Mar 25 2019

Faik Öztrak: 'Bu bir halk ayaklanmasıdır' bildirilerinin altına CHP logosu basılıyor, suç duyurusunda bulunuyoruz

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, "Bu bir halk ayaklanmasıdır" bildirilerinin basıldığını ve altına da CHP logosunun eklendiğini söyleyerek, suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, CHP'nin Ankara başkan adayı Mansur Yavaş'ı hedef almasıyla ilgili de konuşan Öztrak, "Kurdukları kumpas ellerine yüzleri bulaştı. Seçimi kazandığımızı gördüler ondan sonrasını konuşmaya başladılar. Milletimiz buna da itibar etmedi. Son olarak 'bu bir halk ayaklanmasıdır' bildirilerinin basıldığı ve partimizin logosunun da bu bildiriye basıldığını öğrendik. Bununla partimizin uzaktan yakından ilgisi yoktur" diye konuştu.

Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında, Yavaş için, "Böyle bir insanın (Mansur Yavaş) Ankara gibi yere belediye başkan adayı olması hazmedilemez. Üstelik bir de bu adam Yavaş, vergi noktasında da vergi kaçakçısı, bir de bu var. Şu anda Maliye Bakanlığı kayıtlarında bu durumda geçiyor. Bu zatın (Mansur Yavaş) zaten seçim öncesi veya sonrası ne olacağı belli değil. Ankara şu anda belirsizlik içinde olan bir durumda. Yüksek Seçim Kurulu'nun gelecekte bu işi çok daha farklı ele alması gerek. GBT sisteminin ben doğru çalıştığına inanmıyorum. GBT sisteminin çok daha doğru çalışması lazım. Bu tür adamların bir defa adaylıklarının daha baştan silinip atılması lazım" iddiasında bulunmuştu.

Öztrak, Erdoğan'ın GBT sistemi ile ilgili sözlerine şu yanıtı verdi:

"GBT sistemini CHP mi kurmuş! Bunlar sadece vatandaşı aldatmak için ileri sürülen gerekçelerdir. GBT sistemi niye çalışmasın, Adalet Bakanı da çalışıyor diyor. Gidip yargı yok, dava devam ediyor diyor ki böyle birilerinin olmadığını da biz iddia ediyoruz. Benim gördüğüm şu, artık martın sonunun bahar olacağı açık seçik ortaya çıktı. Bence yapılması gereken ortaya çıkacak seçim sonuçlarının olgunlukla kabul edilmesidir."

Öztrak'ın açıklamaları şöyle:

"Biz gönül kırmaya değil gönül yapmaya çalıştık. Kendimizi değil milletimizi düşünerek bir kampanya yürüttük. CHP ve İYİ Parti'den oluşan Millet İttifakı milletin dertleri ile dertlendi. Kalan beş gün içinde de aynı nezaket için çalışmaya devam edeceğiz. 

Karşısında Saray ve onun bekçisi son derece saldırgan ve seviyesiz bir çalışma yürütüyor.

Cumhurbaşkanı zırhına bürünmüş, seçim yasaklarına tabi olmayan Saray'daki zat hiçbir korunması olmayanlara saldırıyor. Medyanın tamamını ele geçirenler olmayanları varmış gibi yazdılar.

Dış güçler saldırıyor dediler tutmadı. Çiftçiyi, esnafı hain ilan edep mutfak yangınını bastırmaya çalıştırdılar olmadı. Sonra beka dediler o da olmadı. Vites artırdılar kendilerine oy vermeyenlere terörist demeye başladılar. Bu ülkede vergi verirken, askere giderken parti ayrımı yapılmaz ama burada yapıyorlar

Baktılar ne yapsalar olmuyor parti liderlerini tehdit etmeye başladılar. Saraydaki zat başta genel başkanımız olmak üzere milyonluk davalar açtı, koruma hakkı olmayanları hapisle tehdit etti. Genel Başkanımızın idamı istendi. Belediye başkan adaylarımız doğrudan hedef alındı. Bir takım tetikçiler kullanılarak haysiyet cellatları çıkarıldı.

