Kılıçdaroğlu, bin 251 delegenin oyuyla yeniden CHP Genel Başkanı seçildi

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) “Hedef iktidar, Cumhuriyeti Demokrasi İle Taçlandıracağız” sloganıyla düzenlediği 37. Olağan Kurultayı'nda Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkan seçildi. 

Kurultayda genel başkanlık için oy verme işlemi saat 18.15'te tamamlandı.

Oyların tasnifi ve sayılmasının ardından Çankaya İlçe Seçim Kurulu yetkilisi sonuçları açıkladı. 

Buna göre, seçime tek aday olarak katılan Kılıçdaroğlu, oy kullanan bin 318 delegeden bin 251'inin oyunu alarak yeniden genel başkan seçildi. 

Kurultayda 67 oy ise geçersiz sayıldı. CHP'nin toplam kayıtlı bin 356 delegesi bulunuyor. 

Böylece Kılıçdaroğlu katıldığı seçimli kurultaylarda 7'nci kez genel başkan seçilmiş oldu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkanlığa seçildiği 37. Olağan Kurultayında delegelere teşekkür konuşması yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu, ikinci yüzyıla girerken bir beyannamenin altına imza attıklarını, imza atan her delegenin halkın umudu olduğunu belirtti.

Bu beyannamenin altına imza atarak tarihsel bir sorumluluğu hep beraber üstlendiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Ne dedik? Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecektir, dedik. Ne dedik? Halkımızla beraber işsizimizle, çalışanımızla, emekçimizle, apartman görevlimizle, kuryemizle, kamu görevlileriyle, toplumun her kesimiyle birlikte hareket edeceğiz" şeklinde konuştu.

Çok önemli bir söz verdiklerini, 2023'te Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'üncü yılında Cumhuriyet'i demokrasi ile taçlandıracaklarını söylediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet'i kuranların Cumhuriyet'in demokrasi ile taçlandırılmasını hep istediklerini dile getirdi.

En önemli devrimlerin altına Cumhuriyet Halk Partisinin imza attığını ifade eden Kılıçdaroğlu, en geç 2023'te Cumhuriyet'i demokrasi ile taçlandıracaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Zor bir görev üstlendiğimizi biliyoruz ama bu zorluk bizim umudumuzu perçinlemiştir" dedi.

Kimseyi kırmadan, ötekileştirmeden 83 milyon insanı kucaklayarak demokrasiyi, huzuru anlatarak yola çıkacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Söz verirken sadece kendi ülkemiz için söz vermedik. Bir şeyin daha altına imza attık. Bütün Ortadoğu'yu bir savaş alanı, bir kavga alanı olmaktan çıkarıp bütün Ortadoğu'yu bir barış havzasına döndürme sözü verdik. Biz bu sözü verirken dedik ki Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'nı kuracağız. Kiminle? İran, Irak, Suriye ile ve Türkiye ile beraber olacağız. Akrabalarımızla beraber olacağız. 

Ortak tarihimiz, kültürümüz inançlarımız var. Bütün farklılıkları zenginlik kabul ederek bu coğrafyayı gerçekten de bir barış havzasına döndüreceğiz. Böylece söz verdiğimiz kuralları, taahhütleri yerine getirdiğimizde göreceksiniz ki Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, Ortadoğu'da da Avrupa'da da dünyada da 21. yüzyılın parlayan yıldızı olarak ortaya çıkacaktır. Biz bu hedefi gerçekleştireceğiz."

Kendilerine her türlü baskı gelebileceğini belirten Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Barıştan yana olmayanlar, iktidar oldu diye sadece cebini düşünenler, toplumu ayrıştırarak, bölerek, kutuplaştırarak kendi iktidarlarını bir anlamda korumak isteyenler bize karşı çıkabilirler, baskı yapabilirler, linç girişiminde bulunabilirler. Ne yaparlarsa yapsınlar inancımızdan asla ve asla vazgeçmeyeceğiz. Bizim inancımızın özü 83 milyona hizmet etmektir. Herkesi kucaklayacağız." 

Verilen her oya layık olmaya çalışacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bu ülkeyi huzura kavuşturmak için hiç kimseyi ötekileştirmeden 24 saat çalışacağım. Bu taahhütlerimizi dostlarımızla birlikte yerine getireceğimizi söyledik. Birlikte yapacağız." dedi.

"Kavga zamanı değil, ayrışma zamanı değil, beraber olma zamanıdır." diyen Kılıçdaroğlu, her düşünceye saygı göstermenin görevleri olduğunu dile getirdi.

Farklı düşüncelerin dinlenmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, hoşgörüyü toplumun her tabakasına ulaştırmanın şart olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Bu toprakların mayasında bereket, kardeşlik, sevgi, hoşgörü var. Ayrışma yok. Ayrıştırmak isteyenler kendi koltuklarını korumak isteyenlerdir, bölmek isteyenler kendi koltuklarını korumak isteyenlerdir. Biz bunlardan olmayacağız, bizim siyaset anlayışımız böyle olmayacaktır. Yeni bir siyaset anlayışını başlattık. Yeni siyaset anlayışıyla yola çıkacağız" şeklinde konuştu.

Kendisine verilen oyun sorumluluğunun farkında olduğunu, çalışacağını ve mücadele edeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu ülkeye hizmet etmenin mübarek bir görev olduğunu ifade etti.

Doğacak çocuklara güzel bir coğrafyanın hediye edilmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Doğduklarında babalarından, dedelerinden, atalarından güzel bir coğrafyanın kendilerine miras olarak kaldığını görecekler. Biz bu hakkı Anayasa'mıza yazacağız. Çünkü bizim sorumluluğumuz sadece bizimle sınırlı değil, bizim sorumluluğumuz bizden sonraki kuşakların da hakkını hukukunu korumaktan geçer" diye konuştu.

Kurultayın sadece Türkiye'deki vatandaşların izlediği bir Kurultay olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki gelişmeleri bütün dünyanın yakından izlediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim sorumluluğumuz ne? Bizim sorumluluğumuz şu; baskıcı bir yönetimi demokrasiye getirerek ve Cumhuriyet'i de demokrasiyle taçlandırarak dünyaya örnek olan bir ülke haline getirmektir. Bizim görevimiz bu. Demokrasiyi güçlendireceğiz, hepimiz kucaklaşacağız. Farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul edip onun üzerinden kendimize yeni bir yol inşa edeceğiz. Bu yol Gazi Mustafa Kemal'in söylediği çağdaş uygarlığı aşma yoludur. Bizler çağdaş uygarlığı aşacağız."

Eğitim sistemini, dış politikayı yeniden şekillendirmek, Türkiye'yi ayağa kaldırmak zorunda olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, her Cumhuriyet Halk Partilinin ağır bir görevi ve sorumluluğu bulunduğunu dile getirdi.

Divan Başkanı Özlem Çerçioğlu, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının ardından Kurultayı yarın saat 08.00'de açmak üzere kapattı.

Öte yandan Kılıçdaroğlu, Twitter'dan yaptığı paylaşımda, "Bir kez daha bana duyduğunuz güven ve vermiş olduğunuz bu onurlu görev için tüm partililerime yürekten teşekkür ediyorum. Bu ülkeye hizmet etmek ve bu ülkeyi huzura kavuşturmak benim boynumun borcudur." ifadesini kullandı.

CHP Kurultayı'nda saat 15.00 itibariyle CHP Genel Başkan adaylık başvurusu için verilen süre sona erdi. Sürenin uzatılması için bazı delegeler tarafından verilen önerge, divan tarafından reddedilmişti. Divan Başkanı Çerçioğlu, yeterli imzaya ulaşan tek adayın Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu açıkladı ve seçimde tek aday Kılıçdaroğlu yeniden başkan seçildi.

Başkanlığa yeniden seçilen Kılıçdaroğlu, açıkladığı “2’nci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”nde toplumsal barış ve huzurun sağlanacağını söyledi ve “Kürt sorunu olmak üzere toplumsal sorunlar demokrasi temelinde ve TBMM öncülüğünde çözülecek” ifadesini kullandı.

Kurultayın ilk günü genel başkanlık seçimi yapılacak, ikinci günü 60 kişilik Parti Meclisi (PM) ve 15 kişilik Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri seçilecek.

İki gün sürecek olan kurultayda bin 356 delege bulunuyor.

Kurultaylarının tarihi olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bu kurultay işsizliği, bu kurultay yoksulluğu, bu kurultay liyakatsizliği, bu kurultay umutsuzluğu nasıl ortadan kaldıracağımızı açıklayan bir kurultaydır” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Adalet Yürüyüşü'nü hiç kimse unutmasın. Son gününde Maltepe'de bu bir sona değil yeni bir başlangıçtır demiştim. Önümüzdeki duvarı yıkacağız demiştim. 31 Mart seçimlerinde duvarın arkasına geçtik. O duvarı şimdi dostlarımızla birlikte parça parça yıkacağız” ifadelerini kullandı.

Birinci yüzyılda yasama, yargı ve medyanın bir kişinin vesayeti altına girdiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

“Fabrikaları sattılar, parayı ne yaptıklarını kimse bilmiyor. Topraklarımızı sattılar. 250 bin dolara istediğiniz yerden istediğiniz daireyi alabiliyorsunuz! Bunu özellikle bizi dinleyen bütün vatandaşlarıma ifade etmek istiyorum, elinizi vicdanınıza koyun. 18 yıl devleti yönetecek, 18 yılda 2 trilyon 400 milyar dolar para harcanacak, bu paranın nereye gittiğini TBMM'de kimse bilmeyecek, sonra bana kalkıp ekonomiden bahsedeceksiniz. Peki bu işsizlik, yoksulluk ne? Türkiye Cumhuriyeti bu hale getirenlerden hesap sormalıyız. Neden bu hale getirdiniz bu memleketi."

Kılıçdaroğlu, “Toplumsal barışımız temelden dinamitlenmiştir. Oysa bu ülkede 83 milyon bayrağımızın altında huzur içinde yaşamalıyız. Kimsenin etnik kimliğini sorgulamak bizim haddimiz değildi. Bizim sorgulayacağımız şey vatandaşın karnı aç mı tok mu. Siyasal iktidar başta Kürt sorunu olmak üzere toplumsal ayrıştırmaya yaşatmakta ve politikalarını bunun üzerine inşa etmektedir” dedi.

Sorunları çözeceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bu sorunları hep birlikte çözeceğiz. Dostlarımızla Millet İttifakı'nı oluşturan dostlarımızla çözeceğiz. Özgürlük isteyen gençlerimizle çözeceğiz. Bu sorunu her gün şiddete uğrayan ama asla pes etmeyen kadınlarla çözeceğiz. Bu sorunları kalemini satmayan gazetecilerle, bilim insanlarıyla, ahlaklı sporcularla. Bu sorunları alın terinin karşılığını alamayan emekçilerle çözeceğiz. Sayıları 10 bini aşan ve büyük bir kısmı gençlerden oluşan işsizlerle çözeceğiz. Birlikte halkımızla birlikte çözeceğiz.

Şimdi geldik nasıl çözeceğiz? Şunu hiç kimse unutmasın; önümüzdeki ilk seçimlerde dostlarımızla birlikte iktidar olacağız. Firavunların iktidarını yıkıp halkın iktidarını kuracağız. hangi partiye oy verdin sorusunu değil, ne derdin var sorusunu soracağız. Akılla, bilgi, birikim, istişare ile çözeceğiz. Adalet duygusuyla çözeceğiz."

Kılıçdaroğlu konuşması ardından “2’inci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”ni açıkladı ve delegelerin oylarına sundu. Beyanname oy birliği ile kabul edildi.

13 maddeden oluşan beyannamenin ayrıntıları şöyle:

"1- Anayasa ile güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme geçececeğiz. Güçlü demokratik parlamenter sistem için öncelikle geniş bir toplumsal mutabakat sağlanacak, gücünü milleten alan yeni bir anayasa yapılacak. Partili Cumhurbaşkanlığı kaldırılacak. Basın ve ifade özgülüğü koşulsuz güvence altına alınacak.

2- Türkiye'nin toplumsal barışı ve huzuru sağlanacaktır. Başta Kürt sorunu olmak üzere toplumsal sorunlar demokrasi temelinde ve TBMM öncülüğünde çözülecek. Türkiye'nin tam bağımsızlığı ve üniter yapısı güçlendirilecek. Kürt sorununun egemen güçlerin bir manivalası olarak kullanılmasına asla izin verilmeyecek.

Kadın erkek fırsat eşitliği sağlanacak. Toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi için tüm terör örgütleri ve yeraltı suç örgütleri ile mücadele ödün verilmeksizin sürdürülecek.

3- Liyakat sistemi hakim kılınacaktır. Devlet hizmetlerinin partizanca yapılmasına engel olunacaktır.

4- Seçim yasası değişecek. Milletin vekilini millet seçecek. Seçim barajı kaldırılacak. Milletin iradesinin meclise tam olarak yansıması sağlanacaktır. Seçim yasası değişikliği ile cinsiyet kotası getirilecek, kadınların parlamentoda temsili yasal güvence altına alınacaktır. CHP’li kadın milletvekilleri bu yasa teklifini hazırlayacak TBMM’ye verecektir.

5- Siyasi ahlak yasası çıkarılacak. Vatandaşla siyasi arasındaki güven yeniden oluşturulacaktır.

6- Kamu ihale kanunu yeniden düzenlenecek. Kamuda israf ve kayırmacılığı önlemek için ivedilikle değiştirilecektir. Kamu ihalelerinin şeffaf bir şekilde yapılması sağlanacaktır.

7- Sayıştay gerçek işlevine kavuşturulacaktır. TBMM’de Kesin Hesap Komisyonu kuracağız. Kesin Hesap Komisyonu’nun başkanı iktidar partisinden değil, muhalefet partisinden olacak.

8- Güçlü bir stratejik planlama teşkilatı kurulacaktır. Üretim ve hakça paylaşım stratejik planlamanın ana hedefi olacaktır.

9- Eğitim sistemi yeniden yapılandırılacak. Üniversitelerimizde her türlü düşünce özgürce tartışılabilecek, darbecilerin getirdiği YÖK kaldırılacaktır. Tüm organize sanayi bölgelerinde iş garantili yatılı teknoloji liseleri kurulacaktır. Gençlerimizin de işsiz kalmalarının önüne geçilecektir.

10- Gelecek nesiller için ekosistem hakkı korunacaktır.

11- Aile Destekleri Sigortası uygulamaya konacaktır. Bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecektir. Vatandaş devlet yardımlarını lütuf olarak değil hakkı olarak görecektir.

12- Yeni bir merkez-yerel dengesi kurulacaktır. Devletin tüm kapasitesi en verimli şekilde kullanılacaktır. Hizmetin vatandaşa daha etkin bir şekilde ulaşılması sağlanacaktır. Kayyum uygulamalarına son verilecek, seçimle gelenlerin ancak seçimle gitmeleri garanti altına alınacaktır.

13- Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kurulacak. Biz Ortadoğu'ya huzuru, barışı getireceğiz."

CHP’nin 37. Olağan Kurultayı'nda Divan Başkanlığına seçilen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun konuşması olumlu karşılandı. Çerçioğlu, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmak istenmesine tepki göstererek “Sözleşmeyi feshetmek, kadın cinayetlerinin önünü açmak demektir. İstanbul Sözleşmesi’nin her zaman yanındayız” dedi.

CHP’nin Türkiye’nin güvencesi olduğunu vurgulayan Çerçioğlu, partilerinin kuruluş tarihini anlattı. Kılıçdaroğlu’nun “Devleti tekrar devlet ana yapağız” sözünü hatırlatan Çerçioğlu, “Şefkatli, korumacı, kimsesizlerin kimsesi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Çerçioğlu, Kuvayi Milliye’yi, Hrant Dink, Uğur Mumcu, Türkan Saylan, Bülent Ecevit,  Erdal Eren, Deniz Gezmiş, Pir Sultan’ı da anarak şöyle konuştu:

“Biz mücadelesini Kuvay-ı Milliye'den, azmini Türkan Saylanlardan, gücünü Deniz Gezmişlerden, vicdanını Erdal Erenlerden, özgürlüğünü Bülent Ecevit'in güvercinlerinden, iradesini Mustafa Kemal Atatürk'ten almış bir neslin evlatlarıyız. Bu yüzden biz sözümüzü tutarız."

CHP Kurultay Onur Üyesi ve CHP Genel Başkan adayı Prof. Tolga Yarman, kurultayda yaptığı konuşmada CHP yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Yarman, Kılıçdaroğlu'nun 'İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi'nde bütün doğruları söylemediğini belirterek, “CHP yönetimi, siz de baskı altındasınız. 2015 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neden Erdoğan'ın diplomasız olmadığının üstüne gitmediniz? Rejimin değişmesine çanak tuttuk” dedi. 

Yarman Kurultay'da yaptığı konuşmada şunları söyledi: 

"Sevgili Genel Başkanımız doğruları söyledi ama bütün doğruları söylemedi. Sadece doğruları da söylemedi. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz tehditten kurtulmak istiyorsak çaresi çok kolaydır. Sarayda oturan, diploması var mıdır? Sarayda oturmaya hak sahibi midir? Partimizde arkadaşlarımız hepsi birbirinden güzel çalışma yapıyorlar. Orta sahada top çevirmeye gerek yok. 

Diplomasız olduğunun üstüne gitmediniz. Neden gitmediniz? Anasayal bir suç işlenmiştir. Buna geçit verdiniz. Ciddi olarak baskı altındasınız. ‘Sizin söylediğiniz gibi değil’ deyin. 2017’de rejim sahte oylarla değişti. Rejimin değişmesine çanak tuttuk. YSK kararının hukuksuz olduğunu ortaya koymadınız. AİHM’e neden götürmediniz. CHP yönetimi, siz de baskı altındasınız. Biz CHP olarak dışardan baskı altındayız. Bunu ya kırarsın ya kırmazsın."

CHP Genel Başkan Adayı İlhan Cihaner de bir konuşma yaptı. Cihaner, "Şuradaki ciddiyetsizlik bile her şeyi gösteriyor. Genel Başkan gitmeseydi parti yöneticileri gitmeseydi bu salondan hiç kimse gitmezdi. Buradan selfie çekerek gittiler. Sözde tüzüğümüze göre demokrasimizin geleceği tartışılacaktı. Buradan bir karar çıkacaktı biz de geleceğimizi kuracaktık. Neredeler? Bu ciddiyetsizlikle nasıl iktidara gideceğiz. Bu bir tiyatro! En küçük ilçede bile divan başkanlığı üyesi için en güçsüz adaya bilgi verirdi. Örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı sizin iradenize tecavüz ederek seçtik diyor arkadaşlar. Kadın olması hiç bir şeyi değiştirmez. Biz tüzüğümüzde olan yüzde 33'lük kadın kotasını kullanmıyoruz. Şimdi kalkmışız gelecekte böyle yapacağız diyoruz. Ön seçimi kaldırdık. Neymiş halk seçecekmiş. Genellikle ben bağırarak konuşmam. Ben anlaşmadan yanayım. Burayı böyle görünce sinirlendim kusura bakmayın" ifadelerini kullandı. 

Kendisinin marjinallikle suçlandığını belirten Cihaner, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı yapılması, dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet denilmesi gibi uygulamaların daha marjinal olduğunu söyledi. Cihaner, savaş tezkereleri konusunda da CHP yönetimine sert eleştiriler yöneltti.

Cihaner

Cihaner, şöyle konuştu:

“Çok öfkelendim. Savaş tezkerelerine ‘Evet’ dedik. Hiçbir savaş tezkeresine ben ‘Evet’ demedim. Sahte bir yerlilik ve millilik anlayışıyla Ortadoğu halklarının gözyaşına boğulmasına partimizin resmi görüşü, şimdi burayı terk edenler, ‘Evet’ dedi. Milli olacağız ya! Başka bir şey daha. En büyük derdimiz sahte sol arkadaşlar. Burada sahneye çıkan herkes Atatürk diyor, Deniz Gezmiş diyor. Deniz Gezmiş, Ortadoğu halkları için, mazlum Filistin halkı için çatışmaya gittiğini hepimiz biliyoruz. Ama bu divanda bir arkadaşımız (CHP Aydın Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve 37. Olağan Kurultay Başkanı Özlem Çerçioğlu) Afrin’e atılan bombaların üzerine imzasını attı. O ağızla çıkıp Deniz Gezmiş’i savundu. Burada telaffuz etti. Peki, Kürt halkı, Afrin meselesindeki tutumumuzdan dolayı bize, ittifaka nasıl oy verecek? İttifak, ittifak diyoruz.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile ittifak yapılmasına karşı olduğunu söyleyen Cihaner, “Ekonomiyi batıran Ali Babacan ile mi yapacağız? Türkiye’deki kamu mallarını peşkeş çeken bir adam bizim ekonomimizi mi kurtaracak? Peki, Türkiye’nin yaşadığı dış politika yıkımının sorumlusu kim? Babacan, Davutoğlu, yeni ittifak ortağımız. Bunlarla mı ikinci yüzyılı kuracağız” dedi.

Cihaner, şöyle konuştu:

“18 yılda biz neredeydik, muhalefetteydik. AKP’nin hangi hamlesine engel olduk. Kazdağlarının yağmalanmasına, kadın cinayetlerine, tank palet fabrikasına mı engel olduk? İşsizlikle ilgili ne yapabildik? Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğinin kaldırılmasına mı engel olduk yoksa yüzlerce siyasi tutsağın haksız, hukuksuz yere cezaevinde tutulmasına mı engel olduk? Baro yasası çıktı. 2 gün geciktirdik diye muhalefet yaptık diyoruz. Genel başkanın 13 maddesini nasıl gerçekleştireceğiz? Anayasa Mahkemesi’ne giderek, tweet atarak, Salı toplantılarında bağırarak, Meclis kürsüsünde AKP’lilere kapak yaparak. Bu tarzı izleyerek bugüne kadar hangi politikasına engel olduk?.”

Cihaner, kurultay sürecindeki imza toplama sürecinde bazı delegelerin, CHP’li bazı yöneticiler tarafından tehdit edildiğini vurguladı. Cihaner, şunları söyledi:

“Hepinizden (delegeler) imza alındı. Hangi koşullarda alındığını biliyorum. 100’ün üzerinde imza ile son 2 güne girdik. Birçok arkadaşımız bizim ofise gelirken yoldan çevrildi. Ellerinde imzası olmayan arkadaşlarımız üzerinde belediye başkanlarının, o arkadaşlarımızın aşıyla işiyle tehdit edildiğini gördük. Mesajlar burada. O belediye başkanlarını da biliyorum, o genel başkan yardımcılarını da biliyorum. Hepsinden hesap soracağız. Bugün değilse yarın. Bir insanı, bir yoldaşını nasıl işiyle aşıyla tehdit edersin? Bu alçaklıktır. AKP’nin yapmadığı bir alçaklıktır. Şu anda genel başkan 80 imza ile önerilecek. Sizin imzalarınız ne oldu arkadaşlar? 80 il başkanın imzasıyla. Mardin ayrı bir fecaat. Türkiye tarihinde ilk kez bir il kurultayda temsilsiz kalıyor. Mardin’e neden atama yapılmadı? İtiraz edenlerin düşmanlaştırıldığı bir süreç yaşıyoruz. Olağanüstü Kurultay’da imza verenler düşmanlaştırıldı. Yoldaşlık bu mu? Temel Karamanoğlu’na, Perinçek’e imza verirken desteklenen sizler, işinizle aşınızla tehdit ediliyorsunuz.”

