Eşref Aydoğmuş
Tem 01 2018

Erdal Aksünger Ahval’e konuştu: Kılıçdaroğlu yanındakilere yeniliyor

24 Haziran seçimleri geride kaldı, fakat tartışmalar hala sürüyor. Seçim akşamı yaşananlar, CHP’deki istifa-kurultay çağrıları, parti içinden CHP yönetimini topa tutan açıklamalar...
CHP Parti Meclisi Üyesi Erdal Aksünger’e tüm bu gelişmeleri ve o akşam yaşananları sorduk. ‘Kılıçdaroğlu yanındakilere yeniliyor’ diyen Aksünger, ‘Bir liderliği yücelten de aşağı indiren de kendi kadrolarıdır. İyi bir kadrosu olmayan lider CHP’de başarılı olamaz’ ifadelerini kullandı.
Seçim akşamı ‘parti yöneticilerinin yanlış politikasının’ ceremesini Muharrem İnce’nin de çektiğini belirten Aksünger “Muharrem İnce sonuçta Bülent Tezcan'ın açıklamalarına bakarak YSK ile ilgili söylediği konuların hiçbirisini gerçekleştirmemiş oldu.” dedi.
 
 - Öncelikle 24 Haziran seçimlerinin akşamından başlamak istiyorum. O akşam neler oldu?
 

Sandıklar açılmaya başladıktan sonra devamlı olarak bize ulaşmaya çalışanlar oldu. Biz de genel merkezdeki arkadaşlarımızla irtibat kurmaya çalışıyorduk. Oradan da çok sağlıklı bilgi ulaşmayınca gece geç vakitlere kadar aslında bir taraftan da açıklamaları takip ettim yağmur gibi telefonlar yağarken.

Yani sonuçta bu insanların Anadolu Ajansı’nın verilerine karşı bir cross check yapma ihtiyacı olan yer Cumhuriyet Halk Partisi. Ama orada sıkıntılar olduğu belliydi. O geceden önce gündüzden Bülent Tezcan bunu adilsecim.net'den herkesin izlemesi gerektiğine dair bayağı ciddi basın toplantıları yaptı.

Millet oralara bakınca oranın daha sonra çalışmadığını anlayınca işin biraz sıkıntılı olduğunu anladım ben de. Ama ondan önce zaten kurduğumuz 2014 sonrasında, 2014'e kadar çok sıkıntılı bir süreç yaşamıştı bu seçim yönetim sistemleri, 2014'de onları değiştirmiştik biz, 2015'ten itibaren 7 Haziran, 1 Kasım ve 16 Nisan'da kullandığımız gerçekten de çalışan bir seçim sistemi vardı.

Onun altında da işte web'ler intronet'ler çok rahatlıkla çalışıyorlardı. Bu arada tabi aslında biz pek kamuoyu ile paylaşmasak da diğer partiler ile her zaman irtibat halinde ve sorunlu sandıklar noktasında karşılıklı istişare halindeydik zaten. O yüzden herhalde genel merkezde o sistem çalışırken dışarıda kurulan o adilsecim.net olan sistemde problem olduğu için orada cross check yapma ve karşılaştırma sorunları yaşandı. Teknik problemlerden kaynaklanmış.
 
- Yani yeteri kadar hazırlanılmadığını mı gösteriyor?
 
Evet yani, onu riske etmemek gerekirdi, dışarıda bunu denemekten ziyade içerideki sistem üzerinden yürüseydi daha sağlıklı olurdu. Çünkü daha önce sağlıklı bir takip yapılmıştı. Çünkü 970 ilçe 81 ilde bir sistem zaten online çalışıyor, o zaman tek problem şu olabilirdi, veri alıp alınmama noktasındaki sıkıntılar yaşanabilirdi orada sadece. O zaman sorunun o olduğunu düşünebilirdik.

- Peki Bülent Tezcan'ın seçimin ikinci tura kaldığı söylemi hangi verilere dayanıyordu?
 

