CHP’ye içeriden tuzak mı kurulmak isteniyor?

CHP’de olağan kurultay yaklaştıkça, partiden çok siyasi iktidara yakın medyada kulisler hızlanmış görünüyor. Çıkan haber ve yorumlara göre; siyasi iktidara yakın medya, 28-29 Mart’ta yapılacak 37. Olağan Büyük Kurultayı’na Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına rakip çıkarma ya da onu yıpratma misyonuna soyunmuş izlenimi veriyor. Gün geçmiyor ki, bu niyeti açık olan haber ya da yorum çıkmasın.

Ama hedeflenenin aksine kurultayda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu güçlü bir aday.

Kılıçdaroğlu’nun güçlü bir aday olmasında kuşkusuz onun, yerel seçimlerde elde edilen başarının siyasi mimarı olmasının büyük payı var.

Kılıçdaroğlu bu siyasi mimarlığı sürdürmeyi istiyor. Amacı sadece İYİ Parti ile sürmekte olan Millet İttifakı’nı korumak değil, bu ittifakı genişletmek. Kılıçdaroğlu’nun hedefi, İYİ Parti olan ikili ittifakı daha geniş bir demokrasi koalisyonuna dönüştürmek.

Bu hedefin bir parçası da, geride kalan tek adaylı il kongreleri idi.

Kılıçdaroğlu’nun başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere il kongrelerinde tek adayla gitmesi siyasal bir tercihtir. Ancak il kongrelerinde çıkan seçim sonuçlarına, yapılan tartışmalara ve yaşananlara baktığımızda, bu tercihin nedenlerinin genel merkez tarafından örgütlere ikna edici biçimde anlatılamadığı gerçeği vardır.

Ya da iradi olarak anlamak istemeyen bazı grupların olduğu gerçeği.

Sonuç olarak il kongrelerinde seçilen kurultay delegeleri arasında sayısı az olsa da, mevcut parti yönetimine mesafeli bir grubun olduğu açık.  

Bütün tartışma bu sayının ne kadar olduğunda.

Siyasi iktidara yakın medyada yazılanlara bakılırsa bu sayı, 400 ile 600 arasında değişiyor.  

Gerçekten bu kadar yüksek oranda delege mevcut yönetimden rahatsız mı?

Bu kadar delege alternatif bir aday çıkmasına yeter mi?

Ya da Kılıçdaroğlu’nun meşruiyetinin tartışılmasının yolunu açar mı?

Siyasi iktidara yakın medyanın bu sorulara cevabının “evet” olduğu açık.

Peki, gerçekten durum ne?

Son günlerde ben de yukarıdaki soruların cevaplarını aradım. Konuştuğum parti yetkilileri ve milletvekilleri, bu sayının bilinçli olarak abartıldığını söyledi.

“Neden” diye sorduğumda ise, “Bu tür haber ve yorumlar CHP’ye içerden bir tuzak kurma girişimi” cevabını aldım.

Partinin bir üst düzey yöneticisinin mealen söyledikleri şunlar:

“Siyasi iktidar ve MHP’nin en büyük hedefi Millet İttifakı’nı bozmak. Bunu kendileri da açık açık söylediler. Bunu her iki parti üzerinden deniyorlar. İYİ Parti’yi istifalarla, CHP’yi de kurultay üzerinden yıpratmaya çalışıyorlar. Çıkan bu haber ve yorumları iyi niyetli okumak mümkün değil. Kemal Bey’i tanıyanlar bilir ki, kurultayda karşısına aday çıkmasına itirazı olmaz. Kurultay olmadan, seçilecek yeni yönetimi meşru olmadığı algısını oluşturuyorlar. Bu CHP’ye, CHP’li kongre delegeleri üzerinden kurulmak istenen bir tuzaktır. Ama biz delegelerimize güveniyoruz.

Elbette, süreçten memnun olmayan delegelerimiz olabilir. Bizim sorumluluğumuz onların tercihlerine saygı duymak ama aynı zamanda onları kazanmaktır. CHP’de her kurultayda çıkan anahtar PM listesi delinir. Bu delegelerin özgür iradesinin yansımasıdır. Kemal Kılıçdaroğlu bundan da rahatsız olmaz.”

Yöneticilerin genel görüşleri bu şekilde.

Peki, gerçekten Muharrem İnce ya da İlhan Cihaner ya da bir başkası aday olabilir mi?

Aday olmaları önünde hiçbir engel yok. Gerekli imzayı topladıklarında aday olur ve kurultayda konuşma yaparak delegeden oy isteyebilirler.

Ancak esas sorun, olası adaylıkların delegede bir karşılığının olup olmayacağıdır?

Ve bu sorunun cevabı, karşılıklarının olmadığıdır. O yüzden adları aday olarak çıkan isimler üzerinden verilen mesaj, aday çıkarmak değil, oy kullanmamak ya da liste delerek genel başkan ve parti yönetimine mesaj verilmesi ve genel başkanın meşruiyetinin tartışılmaya açılması amaçlıyor.

Bu sadece parti içindeki muhaliflerin değil, siyasi iktidarın da hedefi.

Diğer yandan bütün bu tartışmalar, CHP içinde var olan ama nedense kanıksandığı için görülmezden gelinen bir soruna işaret ediyor.

O da, parti içindeki “küçük iktidar” mücadelesinin, “büyük iktidar” hedefinden daha büyük olması.

CHP örgütündeki temel sorun, küçük iktidar hastalığı yani herkesin sahip olduğu pozisyonu koruma kaygısı. Bu sadece parti üst yönetiminde değil, yukarıdan aşağıya her kademesinde karşımıza çıkıyor.

CHP’deki bu küçük iktidar hastalığına rağmen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, büyük iktidarı hedefliyor. Siyasal tercihlerini buna göre yapmaya çalışıyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu ısrarlı siyasi iradesi, gerek parti içinde gerekse CHP çeperindeki siyasiler, akademisyenler, kanaat önderleri tarafında çok çok eleştirildi ve halen de eleştiriliyor. Bu çaba, çoğunlukla partiyi “sağa çekmek” olarak okunup değerlendiriliyor.

Oysa Kılıçdaroğlu’nun bu tercihi sol, sosyal demokrat siyasi değerleri ihmal etme ya da dışlama anlamı taşımadı. Tam tersine, hak, hukuk, adalet başta olmak üzere savunduğu tüm değerler sol bir siyasetin olmazsa olmazları.

Tek adam rejimine karşı demokrasiyi yeniden güçlendirme çabası, esas olarak büyük iktidar hedefinin kendisidir.

Bunu gerçekleştirmenin yolu da Millet İttifakı’nı korumakla birlikte onu demokrasi koalisyonuna dönüştürmeyi başarmaktır. Yani yüzde 30 ve üzeri oyla yüzde 50+1 koalisyonunu sağlamaktır.

Bakalım kurultay delegelerinin iradesi küçük iktidar mı yoksa büyük iktidar mı olacak?


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.