kamp X-Ray ise kapatılmış durumda.

Guantanamo Körfezinin bir askeri hapishane olarak kullanılması insan hakları örgütleri ve birçok farklı kesimin eleştiri ve protestolarına neden oldu. Bu örgüt ve kesimler tutukluların işkence gördüğü veya kötü şart ve uygulamalara maruz kaldığını belirtip, buradaki tutuklularının yasal durumlarının belirsizliğine işaret ettiler.

Zira Guantanamo'da tutulanlar, ne savaş suçlusu ne de adi suçlu olarak tanımlanmakta. ABD yasal sistemine başvuramadıkları gibi ABD yasal sisteminden herhangi bir gözden geçirme de talep edememekteler.

Böylece II.Bush yönetimi “yasadışı savaşçılar” olarak nitelendirdiği kişileri savaş esiri olarak kabul etmiyor, ABD tarafından kabul edilmiş olan 3.Cenevre sözleşmesine göre yetkili bir mahkemeye sevkedilmelerini, temyiz haklarını diğer bir deyişle adil yargılanma haklarını tanımadan Guantanamo’da yargısız infaz yapmak istiyordu.

Bush yönetimi, uluslararası hukuka ve Amerikan hukukuna yabancı bir kavram yaratarak 3. Cenevre Antlaşması'nın tutuklanmış el-Kaide veya Taliban savaşçılarını kapsayamayacağını öne sürmüştü.

ABD politikasını eleştirenler, yönetimin 'savaş suçluları' ile 'yasa dışı savaşçılar' arasında bir ayrım yaratmaya çalışmak suretiyle Cenevre Antlaşması'nı ihlal ettiğini öne sürmekteler.

General Pinochet’nin dokunulmazlığının kaldırılmasında önemli rol oynayan İngiliz yargıç Lord Johan Steyn bu komisyonlarda bulunacak askerlerin birer sorgu amiri, duruşma avukatı ve yargıç olarak görev yapıp, idam cezaları verildiği durumlarda da infazı yerine getirecek cellatlar olarak sadece Başkan Bush’a karşı sorumlu olacaklarını belirtiyordu.

Nitekim Avusturalyalı bir zanlının askeri avukatı olan Binbaşı Micheal Mori, sözkonusu komisyonların adil yargılama sağlayamayacağını, yasal sürecin sadece mahkumiyet isteyenlerce oluşturulduğunu belirterek, müvekkilinin nizami bir askeri mahkemede yargılanmasını dahi yeğlemiş bulunuyordu.

2002 yılında Delta kampında, El Kaide ve Taliban zanlıları olarak yakalanmış 42 ulustan 660 esir rehin durumunda bulunuyordu. Turuncu tek tip kıyafetlerle akıllarda kalan  ve akıl almaz işkence türleri, cezaevinde ölümler ve hak ihlalleri nedeniyle yıllardır insan hakları örgütlerince protesto edilen ve kapatılması istenen Guantanamo’da halen 41 tutuklu bulunmakta.

Evrensel İnsan Hakları Bildirisi’nin 5. maddesinde hiç kimsenin işkenceye, zorbaca, insanlık dışı, onur kırıcı cezalara ve işlemlere çarptırılamayacağı, 9. maddesinde hiç kimsenin keyfi olarak tutulamayacağı, alıkonamayacağı, ya da sürülemeyeceği , 11. maddesinde hiç kimsenin açık yargılama olmadan ve savunma hakkı tanınmadan suçlanamayacağı belirtilmiş bulunuyor.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi kişi özgürlüğü ve kişi güvenliğini düzenlemekte ve hukukun öngördüğü bir usule uyulmadıkça hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngörmekte. 

Aynı sözleşmenin 6. maddesi de adil yargılanma hakkının unsurlarını açıklamakta.Bu düzenlemeler karşısında Guantanamo’da yaşananlar utanç verici.

Uluslararası Af Örgütü Amerikalar Direktörü Erika Guevara Rosas, konu hakkında yaptığı açıklamada şu ifadelere yer veriyor: “Yıllar içinde Guantanamo, uluslararası ölçekte kabul gören adalet ve insan hakları standartlarını bütünüyle ihlal ederek herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın işkence, örtülü iade ve süresiz gözaltı uygulamalarının sembolü haline geldi. Kapatılması hem zorunlu hem de son derece gecikmiş bir adımdır.”

Guantanamo’yu kapatmak, 2008’de ABD Başkanı seçilen Barack Obama’nın en önemli seçim vaatlerinden biriydi. Ancak Obama, Kongre’den çıkan engeller nedeniyle vaadini yerine getiremedi, ufak değişikliklerle kampın açık kalmasına karar verdi. 

ABD Başkanı Donald Trump, 31 0cak 2018’de insan hakları ihlalleriyle uzun süredir tartışılan Guantanamo Körfezindeki tutukevinin açık kalması için başkanlık kararnamesi imzaladığını açıkladı.

ABD Kongresinde yaptığı ilk "Birliğin Durumu" konuşmasında da "Bugün bir sözümü daha tutuyorum. Bakan Mattis'e askeri alıkoyma politikamızı yeniden gözden geçirme ve Guantanamo Körfezindeki tutukevini açık tutma talimatı veren bir başkanlık kararnamesi imzaladım" ifadelerini kullandı.

Trump, bu konudaki hukuk tanımazlığını 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası ‘terör zanlılarının’ kaçırılması, ‘kara delik’ denilen merkezlerde esir alınması ve sualtı işkencelerinden geçirilmesi programının kilit ismi olduğu belirtilen Gina Haspel’i CIA Direktörlüğü’ne aday göstererek ortaya koydu.

İktidar, Guantanamo’dan 22 yıl önceki 1980 askeri darbesi döneminin insan haklarına aykırı uygulamalarını tekrar ederek ve evrensel hukuka zehirli bir miras bırakan Guantanamo’yu referans göstererek barışı, adaleti, adil yargılanma hakkını ve hukuk güvenliğini sağlayamaz.