Tam sağlıklı bir şey söylemediler kendilerine, aşağıdan o bilginin kendilerine kendi sisteminden geldiğini söylediklerinde, ona dayanarak söylediğini açıkladı zaten kendisi. Ama daha farklı neler var onları ben hiç anlayamadım yani.

Muharrem İnce kesin sonuçlar açıklanmadan İsmail Küçükkaya’ya bir mesaj attı, ertesi gün yaptığı açıklamada da 10 milyon fark var dedi, ‘Oy çalınmıştır ancak sonucu değiştirecek ölçüde değildir’ dedi. İnce’nin bu açıklamasına katılıyor musunuz? Seçimi ikinci tura bırakacak oy sayısı yaklaşık 1 milyon civarında?

 
Ona katılmıyorum zaten. Çünkü 10 milyon fark Muharrem İnce ile Erdoğan arasında olduğunu söylüyor ama ikinci tur için 1 milyon 300 bin fark var. Yani sonuçta ittifak ile düşünmemiz lazım diğer partileri de katmamız lazım.

Çünkü hepsi 2’nci turda aynı şekilde bu tarafta yer alacaklarını beyan etmişlerdi zaten. Oradan baktığım zaman 1 milyon 300 binlik bir fark vardı. 10 milyon değildi.
Bence erken bir çıkış. Biraz da orada bence heyecanına vermek lazım. Belki de birazcık da psikolojisi falan da o noktada ona elvermedi galiba bazı şeylere. O yanlış bir veri, doğru bir veri değil.

- Siz de takip ediyorsunuzdur, sosyal medyada olsun başka çevrelerde olsun Muharrem İnce'nin o gün rehin alındığı ya da tehdit edildiği ya da başka görüşmelerin olduğu falan gibi birçok söylem dolaşıyor. Ya da YSK'ya yakın yerde yaptığı açıklamada birisinin ona son anda bir not ulaştırdığı falan gibi iddialar dolanıyor…
 

 Ben bunların hiçbirisinin aslında astarı olduğunu düşünmüyorum. Zaten kendisi de öyle söyledi. Kendisine herkesin itibar etmesi gerekir. Özellikle Bülent Tezcan'ın açıklamasından sonra yapacak bir şey yok. Evinize gidin söyleminden sonra Muharrem İnce'nin yapabileceği bir şey olduğunu düşünmüyorum o saatten sonra.

Zaten Muharrem İnce veriyi nereden alacak, itirazı, sıkıntıyı, derdi CHP'nin genel merkezinden alacak. O yüzden Muharrem İnce, sonuçta Bülent Tezcan'ın açıklamalarına bakarak da YSK ile ilgili söylediği konuların hiçbirisini gerçekleştirmemiş oldu.

 
- Yani parti yönetiminin yanlış politikası İnce’yi de sıkıştırdı diyorsunuz?

 

Tabii! Bir yerden bir karar mekanizması işletmesi lazım Muharrem Bey'in. Nasıl işletecek sonuçta, Muharrem Bey'in de bir seçim koordinasyon merkezi yok. Seçimi takip edecek bir sistemi yok. O sistem CHP'nin genel merkezinde olduğuna göre onlardan gelecek. Her veride onlar bilgi verecekler, lehine aleyhine neyse. Orada da basın açıklaması yapıldıktan sonra yapacak bir şey yok dedikten sonra Muharrem Bey'in YSK ile ilgili yapacağı bir şey olduğunu düşünmüyorum artık.
 

- CHP'li yetkililere o akşam ulaşamadığınızı söylediniz. Kimlere ulaşamadınız, nasıl bir sıkıntı yaşadınız?
 

Telefonla zaten hiç kimseye doğru düzgün ulaşılamıyordu. Herkes telefonları kenara bıraktı. Yöneticiler yani bunu tek tek söylemem doğru olmayabilir ama yöneticilere, arkadaşlarıma ulaşılamadı. Bu çok sıkıntılı bir şey. Sonuçta biz normal insanlar değiliz. Daha önce bu seçimi yönetmiş kişileriz. Neyin ne olduğu konusunda tecrübelerimiz var. Buradan baktığımız zaman bizim telefonlarımız eğer karşılık bulamıyorsa bence sıkıntı çok büyük.

