Hakkı Savunanlar Platformu Başkanı İlyas Buzgan: ‘CHP, AKP’nin 2012 yılına kadarki söylemini devraldı’

CHP ile Kürtler arasında son dönemde yoğun bir temas süreci başladı. Özellikle Cumhur İttifakı’nın kurulmasıyla AKP, MHP’ye yakınlaştı. MHP’nin ideolojisinin iktidara hâkim olmasıyla AKP’li Kürtlerde gözle görünür bir rahatsızlık oluşmaya başladı. Böylece AKP’li muhafazakâr -dindar Kürtler AKP dışındaki seçeneklere yönelmeye başladı. 

Muhafazakâr Kürt mahallesinde bunlar olurken HDP’li Kürtlerde de CHP ile farklı bir süreç yaşanmaya başlandı. Son seçimde HDP’nin batı illerinde aday göstermemesi ve tabanını CHP’ye yönlendirmesiyle onlarca belediye AKP’den CHP’ye geçti. Böylece hem HDP’li Kürtler hem de muhafazakâr Kürtler için CHP ile temas dönemi yoğunlaştı. 

Kürtlerin diyalogunu karşılıksız bırakmayan CHP ise çeşitli vesilelerle Kürtlerin taleplerine kulak vermeye başladı. Seçimden önce İSMEK’te Kürtçe kurslar sözü veren CHP, seçimden sonra da Kürtler tarafından dikkatle takip edildi. Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hakkı Savunanlar Platformu’nun organizatörlüğünde Kürt Dili ve Edebiyatı mezunlarıyla bir araya geldi. Katılımcıları dinleyen Kılıçdaroğlu, “Kürt edebiyatı vardır. Kürtçe kadim bir dil. Kürtler dün ortaya çıkmış değil. Tarihsel derinliği olan bir kültürü vardır. Kürt edebiyatının, sinemasının, sanatının ve resminin olması lazım. Olacaktır zaten. CHP olarak yerel yönetimlerde bu hizmeti vermek istiyoruz. Örneğin Kürtçe dil kurslarının yanı sıra Türkçe bilmeyen yaşlılara Kürtçe bilen sağlık personeli ile hizmet verebilecek bir çalışma yapacağız” diyerek talepleri karşılıksız bırakmayacağını ifade etti. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Diyarbakır’a giderek yerlerine kayyım atanan HDP’li büyükşehir belediye başkanlarıyla bir araya geldi. Demokrasi için endişe duyduğunu ifade eden İmamoğlu, Diyarbakır’da, “Bana Kürtçe öğretirseniz konuşurum elbette” ifadelerini de kullandı.

Peki, CHP ne yapmaya çalışıyor? Kürt sorununun çözümü için ne tür adımlar atmayı düşünüyor? CHP gerçekten demokratikleşiyor mu? Kürtlere bugüne kadar mesafeli olan Kürtler CHP’nin söylemlerini samimi buluyor mu?

CHP ile yakın temasta olan isimlerden, Hakkı Savunanlar Platformu Başkanı İlyas Buzgan’a göre CHP demokratikleşme içinde. Bugüne kadar CHP ile dört görüşme yaptıklarını fakat bunların üçünün toplantı şeklinde geçtiğini kaydeden Buzgan, Kürtlerin CHP ile diyaloglarının önemli olduğunu belirtiyor.

 

Hakkı Savunanlar Platformu’nun hikâyesini de anlatan Buzgan, “Öncelikle bizim İstanbul’da yaşayan Kürtlerin temsilcisi olma gibi bir iddiamız ve istencimiz yok. Sadece İstanbul’da yaşayan Kürtlerin kültürel, dilsel taleplerini belirli mercilere kabul ettirmeye yönelik girişimlerimiz var. Hakkı Savunanlar Platformu, 24 Haziran seçimlerinden önce bir grup Kürt aydını, gazeteci, muhafazakâr, demokrat, liberal, solcu arkadaşların içinde olduğu bir platform olarak ortaya çıktı” diyor. 

Kürtlerin İstanbul gibi yerlerde adil bir şekilde temsil edilmediğini kaydeden Buzgan, platformun amaçlarını anlatarak söze başlıyor:

“Ana amacı, Türkiye’de siyasal iktidar tarafından kaldırılan erkler ilkesi ve hukuk nosyonuna karşı geliştirilen sistematik saldırılara karşı mücadele veren siyasi ve sivil toplum örgütlerine katkı sunmak. Anayasal sınırlar içinde hukukun evrensel ilkelerine bağlı kalarak demokrasi ve hukuk mücadelesi veren STK’lara ve siyasi partilere destek vermektir.  Hukuk devletinin restorasyonuna ve rehabilitasyonuna katkı sunan tespitleri desteklemektedir.”  

Platformun yöntemlerinin tamamen sivil yöntemler olduğunu ifade eden Buzgan, haksızlıklara karşı demokratik mücadele veren kesimleri desteklemeye çalıştıklarını söylüyor. Buzgan, “Milyonlarca Kürt İstanbul’da ikamet ediyor. Ama baktığımız zaman İstanbul’da yaşayan Kürtlerin yerel yönetimlerde yeteri kadar temsil edilmediğini görüyoruz. 25 yıldır İstanbul’u yöneten AK Parti’de ve İstanbul’da Kürtlerin orantılı olarak temsil edilmedikleri aşikâr. Bunu temsilde adaletsizlik olarak değerlendiriyoruz. Bunun dışında İBB’de faaliyet gösteren İSMEK gibi bir yapı var. Yıllardır Japoncadan Çinceye, İspanyolcan Rusçaya birçok dilde kurs veriyor ama verilen kurslar arasında Kürtçe yoktu. Bu dikkatimizi çekti. Yine İBB’de faaliyet gösteren Kültür A. Ş. diye bir kurum var. İstanbul’daki turistik, tarihi ve kültürel mekânlarla ilgili birçok çalışması var. Ama Kürtlerin sorunlarına ilişkin herhangi bir dokümantasyon çalışması veya bir etkinlik yapmadı.  Dolayısıyla bunları Türkiye’deki kronik Kürt sorununun bir devamı olarak değerlendiriyoruz” diyerek bugüne kadar İBB’de Kürtlerin taleplerinin karşılık bulmadığını söylüyor. 

CHP ile temaslarını anlatan Buzgan, “31 Mart seçimlerinden önce platform olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Canan Kaftancıoğlu ile bir araya geldik. 11 Ocak’ta bize randevu verdiler. Kendileriyle bir toplantı yaptık. O toplantıda Türkiye’nin genel politik panoramasını ile negatif tespitlerimizi paylaştık. Demokrasi, hukuk devleti ve onun idesi olan adalete önem vermeye başladıkları yönündeki ve parlamenter sistemin lağvedilmedi gibi tespitlerdi bunlar. Son zamanlarda yaşanan özgürlük ve hak ihlallerine vurgu yaptıktan sonra İstanbul’da yaşayan Kürtlerin önemli bir kesiminin atıf yaptığım nedenlerle CHP'yi ilgiyle izlemeye aldıklarını görüyorum. Bu konuda adım atmaları halinde kendilerini destekleyebileceklerimizi söyledik. Sayın Ekrem İmamoğlu bu taleplerimize karşılık şu cevabı verdi. ‘Eğer ben belediyeyi kazanırsam, belediye başkanı olursam ve talep oluşursa İSMEK’te Kürtçe kurs açamaya hazırım’ dedi. Bu olumlu yaklaşımı görünce seçimlerde CHP’yi destekleme kararı aldık ve bunu deklare ettik. Gerek 31 Mart seçimlerinde sonra gerekse 23 Haziran seçimlerinden sonra CHP ile yaptığımız görüşmelerde kendilerine bunu yine ilettik. Kendileri de verdikleri cevabı teyit edip yenilediler” diyerek CHP’nin Kürtçe kurs açma konusundaki tavrını anlatıyor. 

CHP’nin Kürt sorununa yaklaşım biçimini anlatan Buzgan, “CHP’de söylemsel düzeyde çok net bir demokrasi çabası görüyoruz. Son dönemlerde ülkede yaşanan hukuk ihlallerine baktığımızda en fazla zarar gören kesimlerden biri CHP oldu. Ülkede yaşanan gerek hukuk krizi olsun gerekse CHP’nin gerçekten geçmişiyle yüzleşmesi olsun. Bizim CHP’nin kurumsal söyleminden edindiğimiz izlenim; onların demokrasiye gösterdiği çaba Ortodoks Kemalizm’den daha çok. Tüm kesimlere karşı sıcak mesajları dikkatimizi çekmişti. Dolayısıyla bunun desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

Buzgan “CHP demokratikleşiyor mu demokratikleşmiyor mu?”  sorusuna da şu yanıtı veriyor:

“Aslında hem söylemsel skalada hem bazı pratiklerde onların demokrasinin önemini anladıkları görülüyor. Hukuk devletinin oksijen kadar önemli oldukları sonucunca vardıklarını görüyoruz. CHP demokratikleşmek istiyorsa başta Kürtler olmak üzere muhafazakâr kesimlerin bunu desteklemesi gerektiğini düşünüyoruz. Yıllarca dindar Türkler ve Kürtler CHP’nin katı ideolojik tutumuna, jakoben tutumuna sürekli eleştiri yaptı. Şimdi böyle bir CHP değişmek istiyorsa inançları, laiklik vurgusuyla politik eğilimin merkezine yerleştirmesi gerekiyor. Biz CHP’de bu iradeyi ve eğilimi gördüğümüz için CHP’nin destelenmesi ve cesaretlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyerek farklı kesimlerin CHP’den demokratikleşme beklentisi içinde olduklarını vurguluyor. 

Kılıçdaroğlu ile yaptıkları son toplantıyı da anlatan Buzgan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yaptığımız toplantıda Kürt dili ve Edebiyatı Mezunları taleplerini ifade etti. Başkan orada kursların açılacağını ve Türkçe bilmeyen Kürt hasta ve yaşlıların bakım hizmetlerinde Kürtçe bilen tercüman bulundurulacağını söyledi. Bu belki küçük konu ama sonuçları itibariyle psikolojik yabancılaşmayı azaltacak. Hatta klasik CHP jargonunun da normalleşmesi olarak da okunabilir. Bu yüzden bu adım çok.”  

AKP’den uzaklaşan Kürtlerin bir arayış içinde olduğunu ifade eden Buzgan, Kürtlerin CHP’ye yaklaşımının da CHP’nin atacağı adımlara bağlı olduğunu kaydediyor. AKP’nin eski söyleminin bugün CHP tarafından sürdürüldüğünü ifade eden Buzgan, “Muhafazakâr Kürtler uzun yıllar AK Parti’ye destek verdi.  İki nedeni vardı. Birincisi AK Parti’nin daha özgürlükçü bir jargon ve politikayı benimsiyor olmasıydı. İkincisi ise Kürt sorununu çözeceği yönündeki iradesiydi. Bu iradeyi ilk yıllarda ortaya koydu. DGM’lerin ve OHAL’in kaldırılması ardından Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri açması, TRTKURDİ’yi açması bir normalizasyon sağlamıştı. Fakat son birkaç yıldır AK Parti bu politikadan vazgeçti. AB odaklı politikayı terk etti. Bu aslında bir gerilemeyi temsil ediyordu. Parlamenter sistemin lağvedilmesi ve MHP ittifakıyla birlikte AK Parti, MHP’nin ideolojisini kendine rehber etti. Bunlar Kürtlerde rahatsızlık uyandırdı. Tam bu konjonktürde CHP, 2012 yılına kadarki AK Parti söylemini devraldı. Şu an ona benzer bir politika izliyor. Şimdi konjonktürel nedenler diyebilirsin ya da belki CHP gerçekten dönüşüyor. Ama şu an CHP, AKP’nin 2012 yıllarındaki politikasının değerini kavramış ve benimsemiş görünüyor. O dönem dindar Kürtler bunun nasıl çok değerli olduğunu gördüyse, bugün de CHP’nin yaptıklarını görüyor. Kürtlerin önemli bir kesiminin CHP ye yönelmeye başladığını düşünüyorum. Parlamenter sistemin lağvedilmesi nedeniyle İstanbul’da yaşayan Kürtlerin önemli bir kesiminin atıf yaptığım nedenlerle CHP’yi ilgiyle izlediklerini görüyorum” diyerek Kürtlerin CHP’yle temaslarını özetliyor. 

CHP ve Kürtler arasında eski bir güvensizliğin olduğunu kaydeden Buzgan, “Fakat bu tarihsel travmanın getirdiği güvensizliğin kaldırılması için CHP’nin yapması gereken çok şey var. CHP yolun başında. Ancak uygulamalı adımlarlarla bu korkular aşılır. Dolayısıyla CHP demokratikleştikçe, eşitliğe vurgu yaptıkça, özgürlüğün değerini kavradıkça, yerel idarelerde ortaya koydukça muhalifler tarafından bunların not edileceğini ve ilerideki seçimlerde CHP’ye getirisi olacağını düşünüyorum” şeklinde konuşarak Kürtlerin CHP ile geleceğini anlatıyor. 

Önümüzdeki dönemde CHP’nin ne yapmak istediğini sorduğumda Buzgan, SHP’nin 1989 yılında hazırladığı rapor ile 2015 yılında Çözüm Süreci zamanında yayınladığı “22 Soru 22 Cevap”  isimli raporunu hatırlatıyor. Söz konusu raporlara bakıldığında CHP’nin, Kürt sorununu bir demokratikleşme sorunu olarak gördüğünü ifade eden Buzgan, “Rapora baktığımızda yüksek bir demokrasi inşa edildiğinde Kürt sorunu çözüleceği iddia ediliyor. Rapor üniter yapıyı bir veri olarak kabulle başlıyor. Özerklik, federasyon gibi yapılara kapalı. Daha çok eşit vatandaşlık ilkesini temel alarak yazılmış bir metin. Söz konusu raporlar, anadilde eğitimi de anayasal temellere bağlıyor. Bu konuda bir irade oluşması halinde destekleyeceklerini de söylüyorlar. Bu açıdan baktığımızda raporların değerli olduğunu görüyoruz. Gelgelim raporun revizyonuna. Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız toplantıda raporu şu an güncellemek için bir çalışma başlattıklarını ve bu çalışmanın önümüzdeki dönemde kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. İçeriğiyle ilgili herhangi bir şey söylemedi” şeklinde yanıt veriyor.

Yaptıkları çalışmanın değerli olduğunu kaydeden Buzgan, insanlardan bu çalışmayı desteklemelerini de istiyor. Buzgan sözlerini şöyle bitiriyor:

“CHP’nin böyle bir adım atmasını önemsiyoruz. Buna katkı verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İstanbul’da faaliyet gösteren bütün Kürt STK’lerin bu konuya destek vermelerini, sorunun çözülmesi için ortaya koymalarını istirham ediyorum.”