Ali Yurttagül
Tem 07 2018

CHP’nin İnce Sorunu

CHP yine karıştı. Erdoğan’ın seçim zaferi, parti ve adayı İnce’nin yenilgisi göz önüne alınırsa, normal diyebilirsiniz. Ama İnce’nin kendisini aday yapan, Millet İttifakının mimarı Kılıçdaroğlu’na yerel seçimler arifesine kazan kaldırması, ulusalcı kanadın ruh halini tüm berraklığı ile yansıtıyor.

Bu kazan kaldırışı ile İnce’nin güvenilir olmadığı, hatta nankör olduğu da anlaşıldı. Ne demişti adaylığı ilan edildiği günlerde. Kılıçdaroğlu’nun bu jestini unutmayacak, ona “karşı hiçbir zaman aday olmayacağım”, dememiş miydi? Meğer adaylıkta ısrarı CHP’nin başına geçmek içinmiş. İnce’nin CHP adayı yapılması hataydı...

Kendi reklamımı yapmak için değil, tespitlerimin bugün de geçerli olduğunu düşündüğüm için, aday ilan edildiği günlerde yazdığım satırları sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum: (Ahvalnews2.com 6 Mayıs 2018)

“Nihayet sular duruldu ve Muharrem İnce CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı. Umduğumuz, 15 transferle İyi Parti’nin seçimlere katılmasını sağlayan girişime benzer, güzel bir sürpriz yaşamadık. Mümkündü, olmadı...
İnce’nin seçilme şansı sıfır. İkinci tura kalırsa, Erdoğan’ın farkla kazanacağından emin olabilirsiniz. Niçin bu kadar emin konuşuyorum? Açayım...

İnce’nin ilk açıklamasını iki defa dikkatlice okudum, cümle cümle. Göze çarpan iki mesaj var. Birinci ve öne çıkan mesaj “Erdoğan”, Türkiye projesi değil. Erdoğan’la sidik yarışı (sorry). Ego ve narsisimin öne çıkacağı iki kampanyanın hangisi kazanır derisiniz?

İki, İnce CHP’nin ana akımını temsil eden bir politikacı değil.

Ulusalcı kanadın adayı. CHP başkanlığı için sunduğu parti meclisi listesine kısa bir göz atmak, ulusalcıların buluştuğu bir platformda gezindiğini görmek için yeterli. CHP’nin bu kanadı sadece parti teşkilatı içerisinde değil, CHP’nin oy tabanında bile marjinal.

Katı laik bu kanatta demokrasi kültürü hiçbir zaman derinlemesine kök salmadı. Bu yüzden Erdoğan/Bahçeli ittifakına uzak değiller.

Ulusalcı bu kanadın Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunda Erdoğan/Bahçeli/Perinçek ittifakı ile birlikte hareket etmeleri sürpriz değildi. Hukuk devletinin çöküşünden onlar da sorumlu. Cumhuriyet davasında Balbay ve tayfasının nerde durduklarını, yaşamadık mı?

Üç, İnce adaylığının ilk konuşmasında FETÖ ve PKK ile mücadeleye geniş yer ve önem veriyor. Anlaşılır diyeceksiniz, haklısınız. Ama konuşmasında Kürtlere mesaj yok, inanç özgürlüğü gibi temel haklara vurgu yok. PKK ve FETÖ ile ilişkilendiren, Cumhuriyet gazetesi saflarına kadar uzanan, on binlerce, “terörist” suçlaması ile tutuklu olan, mallarına el konulan, işkence gören mağdurlar yok.

Bu konuda Saadet adayı Karamollaoğlu kadar bile cesur değil. Karamollaoğlu hiç değilse “Kürt kardeşlerimiz” diyebiliyor. İnce demiyor, çünkü ulusalcılar için “Kürt kardeşlerimiz” terim olarak yanlış, böyle bir şey yok. İkinci tura kaldığında İnce bu gölgesini aşamaz kanaatindeyim. Kürtler yine tüm kırgınlıklarına rağmen Erdoğan’a oy verirler veya sandığa gitmezler.

Dört, İnce’nin ikinci tura kalması Erdoğan için arayıp bulamadığı bir fırsat olur, Gezi’den beri aradığı meydana ulaşır. Erdoğan Gezi olaylarından sonra tüm stratejisini Müslüman-Laik kutuplaşması üzerine kurdu.