 
- Sizce eğer doğru bir politika izlenilseydi, teknik aksaklıklar olmasaydı seçimin sonucu şu an farklı mı olurdu?
 

Bir sürü yerde gördüğümüz; usulsüz oy kullanımları, hile olduğu görülen bir sürü şeyler yayınlandı sosyal medyada. Mesela görüntüyü görmüşsünüzdür; Recep Tayyip Erdoğan'a basıyor 7-8 taneyi pusulayı, ondan sonra alıyor öbür taraftan MHP'ye basıyor.
 Demek ki bazı yerlere insanları sokmadılar ya da gitmedi insanlar. Bunların çoğu belirli yerlerdi. Zaten o görüntünün olduğu yer daha önce bizim hazırladığımız bir rapor vardı, 16 Nisan sonrası yayınladık bu raporların hepsini.

Özellikle blok halde oy çıkan yerlerin, muammalı yerlerin hepsinin %100 hatta EVET çıktığı yerler, Doğu'da Urfa tarafındaki yerlerde hiç hata yapılmadan atılmasına imkan olmadığını ve buralarda mutlaka muamma olduğunu söyledik. Bunlar engellenebilir ve ortaya koyulabilir. Doğuda bu kadar MHP'ye oy çıkmasının nedenini o bir tane sandığın içerisinden görebiliriz bence. Tabi ki seçimin sonucu bugün farklı olabilirdi.

- En çok konuşulanlardan biri de MHP'nin oy oranları oldu…
 

Vallahi bir tek şey söyleyebiliyorum bir tane video vardı, daha yeni gördüm. 6 tane mi 5 tane mi oy pusulasını eline almış, bir tarafı Recep Tayyip Erdoğan'a basıyorlar, Urfa'da olan bir olay, bir tarafa da MHP'ye. Bu aslında işin ne olduğunu açıklıyor bence. Kürt'lerin çok yoğun yaşadığı bölgelerde Türk milliyetçiliği yapan bir partinin bu kadar oy alması ve oy arttırmasını normal karşılamak mümkün değil zaten. Bu muammadır. Bu muammanın dibindeki dinamikler nelerdir diye sorarsan çok iyi araştırmak gerekir.

- Sizin “Seçim gecesi sistem çalışmadı tüm veriler Anadolu Ajansı ve Yüksek Seçim Kurulu'ndan geldi” açıklamanız oldu… 

O gün basın toplantısı yapmadı mı Bülent Tezcan, yaptığı için söylüyorum ben bunu. Oradan takip edeceksiniz demişti. Millet de burayı takip ettiğinde bu sistem çalışmadı. Hatta ben, o konuşmaları yaptıktan sonra ertesi gün adilsecim.net Adil Seçim Platformu'nun çalışmadığının özrünü de dilediler yani. Şimdi öyle olmayınca hangi veriden neyi takip edebilirler? Ama arkadaşlar önceki gün parti meclisinde CHP Genel Merkezi'nde daha önce kurduğumuz seçim takip sisteminden de takip edildiğini söylediler. O ayrı bir konu ama millete adilsecim.net'ten takip edin dediler. Orada veri transferi doğru dürüst olamadı.
AA'dan ziyade YSK'nın verilerini takip ettiler. Halk TV'de de şöyle gördük, 3-4 tane televizyonu kurmuşlar oraya, orada zaten verilerin hepsi AA'nın verileri, CHP YSK'nın verilerini aldı ve kendi alabildiği kadar veriler ile karşılaştırmaya çalıştığı bir ortam çıktı ortaya. Ben onu ima etmek istedim. Adilsecim.net'i eğer yapmasalardı veya oraya yüklemeselerdi, bu hatalar olmasaydı CHP kendi sisteminin üzerinden zaten bunu çok rahatlıkla takip edebilirdi.

