'CHP'nin özgürlüğü, laikliği hatırlaması ve 1930'lardan 2020'lere gelmesi lazım' - Prof. Baskın Oran

Türkiye ile Fransa arasında Doğu Akdeniz ve Libya üzerinden başlayan gerilim giderek tırmanıyor.

“Fransa- Türkiye arasında tırmanarak üremekte olan ve  kişisel düzlemde de Erdoğan’ın Macron’u karşısına alarak genişlettiği, tırmandırdığı bir gerilim söz konusu” diye konuşan Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Prof. Baskın Oran ile birlikte Fransa-Türkiye krizini ufuk açan bir yerden okuyor.

 Ufuk Turu’nda, Fransa Türkiye krizi Prof. Baskın Oran’ın Ahval’de yayımlanan, “Herodcular ile Zelotları ayırt edebiliyor musunuz?” son yazısından hareketle eleştirel bir bakış açısı ile ele alınıyor.

Yavuz Baydar ve Baskın Oran’ın Ufuk Turu’ndaki eleştirel sohbetinden öne çıkan bazı bölümler şu şekilde:

Baskın Oran: “Ünlü şarkiyatçı Arnold Toynbee 1948 yayınladığı kitapta şunu teorileştirdi. Geleneksel bir toplum kendinden güçlü bir uygarlıkla karşılaştığı zaman ne tepki verir? Toynbee iki tür tepkiden bahsediyor. 

Bunlara “Herodcular” ve “Zelotlar” diyor. Adını, Helenizm’den çok etkilenmiş Yahudi Kralı Büyük Herod’dan (Hirodes) alan Herodculara göre güçlü bir uygarlıkla karşılaştığı zaman, eğer o uygarlığın ilkelerini ve yöntemlerini kabul edip uygulamazsan onunla boy ölçüşemezsin.

Hatta Toynbee baş Herotçu olarak Mustafa Kemal’i gösteriyor… Bugün İngilizce’de Zealot yobaz demektir. Zelot, Roma’ya isyan eden Yahudi cemaatinin adı. Zelotlar Yahudi toplumunun geleneksel değerlerine sımsıkı bağlı kalarak Roma ile kafa kafaya tokuşturma taraftarı.

Toynbee kitabında baş Zelotçu olarak Arabistan’daki Vahhabileri gösteriyor. Biz onları Selefi olarak biliriz….

Türkiye Cumhuriyeti kurulur kurulmaz Herodcular yani ‘Batı'nın değerlerini benimsemezsem Batı ile baş edemem’ diyenler, Mustafa Kemal önderliğinde yukarıdan devrim başlattılar. Yukarıdan devrim nedir: Hukuku değiştirmek yoluyla düzeni değiştirmek. Artık ulusal devlet olacaktı. Ümmetten ulusa geçiş olacaktı. Sultan’ın tebaası sayılan insanlar da vatandaş olacaktı. Tabi ki bu kolay iş değildi...

2001 Ekim’de Türkiye’de ikinci bir çağdaşlaştırma hamlesinin başladığını görüyoruz. Anayasa değişiklikleri ve sekiz tane AB uyum paketi çıkarılacak. Bunların amacı 1930’larda kurulan ulus devletin gidip demokratik devletin ve insan haklarının gelmesi artık mecburi vatandaşın, gönüllü vatandaşa dönüşmesiydi. İşte tam bu sırada çok ilginç iki vaka ortaya çıktı.

Birincisi 2002’de AKP iktidara geldi. Bu AKP 1920’lerdekiler Zelotçuların torunlarıydı. Buna rağmen ilginçtir ki Herotçuluğu yani AB uyum paketlerini çok ciddi bir biçimde sürdürdüler. 

CHP ise birden bire inanılmaz bir şekilde 2000’lerdeki bu Batılılaştırma çabasına ulusalcı bürokrasi eliyle tam bir Zelot tepkisi gösterdi. Özellikle Kürtleri sisteme dahil etmek isteyen, bireysel özgürlük kurmak isteyen demokrasiyi getirmek isteyenleri milli güvenlik devleti adına baltaladılar. CHP 1930’ları özlüyordu. 2000’lerde 1930’culuk yapmak gericiliktir.

Fransa’da insanların boğazı kesilerek öldürülmesine CHP’nin tutumu çok önemli çünkü ne zaman yurtdışına bir asker gönderme tezkeresi gelse hazırola geçiyor. Şimdi de AKP, MHP ve İP ile birlikte ortak bildiri yayımlıyor.”

Yavuz Baydar: “Senin Tepkin ne oldu bu bildiriye?”

Baskın Oran: “Benim tepkim aynen HDP’nin açıklamasında verdiği tepkidir.”

Yavuz Baydar: “Ama bu açıklamada da birçok problem görenler var, bunun içinde HDP’liler de var. Mithat Sancar aracılığıyla yapılan açıklamanın son derece problemli olduğunu düşünenler var. Onlar için bu açıklama doğrudan doğruya ‘ifade özgürlüğüne biz karşıyız’ demek anlamına geliyor…”

Baskın Oran: “Şimdi ifade özgürlüğü ile hakaret arasında bir fark gözetmek lazım.”

 Yavuz Baydar: “Hayır, bu görüşü savunanlara göre, hakaretle ilgisi yok. Yani bir karikatür yayımlanıyor. Muhammed Peygamberle ilgili olarak. Burada sadece mizah var ironi var.”

Baskın Oran: “Ama sürüyle insan bunu hakaret olarak algılıyor.”

Yavuz Baydar:  “Evet ama Cumhurbaşkanı Erdoğan da kendisiyle ilgilli yüz binlerce şeyi hakaret olarak algıladı…”

Baskın Oran: “Bu konuda seninle farklı düşünmüyorum. Benim Laiklikten anladığım, vatanseverlikten, Herotçuluktan, demokrasi ve Batı dostluğundan anladığım en azından CHP’nin Samuel Paty’nin böyle katledilmesine tepki veren bir bildiri yayınlamasıydı. 

CHP’nin Fransa’ya bir geçmiş olsun mesajı yollamış olması gerekirdi. CHP ne yaptığının zerre kadar farkında değil. Erdoğan-Macron kavgası sonucu yayımlanan karikatürlerin her biri Erdoğan için binlerce oy demek.

Şimdi bakalım önümüzde ne var, sahte Herotçular ile Zelotçular arasında nasıl debeleneceğiz…”

*Ufuk Turu’nun tamamını Ahval Youtube kanalından izleyebilir veya podcast formatında Spotify ve Soundcloud’dan dinleyebilirsiniz.