Berhan Şimşek, en sağdan en sola kadar dayanışma hakkı olduğunu belirtti. Şimşek, Kılıçdaroğlu'na seslenerek, "Milletvekilini halk seçsin diyorsan, grup başkanvekillerini mesajla sen seçme" dedi.  İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, "Tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar sosyal demokrasiye ihtiyacımız var. Gelir dağılımındaki adaletsizlikte dünya 5.'si olan bir ülkeyiz. İktidarın yolu yerelden geçer. Hayalini kurduğumuz ülkeyi önce kentimizden inşa etmeliyiz" diye konuştu.

Bilim Kurulu tavsiyeleri doğrultusunda COVİD-19 salgınına karşı önlemler alındı. Kurultay alanı girişinde delegelerin ateşi ölçüldü, maske ve dezenfektanlar verildi. Sosyal mesafenin korunması için yerlere “Sağlığınız için 1.5 metre sosyal mesafeyi koruyun” yazılı sticker yapıştırıldı. Oy verme işlemlerinde, yığılmaları önlemek amacıyla 44 sandık ve 132 kabin kuruldu.

Kurultayın yapıldığı alana “İş, emek, ezilen, kadın, çocuk, genç, doğa, demokrasi, barış, özgürlük, umut, halk için iktidar” yazılı ayrı ayrı pankartlar asıldı. Kurultay konuşmalarının yapılacağı kürsü kırmızı beyaz renklerle hazırlandı. Amfide herkesin oturacağı koltuğun üzerine isimleri yazıldı ve iki kişilik sosyal mesafe boşluğu bırakıldı.

Adaylığını açıklayan eski Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Parti Meclisi Üyesi İlhan Cihaner ve Profesör Doktor Tolga Yarman için yan yana koltuklarda yer ayrıldı. Kurultay öncesi, oda orkestrası mini bir konser vererek, İzmir Marşı'nı çaldı. 

Kurultay için özel olarak söz ve müziği Ali Altay’a ait olan “İktidarın Yolu Kılıçdaroğlu” şarkısı hazırlandı. Kurultay sloganı ise “hedef iktidar” oldu. “Hedef iktidar” sloganı pankartları Odeon'un çeşitli  yerlerine  asıldı.

Kurultay için dikkat çeken başka bir ayrıntı ise özel bir rap şarkısı hazırlanması oldu. Yedi milyona yakın seçmenin oluşturduğu ve önümüzdeki seçimleri etkileyecek Z kuşağının hedeflendiği şarkıyı, partinin yayın izleme biriminde çalışan 27 yaşındaki Canberk Durucu hazırladı. Şarkıda, “2008’de doğdum 5 bin dolar borçla, şimdi günümüzde beş kat daha fazla, merak etme bizimle gelecek liyakat, israfın sonunda bedel ödeyen çocuklar, hak, hukuk, adalet, yüreğimizde cesaret…” ifadeleri yer aldı.

Kurultayda; bugün genel başkanlık, yarın Parti Meclisi ile Yüksek Disiplin Kurulu ve Bilim Yönetim ve Kültür Platformu seçimleri yapılacak. Bin 356 delegenin oy kullanacağı kurultayda; genel başkanlık için 68, kurullar için ise 10 delegenin imzasını alan partililer aday olabilecek.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, basın için ayrılan alana gelerek basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bir süre Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçme yazıları ve konuşmalarından oluşan "Özgür ve Adil Bir Türkiye için Yürüyüş" kitabını inceleyen İmamoğlu, kurultaya dair şunları söyledi:

“CHP şu anda sadece kendisine oy veren insanlar için bir umut kurultayı yapmıyor, şu an muhalefeti temsil eden hangi ruh varsa onu temsil edecek bir kurultayı yapacak. Sorumluluk çok büyük. Türkiye siyasetinin ya da bugünkü rejime baktığımızda hiçbir partinin tek başına iktidar söz konusu olmadığına göre demek ki çok kapsayıcı bir anlayışla düşünmek ve ona göre kararlar almak lazım. Bizim ideolojik bir sapmamız anlamına asla gelmiyor. CHP evrensel değerlere önem verir. Türkiye’de kapsamayacağı hiçbir değer yoktur.”