- Ben şunu gözlemliyorum; CHP’li seçmen çok hazırlıklıydı şaibelerin üzerine gitme konusunda, teyakkuz hali vardı. Fakat o gün bir açıklama yapılmaması ertesi gün yapılması, İsmail Küçükkaya'ya bir mesaj atılması ve mesaj ile bunun öğrenilmesi ya da Bülent Tezcan'ın yaptığı son açıklama… Şu an hala insanlar o gece ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıklarını düşünüyor. Muharrem İnce'nin ertesi gün yaptığı açıklama dahil, sizce hala açıklamaya muhtaç bir durum yok mu?
 

Evet, insanların hala kafasında çok ciddi kızgınlıkla birlikte soru işareti var. Avukatlar da aradı beni diğer arkadaşlar da. Bir tanesi çok uzun şeyler yazmış. O gün mesela İzmir'den cübbesini alıp giden avukat arkadaşlara temsilen birisi yazdı bana. Şimdi bu çok derin bir sıkıntı yarattı insanların üzerinde.

Hem parti açısından da, bunu samimiyetim ile söylüyorum, hem de Muharrem Bey açısından da topluma yeniden bir rahatlatma mesajlarının ve neler olduğu ile ilgili olarak bazı şeyleri anlatmalarının gerektiğini düşünüyorum. Doğrudur yanlıştır başka bir şey olmuştur, olmamıştır onları bilemiyorum.

 

Ben çok içinde değildim çünkü orada. Görev verilmesini söyledim yönetme konusunda, parti beni görev noktasında dışarıda kaldım. Ama bu parti bizim partimiz, bu ülke bizim ülkemiz. Ben görev talep ettim bu konu ile ilgili daha önceki parti meclisinde. Böyle bir görev verilmedi, verilseydi bu gün belki bu açıklamalar ile ilgili bilir miydim, bilemiyorum.

Çok üzerine giden bir adamım bilirsiniz beni zaten. Dibine kadar giderim yani her şeyin. Oradan belki bir şey söyleyebilirdim. Var mıdır yok mudur muammalar, bilmiyorum ama yine de hala şu anda bile insanların kafasında o tereddüt varsa mutlaka tatmin edici bir açıklamanın gelmesi gerekir.

 
- Bunun farkında mı parti yönetimi ya da İnce?
 

Farkında olduklarını düşünüyorum ama göz ardı ediyorlar mı etmiyorlar mı onu bilmiyorum. Parti meclisinde bazı açıklamalar oldu ama bizi de çok tatmin ettiğini söyleyemeyeceğim. Aynı açıklamalar değil de farklı düşünüp farklı yapılması gereken açıklamalar olduğunu düşünüyorum. Bir özeleştiri getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hata varsa hatadır, yanlış ise yanlıştır. Ben de bunu her zaman söyledim.

 - CHP Parti Meclisi toplantısından Gürsel Erol için ihraç istemi ile disipline sevk kararı çıktı. Nasıl değerlendirdiniz?
 

İlk toplantının disiplin gerekçesiyle ortaya konulmasını tasvip etmediğimizi söyledik zaten. Bence özellikle güven problemi oluşturan muammanın olduğu bir süreçte ilk önce bir özeleştiri getirmek için toplanmamız gerekiyordu.

Onların konuşulması lazım. Bu ara muhalif sesler çıkartanların disipline gönderilmesi, gideyim onu atayım, bunu göndereyim konuşmaları bence hiç doğru olmadı. Gerçi genel başkan açıkladı; hiç kimseyi ben disipline vermeyeceğim dedi, bu olumlu bir gelişme ama yani inşallah icraatta da böyle olur.

- Siz katıldığınız bir programda kamuoyunda bir değişim talebinin söz konusu olduğunu gözlemlediğinizi söylüyorsunuz. Yine sosyal medyada bu tarz talepleri gözlemliyoruz. Sizce Muharrem İnce CHP'nin başına mı geçmeli, Kılıçdaroğlu istifa etmeli mi?
 

CHP'nin aslında problemi, tabi mutlaka lidere de bağlı ama bir liderliği yücelten de aşağı indiren de kendi kadroları olur. CHP, yapısal problemlerin ve liyakate bağlı düzenin bir an önce işlenmesi gereken bir parti. Muharrem İnce'nin bir değişim talebi var mı, var. Bunu herkes söylüyor, bunu herkes dillendiriyor. Ama bu değişimin yaşanabilmesi ile ilgili konuda bugün Muharrem Bey çıkar derse ki ben adayım, şu anda o değişim ile ilgili olarak kendi de bir adım atmış olabilir. CHP'nin kurultay delegasyonunun vicdanı çok yüksektir ben onu bilirim
 Sayın Kılıçdaroğlu'nun toplumda ve tabanda karşılığı var mı, hala var. Ben onu da görüyorum. Ama bir değişim ihtiyacını dillendiren çok insan var. Değişim olur mu derseniz, kurultaya gittiği zaman bugün şu anda görünen değişim olur ama 3 ay sonra ne olur onu bilemiyorum.

- Sizin öneriniz nedir? Yani yönetim ve lider değişikliği mi çözüm olarak görüyorsunuz bugün?
 

Yapısal değişikliğin liyakate bağlı düzenin kurulması gerekir. Üye yapısından tutun tüzüğünden tutun, daha demokratik hale döndürülmesi gerekiyor, örnek olması gerekiyor. Bunlar çok önemli. Manifestoların ortaya gerçekten ağzı dolu olarak koyulması lazım. Buna benzer çok dolu şeyler var.

Yani her şeyin yeni baştan konuşulup liyakate dayalı ölçme değerlendirme ile başarı ve başarısızlığın ölçülebileceği bir sistemin ortaya konulması lazım. Bunun nedeni de şudur CHP üyeye bağlı bir partidir, aslında tabanına kendisini bırakmış bir partidir, tüzüğü de öyledir. Bundan önceki bütün Anayasa'sı da öyledir. 


- İktidara yakın medyada dün gördüğüm bir iddia Muharrem İnce'nin mitinglere başlayacağı yeni bir parti kuracağı yönünde…

Yok, öyle bir şey olacağına ihtimal vermiyorum ben.

 
- Mücadelesi hangi düzlemde devam eder İnce'nin?
 

Partinin içerisinde devam etmesi gerekir çünkü şu anda yeni bir parti kurmasını gerektirecek herhangi bir şey yok. İddiası nedir, genel başkanlık ise iddiasını ortaya koyar çıkar aday olur. Ne iddian var senin, genel başkanlık, senin önünü mü tıkıyorlar, yapmıyorlar mı, geçmiyorlar mı, denedin mi, denemedin mi, bugün yeni partiyi konuşmanın hiçbir anlamı yoktur şu anda.


- Genel başkanlık anlamında bir adım gelir mi İnce'den?
 

Bence gelir, öyle görünüyor şu anda. Ama şu da var partide Sayın İnce'nin dışında dünya kadar arkadaşlar var. Bu bir kadro meselesi. Kadrosuz hiçbir lider CHP'de başarılı olamaz. Kadrosu olmayan hiçbir lider CHP'de başarılı olmaz. Ülkeyi yönetme ihtimali olan kişileri yanında barındırmayanların, onları topluma göstermeyenlerin hiçbiri de Türkiye'de iktidarı zorlayamaz. Benim gördüğüm o. 

 
- “İnce'nin yükselişi partide ulusalcı kanat için bir zafer” yorumunu nasıl değerlendirirsiniz?
 

Kesinlikle doğru değil. Türkiye'nin sorunlarına öyle çözüm bulamazsınız yani tek taraflı falan olarak. Mecburen konuştuğu her kelimede Kürt sorununa kadar her şeyi dile getirdi kendisi zaten. Yani şimdi öbürü nasıl olacak ki zaten. Ülkeyi yönetmek istyorsanız tüm kitlelerin hepsine aynı şekilde çözüm üreteceksiniz. İnce de bu noktada ciddi söylemler söyledi, ciddi çözümler önerdi. Onu oradan çıkarmak lazım. Parti içi iktidarda bir şey kazandırma ihtimali olabilir ama ülkeyi yönetme ihtimalinde hiçbir şey kazandırmaz.

 
- Süleyman Soylu'nun açıklamasını da sormak istiyorum. CHP İl Başkanları’nın şehit cenazelerinde protokole alınmaması yönünde talimat verdiğini söyledi. CHP’yi HDP'yi meclise sokmakla suçluyor. Yine, Pervin Buldan kendisine telefon açarak “Size artık yaşama hakkı yok”. dediğini açıkladı. Neler söylersiniz? Bundan sonra CHP-HDP ilişkisi nasıl seyreder, aynı mesafe soğukluk devam eder mi, işbirliğine mi dönüşür, nasıl olmalı?
 

Yargının olaya müdahale etmesi gerekir ama açıklamayı yapan kişi İçişleri Bakanı. Yani toplumu kin ve nefrete aslında yönlendirmenin dışında çatışma kültürünü getiriyor bir taraftan. Kaldı ki CHP ile ilgili böyle bir şey söylemek onun haddine de düşmez. Sen kimsin bu ülkeyi kuran bir partinin üyelerine bu partinin kurumsal kimliğine hakaret etmek nereden çıkıyor.

Buna haddini bildirmesi gereken Cumhurbaşkanı'nın kendisi bence. Artık sistem oraya döndü yani. Sonuçta icranın başı Cumhurbaşkanı. Bu adam hangi cesaret ile bunları söylüyor. HDP ile olan ilişkiye baktığımız zaman da orada CHP aslında genel başkanı HDP'yi ittifaka almaya çekindi zaten.

Süleyman Soylu'nun aslında kendi ‘FETÖ’ ilişkilerini kapatmak için bunları yaptığı anlaşılıyor ve Cumhurbaşkanı'nın gözüne girmek için toplumu resmen birbirine düşürecek hareketler yapıyor. Bu adamlardan hiçbir şey olmaz, bakan olmaz bu adamdan. Bu adam insani değerlerini yitirmiş bir adamdır.

O yüzden gerçekten onun hakkında kararı biran önce uygulaması gereken Cumhurbaşkanı'nın kendisidir. Çünkü 80 milyonun Cumhurbaşkanı olacağına namus yemini ettiyse eğer bu adam ile ilgili konu o 80 milyonun namusunu korumaktır.


- Peki bundan sonraki süreçte CHP-HDP ilişkisi ile ilgili neler söylemek istersiniz? Nasıl seyredecektir sizce?
 

Onu bilemem. Sonuçta iki ayrı partiden bahsediyoruz. Daha önceki ilişkilerde de öyle çok grift ilişkiler söz konusu değildi. Ama İyi Parti ile de Saadet Partisi ile de çok daha yakın ilişkiler kuruldu bu dönem özellikle. HDP ile o kadar yakın ilişki kurulmadı. Ama bundan sonra da bunun daha mı iyisi olur daha mı kötüsü, aynı mı gider, o konuda benim şu anda bir şey söylemem doğru değil.

- Siz bir tweet atmıştınız; “Parti içi seçimlerde galibiyetten başka sevinmek bilmeyenlerin ülkeyi yönetme refleksi olamıyor, bence onurlu davranış bavulları toplamaktır, yoksa birileri toplatırsa çok ağır olur” diye... Birisi size yanıt vermiş, Kılıçdaroğlu giderse CHP üyeliğinden istifa edeceğini söylemiş. Siz de ona “anlatsam olan biteni gitmezse istifa edersin” diyorsunuz. Bize anlatır mısınız ‘olan biteni’?