Dili, politikası tüm eylemleri ile Türkiye’yi bu iki kelime ekseninde kutuplaştırmaya çalışıyor. En az yüzde 70 gibi bir “Müslüman” çoğunluğa dayanan bu kutuplaştırma politikasından kazançlı çıkacağını düşünüyor. İnce’nin Erdoğan’ın bu tuzağına en uygun politikacı olduğundan emin olabilirsiniz.

Kutuplaşmayı Müslüman/laik değil, Hukuk devleti, sosyal haklar, ekonomi, demokrasi, Avrupa Birliği gibi konuları öne çıkaran, oylamayı Despotizm ile Hukuk devleti seçimine dönüştürebilecek bir aday değil İnce.

İzmir’de 3, İstanbul’da 5 milyona konuşan ve %30 oy alan kampanyasından sonrada bu tespitlerim değişmiş değil. Diyarbakır seyahati, Demirtaş ziyareti doğruydu, ama söylemi Demirel, Erdoğan’ın Kürt söylemini aşmadı.

“CHP’yi aşan oy potansiyeli” tezi ise hayal ürünü. Aklımın köşesinden geçmezdi İnce gibi bir politikacıya oy vermek, ama ilk turda verdim. Verdim, çünkü ikinci tura kalırsa seçilme şansı için ilk tur sonucu önemli olduğu için. Benim gibi insanlardan oluşuyor İnce oylarının üçte biri. İnce’ye değil Millet İttifakına idi bu oylar. Akşener önde görünse, ona verecektim.

Tekrar vurgulamak isterim. İnce Erdoğan ve AKP kurmaylarının arasalar bulamayacakları bir rakip, Baykal gibi. Kampanyalarını Müslüman/Laik ekseninde şekillendirebilecekleri, hukuk devleti/despotizm alternatifinin gündeme gelmeyeceği bir kırılma ve seçim hattı. Millet ittifakı ile Erdoğan’ın bu stratejisi kaybetmişti. İnce’nin öne çıkması ile Millet ittifakı kaybetti.

En az ince kadar başarılı bir kampanya gerçekleştiren Karamollaoğlu’nun hezimetini başka türlü açıklamak mümkün değil. Tüm veriler Saadet tabanının %5-6 civarında oy potansiyeli olduğunu söylüyordu. Bu seçmen kitlesi gerçekten var ve referandumda “hayır” oyları ile görünür olmuştu. İnce bu oylara hitap edemediği gibi, Erdoğan’a kaymalarını sağladı.

İstanbul’un seçmen haritasına üstünkörü bir göz atmak, son yerel seçimler, referandum, ve İnce oylarını karşılaştırmak, %30 oy masalını anlamak için yeterli. İnce hem referandum, hem yerel seçimlerde CHP oylarının çok gerisinde kaldı.

Kutuplaşmayı Müslüman/laik değil, hukuk devleti, sosyal haklar, ekonomi, demokrasi, Avrupa Birliği gibi konuları öne çıkaran, oylamayı despotizm ile hukuk devleti seçimine dönüştürebilecek bir politika ile kazanır CHP, İnce ile değil.

Tabii demokrasi meselesinde güvenirlik ile. Mesela en az Karamollaoğlu kadar cesur olup ana dilde eğitim hakkı gibi konularda elle tutulur berrak bir politika ile. İnce ana dilde eğim meselesine hiç dokunmadı, çünkü karşı....

Ekonomi ve Sosyal Meseleyi nerde ise hiç seslendirmedi İnce. Erdoğan ekonomide sıkıştığı için seçimleri öne almasına rağmen.

CHP sosyal meseleyi Baykal ile AKP’ye kaptırdı. İstanbul seçmen haritası bu gerçeği belgeler nitelikte. Erdoğan’a oy veren yoksul milyonların kalbini kazanmadan, inanç özgürlüğüne sahip çıkmadan, demokrasi meselesi ve hukuk devleti meselesini politikanın merkezine koymadan, Kürtlerin kalbini kazanmadan Erdoğan ve despotizmini aşamaz CHP. Sorun lider meselesi değil. Umarım delegeler bunun farkındadır.