Bir tek adayımızın karşısına AKP'den MHP'ye herkes çıktı. Olmadı Ankara'ya da kendine de yazık edersin dediler. Dün itibariyle yargı bağımsızlığını hiçe sayan uygulamalar devam ediyorlar

Son olarak CHP'nin hiç benimsemediği "Bu bir halk ayaklanmasıdır" bildirileri hazırlandığını, bu bildirilere partimizin logosunun basıldığı ihbarını aldık. Bu bildirinin bizimle yakından uzaktan bir ilgisi olmadığını söylemek istiyorum

Bu seçim sonuçlarını da edepleri ile kabul etsinlerDemokrasinin imkan ve araçlarıyla iktidara gelip şimdi darbeci ağzıyla demokrasimizi tehdit etmeye başladılar. Ama milletimizin en güzel dersi 31 Mart'ta vereceklerini kendileri de gördü.

Saraydaki zatın zehirli dile sadece milletimiz arasına nifak sokmakla kalmadı, uluslararası arenada da sorun oldu.

Teröristin çektiği katliam görüntülerini seçim meydanlarında dakikalarca gösterdi. Üç-beş oy için teröristin propogandasını yaptı. Atatürk'ün inşa ettiği Çanakkale dostluğunu yerle bir etti. Yeni Zelanda'nın 'Atatürk' hatırlatması sonrasında tornistan yaptılar. Yeni Zelanda Başbakanı bu süreçten birlik ile çıkarken, Saraydaki zatın tavrı nedeniyle Türkiye'nin itibari yerle bir edilmek istendi.

Bunun nedeni işsizlik, mutfak yangını, konkordatolar gündeme gelmesin diyeydi. Suriyeliler için 35 milyar dolar kaynak bulanların memuruna, polisine verdiği 3600 ek göstergeyi vermediği görülmesin diyedir.

Sebep oldukları krizin üzerini örtmek için akla hayale gelmeyen bir kampanya yürütüyorlar. 1 Nisan sabahı bu sözleri sarf eden Erdoğan milletin yüzüne nasıl bakacak, nasıl diyecek ben bu ülkede 82 milyonun Cumhurbaşkanı'yım. Asıl önemlisi 1 Nisan'dan sonra ekonomiyi nasıl yönetecek. 1 Nisan sonrası milletimiz çok acı bir reçete ile karşı karşıya kalacak.

Dövizin, faizin ateşi yine çıkmaya başladı. Provokatif eylemlere girenler bedelini öder diye bağırıyorlar. Oysa provokatör arıyorsanız uzağa bakmaya gerek yok. Damat bakan bir süredir yoktu rahattık. Geçen hafta çıktı konuştu, piyasalar döviz hesaplarına gelen vergi ve rezervlerde erimenin üzerine gelen bu konuşmayla yine tedirgin edildi. Provokatör aranıyorsa yanı başındaki damada bakacak.

Neden bu kadar etkileniyor? Çünkü gereken önlemler alınmadı. Pansuman tedbirler bir yere götürmez. 24 Haziran'dan önce yetkiyi verin dolarla nasıl mücadele edeceğimizi görün dediniz, yapılanlar ortada. Neyinize güveniyorsunuz da ekonomiyi bu kadar borca batırıp, rezervleri tükettikten sonra yatırımcıyı kaçırmaya çalışıyorsunuz.

Sarayın ekonomi yönetimindeki bu beceriksizlikleri, damadın gayrı ciddi tavırları, ekonominin en temel kavramlarına hakim olamaması hem içeride hem dışarıda yatırımcıyı düşündürüyor. Ekonomi iki çeyrektir daralıyor, enflasyonda ilk 10 ülke arasında ama damada sorarsanız ekonomi dengeleniyor.

Bir kilogram biberin fiyatı neredeyse üç litre benzine denk diyecektim ki benzine yine zam geliyor. Resmi işsiz sayısı 1 milyon 11 bin arttı. Gerçek işsiz sayımız 8 milyona dayandı. Bu rakam 94 ülkenin nüfusundan büyük. Damada göre bunlar dert değil, onun işi hep iyi gitmiş.

Dış borçlar ise 198 milyar dolara ulaştı. Damat sahaya çıktı pir çıktı. Cuma sabahı dolar 5.47 kuruştu akşama 5.69 oldu! Merkez Bankası'nın rezervlerini yeyip bitirmişler. Merkez Bankası başkanı da çıkmış dengelenme diyor. Son bir yılda döviz rezervlerimiz 13 milyar dolar erimişti. Çıkmış artıştan bahsediyor!