Anlatmam tabii… (Gülüyor) Size niye anlatayım. Sonuçta bu parti içi bir mesele, anlatacağım konular değil. Sonuçta CHP'nin genel başkanı. Her genel başkana karşı bizim öyle veya böyle bir saygı sınırının ötesine geçmememiz lazım. O yüzden aramızda yaşanmış şeyleri o anda söylemişimdir. Arkadaş da istifa ederim deyince, bizim de hepimizin kendimize göre yaşadığı daha dramatik daha sıkıntılı şeyler falan olduğunu herhalde tahmin ediyorsunuzdur. Benim açımdan öyle en azından. Ben bu partiye çok gerçekten yüreğimi koydum. Çok şeyimi feda ettim, çok şeyimi geride bıraktım. Ama arkadaş öyle yazınca çok da kızdım tabi. 

- Meclis’te CHP’li 134 milletvekili vardı 146 oldu sanırım, parti hem erkek ağırlıklı, 3. sırada bu anlamda, hem de yıllarca vekillik yapan yaşlı, kamuoyunun tanımadığı çok eskiden beri kadrolarda olan devam eden milletvekilleri var. Maaşlar da iyi. Dolayısı ile hal böyle olunca seçmenin de siyasetten soğumasına, sandığa gitmemesine neden olan bir durum değil mi bu?
 

Gerçekten de bence yeniden aslında her şeyin gözden geçirilmeye ihtiyacı var. 2002'den beri milletvekili olanlar var bu partide, toplum hiç tanımaz yani bunların hiçbirisini. Ama nasıl oluyorlarsa hiçbir şeyle uğraşmadan, hiçbir komisyonda uğraşmadan herhangi bir davayı kamuoyuna taşıyıp gerçekten tırnakları ile o davanın takipçisi olmadan nasıl oluyor bu tip insanlar devamlı milletvekili oluyor sorgulaması gerekiyor herkesin.


- Nasıl oluyor?
 

Parti içi iktidar savaşında hep liderin yanına yakın olarak gitmekten kaynaklı bir şey. Bunlar da kendilerince siyaseten hep kim gitse onun öbür tarafında yer alıyorlar veya kazanacağın yanında yer alıyorlar. Lider sultasına aslında kendileri neden oluyorlar. Normalde Kemal Kılıçdaroğlu çok böyle ben diyeyim, şey yapayım falan modunda bir adam değil aslında, ama onlara yeniliyor zaten. Yanındakilere yenildiğini düşündüğüm için söylüyorum ya da onlar yönlendiriyorlar devamlı.

Oradan da ziyade şunu söylemek istiyorum; sistemin bir an önce liyakate dayalı olarak değişmesi, ölçme değerlendirme yapan bir sistem olması lazım. Yani sizin şimdi 16 senedir hiçbir gün görmediğiniz bir adam devamlı milletvekili oluyorsa başka bir mucizesi mutfakta olması lazım yani.

Mutfaktadır da mucizeler gerçekleştiriyordur kimse tanımayabilir. Mesela geçmiş dönemden bir örnek vereyim, kötü örnek vermek zor da, kötü çok var da örnek vermeyeceğim şimdi, iyi olanın bir tanesini örnek vereyim; Rahmi Aşkın Türeli diye bir adam vardı, Plan Bütçe Komisyonu'nda çalışırdı.

Şimdi ben mesela çok komisyonda çalıştım 9 tane. O da Plan Bütçe'de, ağır bir komisyondur Plan Bütçe Komisyonu ve oranın kahramanıydı bu adam. Orası mutfaktır mesela. Ama şimdi mesela o gittiği zaman partinin mutfağında bir hafıza kaybı olur. 2-3 dönem çalışması gerekir oralarda bu insanın. Mesela o arkadaş gitti, niye gitsin, çok başarılı bir insandı. Bu gibi adamların başımızın üzerinde yeri var. Bu tarzların dışındakileri söylüyorum.


- Yine katıldığınız bir programda şöyle söylüyorsunuz; “Parti içi iktidar savaşı ülkeyi yönetme refleksinin ilerisinde.” Biraz açmanızı isteyeceğim bu konuyu. Gerçekten bu denli savaşlar mı var?
 

Var tabi. Öyle olmasa biz bugün neden bir sürü insanın beraber olup da partinin dışına itelemeye çalıştığı insanlardan biri haline dönüyoruz ki? Aşkın Türeli veya Umut Oran, Ali Özgündüz veya işte Necati Yılmaz, çok insan var. Bu insanlar öyle veya böyle toplumun tanıdığı kendince başarılı olan insanlar. Peki, bu insanlar, mesela Umut Oran çok parti içi iktidar savaşında uğraşmaz, Ali Özgündüz, ben de uğraşmazdım, ilk defa şimdi bunları ifade ediyorum, yani parti içi iktidar savaşı meselesinde. Sistem liyakate dayalı olmayınca, liyakat ile karar vermeyince mekanizmaların hepsi, partinin içerisinde kendine bir sulta yaratanlar onlar partiyi arka planda yönettiğini düşünürlerse onlar devamlı olarak o iktidara oynuyorlar.

Yani neye oynuyorlar, kongrelere oynuyorlar, neye oynuyorlar il başkanlıkları belirlemeye, neye oynuyorlar partinin kurultay delegelerini belirlemeye oynuyorlar ve o kurultay delegelerinden geliyorlar, ilk önce ilçelere oynuyorlar, sonra illere oynuyorlar sonra o illere oynadıkları kurultay delegelerini belirliyorlar, kurultay delegelerini belirleyince gelip burada partinin genel başkanlığını belirlemeye kadar giden bir şeyin uğraşındalar.

Öyle adamlar oluyor ki bazen 3 ay 5 ay işi gücü bunlarla uğraşıyor. İşte adam milletvekili, şu anda da yönetim kurulu üyesi neyse yani, ismini vermeyeyim ama böyle oluyor yani. Şimdi bunun hikayesi ne olabilir ki! Ne diyebiliriz ki buna! Ben de bunu izah etmeye çalıştım. Kabataslak bu yani hikaye.

- Eklemek istedikleriniz var mı?
 

Eren Erdem arkadaşımız tutuklandı. Recep Tayyip Erdoğan 80 milyonun Cumhurbaşkanı olacağım derken bu talimatları kim veriyor, Eylül'de duruşması olan Eren Erdem'in kaçma şüphesi ile tutuklamak ne anlama geliyor?

Memleketin aslında geldiği vahim noktayı gösteren bir konu. Bir de şu var, bu “MİT Tırları” meselesi ile ilgili iktidarın bundan ne kadar korktuğunun da bir belgesidir bu. Eren Erdem'i terörist ilan etmek gerçekten utanç verici bir şey. Kınıyorum. Bu bir demokrasi katliamıdır, hukuk katliamıdır.
 Bu stratejik bir uygulama bence. Bununla birlikte aslında ciddi bir de iç çatışma kültürü yaratıyorlar. Cumhurbaşkanı demedi mi konuşmalarında “Biz 80 milyonun Cumhurbaşkanı olacağız” diye. Muharrem İnce de “Sana tavsiyem 80 milyonun Cumhurbaşkanı olman noktasındadır” dedi. O zaman Cumhurbaşkanı'na da bir çağrı yapıyorum. Bir an önce Süleyman Soylu'ya gereğini yapması lazım.
 Son olarak şunu da eklemek istiyorum; vicdani anlamda söyleyeyim, bazı şeylere itiraz etsek de biz partiliyiz, Cumhuriyet Halk Partiliyim ben. Diğer partilerden de bana çok teklifler her zaman gelmiştir. Ben 1 Kasım'da aday olmadım zaten. Bunda da aday olma işim yoktu zaten. Çünkü bize ihtiyaç varsa çağrılırız.

Millet beni hep milletvekili zannediyor. Öyle değil. Öyle bir sevdanın içerisinde hiçbir zaman bulunmayıp partiye her türlü hizmeti ettik. Bundan sonra da ben Cumhuriyet Halk Partiliyim. Hele adımızın disiplin ile ilgili geçmesinden çok üzüldüm. Biz bu partinin öz evlatlarıyız yani, bu beni gerçekten rencide etti. Yani rencide olmadığımı söylesem yalan söylerim.