Ara 02 2017

'Muhalefet aslında hıyanettir'

 

Son günlerde ana muhalefet partisi CHP’nin tum PM üyeleri hakkında soruşturma açılması ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın CHP başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için, “ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir’’ demesi, muhalefetin rolü ve sınırlarına ilişkin tartışmaları gündeme taşıdı.

Kılıçdaroğlu dahil tüm CHP PM üyelerine ilişkin soruşturmanın nedeni 6 Kasım 2016 tarihli toplantının ardıdan yayımlanan bildiri.

Kılıçdaroğlu’nun bir güvenlik sorunu haline gelmiş olması ise Cumhurbaşkanı’nın yakınlarının Man Adasın’daki bir şirkete  milyonlarca dolarlık para transferi belgelerini paylaşmış olması.

Sahi, ne yapar muhalefet? Ya da ne yapmalıdır?

Gazeteci Murat Belge bu konuya önce liderlerin yani önderlerin rölünü irdeleyerek başlıyor. T24’de yayımlanan “Muhalefet ne demektir?’’ başlıklı yazısında Belge, bir önderin halkın temsilcisi olmaktan da öte, halkın ruhu ve kendisi olduğunu yazıyor. 

Dolayısı ile önderin ağzından çıkan her şey milletin sözüdür ve önder ve millet arasında tam bir özdeşlik kurulmuş olur.

Belge önderlerin toplumun hatırı sayılır kısmının desteğini almışken, tamamının desteğini aldıkları bir örneğin görülmediğine değinir. Belge sözlerine, “Çeşitli yasal zorlamalarla muhalefeti susturan, yok eden, “tek parti/tek adam” rejimi kurmuş ülkelerde dahi seçimlerde yüzde 90’larda seyreden bir çoğunluk görürüz. –Kenan Evren’in referandumu gibi,’’ diyerek devam ediyor.

Popülist önder ise, toplumda gerçek veya hayali -- bazı durumlarda abartılmış da olabilir -- bir yoksunluktan dolayı bir şekilde mağdur olmuş insanların sözcülüğünü üstlenir, Belge’ye göre. Ancak önder bunu yaparken bu kesimlerin ‘’hakiki halk’’ ya da ‘’millet’’ olduğun savunarak yapar diyor Belge.

Belge sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Bunun sonucu, önderi desteklemeyen kesimlerin, önderle özdeş olan “halk/millet”in bir parçası sayılmamasıdır. Popülist öndere göre onlar olsa da olur… Galiba olmasa daha iyi olur.

Bu “olsa da olur, olmasa da olur” keyfiyetinin sınırları ülkenin genel koşullarına bağlıdır. Bu genel koşullar popülist önderin, popülist önder olarak saltanat sürmesine engel değilse, önder rahat rahat geziyor, konuşuyor, buyuruyorsa, onu alkışlamayan bir kesim “olsa da olur.” Ama bir takım nedenlerle önderin işleri bozulur, rahatı kaçar, karşısına can sıkıcı durumlar çıkmaya başlarsa, bu “alkışlamayan” kesimin varlığı da bir sorun olarak görünmeye başlar. Çünkü bu kesimin etkili bir muhalefet olması ihtimali güçlenir.’’

Konu muhalefete gelince ise Belge şu soruyu soruyor, önder ve millet’in özdeş olduğu bir ortamda, öndere muhalefet etmenin anlamı ne olur? Bu durumda öndere muhalefet etmek, onunla özdeş olan millete de muhalefet ediyordur. Yani, milletin iradesine muhalefet ediyordur Belge’ye göre. Ve bu noktada millet elbette iradesini kendi iyiliği için kullanacaktır, dolayısı ile muhalefet eden milletin iyiliğini istemiyordur.

Belge bu durumda geriye kalan tek şıkkın muhalefetin milletin kötülüğünü istediğidir diyor.

“Milletin kötülüğünü isteyene ne derler? “Hain” derler.’’ diyerek sözlerine devam eden Belge muhalefetin nihayetinde hıyanet olduğu sonucuna ulaşıyor.

Bunu yapan kişinin bir “bir ulusal  güvenlik sorunu” haline gelebilmesi de pek tabiidir, diyor Belge. Sorumlu bir yönetimin bu  “ulusal güvenlik sorunu” haline gelenlerle ilgili olarak da gereğini yapması beklenir. Bu “Gereği”nin ne olduğuna ilişkin karar, ülkenin sorunlarının mahiyetine, ama aynı zamanda yapılan siyasi kötülüğün niteliği gibi faktörlere bağlıdır, diyen Belge, bu “hain” kişilerin muhakkak yaptıklarının bedelini ödeyeceğini belirterek yazısına son veriyor.