Bu seviye 2006 seviyesi. Buna karşılık kısa vadeli dış borcumuz 2006'nın 3 katına çıkmış. Rezerv ancak 42 gün ithalat yapmamıza yetiyor. Sonrası yapı bitti harç paydos.

Bir yandan da vatandaşa aman bu seçimde bizimle hesaplaşmayın diye yalvar yalvar yakarıyorlar.

Tek kişi parti devleti kurma hırsıyla hukuk ve demokrasiyi zaafa uğrattılar, ekonomiyi dolarkolik hale getirdiler. Sarayın kibirli kişisi ülkeyi esnaf lokantası belleyip damadı kasaya oturttu. Bunun sonucunda seçim uğruna döviz rezervlerimizi tükettiler. Emirle yönetip halkımızı kuyruklara soktular 50 milyon dolar için tank palet fabrikasını satmaya kalkıyorlar.

Son olarak damat nisanda yol haritası açıklayacaklarını söyledi. Bu haritanın ilk maddesi damadın görevden alınması olmalıdır. Kayınpeder damadını seviyor olabilir, milletimiz de evlatlarını seviyor. Milletimizin evlatlarının kapı kapı dolaşıp iş aramaması için ilk iş damadın görevden alınmasıdır diyor.

Kılıçdaroğlu 13 maddelik bir paket açıklamıştı, onları uygulasalardı bugün bunlarla karşı karşıya kalmayacaktı. Dİlerlerse biz kendilerine bir reçete daha hazırlarız.

Aziz milletimiz önünde tarihi bir fırsat var seni çantada keklik görenleri uyarma şansın var.

Yaptıkları hatanın millete bir faturası olduğunu görmeleri gerekiyor. Yeter artık kendinize gelin demiyecek miyiz? Aziz milletimiz atacağın bir oy ile metal yorgunu AKP'lileri dinlendirmek senin elinde. SArayın kibirli kişisi dün de Ankara adayımız için durumu belirsiz demiş.

Asıl onun adaylarının tamamının durumu belirsiz. Belediye başkanlarını istifa ettirmedi mi? Geçen sefer istifada sorun yaşayan sarayın kibir abidesi bu kez adaylardan peşin peşin istifa dilekçesi almış mıdır? Bizim partimiz de adaylarımız da milletin iradesine sahip çıkması konusunda bir an tereddüt edilmezler.

Seni unutan, senin oyunu hiçe sayıp adaylarını istifa ettiren Saray sosyetisine bir ihtar çekme vakti gelmiştir. CHP adaylarına atacağın oyla martın sonunu getirme şansı senindir.

Bugün ülkemizde inanılmaz bir süreç yaşanıyor. Başta bu ülkenin Cumhurbaşkanlığı zırhına bürünmüş AKP başkanı olmak üzere onun koalisyon ortağı, yandaş medya on parmaklarında on kara bize saldırmaya başladılar. Bir belediye meclisi üyesi adayının nasıl adaylaşacağı bellidir. YSK bu aday konusunda bir sakınca olup olmadığına bakar. Bu sakıncalardan biri de suç işlemiş olmaktır. Bu isimler aday olduğuna göre yapılan yargısız hüküm vermektir. bu iddialarla ilgili olarak arkadaşlarımız suç duyurusunda bulunacak, tazminat davası açacaktır. Çünkü artık yeter."

Öztrak, bir soruyu yanıtlarken de Erdoğan ve Soylu'nun 'ders verme seçimi değil' açıklaması, Ayasofya cami açıklamasına dair de şunları söyledi:

"Bütün bunlar şu anda Saray'ın nasıl bir panik içinde olduğunu gösteriyor. Daha dün 'Önce Sultanahmet'i doldurun' diyordu bugün daha farklı ifadeleri var. Milletimiz herhalde görüyordur bunları.

2.5 miyon kişiye istihdam yaratmak iddialı bir hedeftir, Türkiye ekonomisinin en büyüdüğü zamanda bile bu rakam yakalanamamıştır. Bu gerçeği itibarsızlaştırma siyasetinin bir parçası. Hatırlarsınız bu açıklamayı damat beyin ağzından duyduk, sonra Erdoğan da tekrarladı. Şimdi işsizlik rakamları o kadar kötü geliyor ki önümüzdeki yılın tamamında yaratmak istedikleri rakamı evirip çevirip bize Rifat Hisarcıklıoğlu vaat etti diyorlar. İki-üç oy için bu kadar milletimizi yanıltmaya değmez."

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz