Murat Aksoy
Kas 06 2019

Siyaset üreten örgüte ihtiyaç var

Son haftalarda CHP’de Şubat ya da Mart 2020’de yapılacak olan olağan kurultay süreci heyecanı yaşanıyor. Delege listeleri, ilçe, ilçe başkan adayları mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşıyor. 

Mahallerden başlayarak delege seçimleri yapılacak. Sonra ilçe ve il başkanları ve yöneticileri seçilecek. İl başkanlığı seçimlerinde kurultay delegeleri de belirlenmiş olacak. Son adım ise olağan kurultay. Orada da önce genel başkan, sonra Parti Meclisi (PM) üyelerinin seçimi yapılacak. 

Bütün bu sürecin anlamı, CHP örgütünün önümüzdeki iki-üç ay boyunca içe döneceği. 

Kulislere sızan bilgiler, başta büyükşehirlerde olmak üzere bazı il ve ilçelerde örgüt, belediye başkanı ve parti yöneticileri arasında büyük mücadelenin olacağı şeklinde. 

Bazı yerlerde örgütler, belediye başkanı ve parti yöneticilerine; bazı yerlerde örgüt ve belediye başkanı, parti yöneticilerine; bazı yerlerde de örgüt ve parti yöneticileri, belediye başkanlarına karşı mücadele edecek. 

Bütün bu mücadelelerin bir amacı var, her güç odağı kendilerine yakın adayın kazanması ve olabildiği ölçüde fazla kurultay delegesi seçtirme. 

Parti hiyerarşisi içinde düşünüldüğünde her pozisyon, o pozisyona seçilen için bir güç. Ve öyle ki, bu güç giderek bir “küçük iktidar”a dönüşüp, kaybedilmemesi gereken bir pozisyona dönüşüyor. Ve o andan itibaren ise hedef “büyük iktidar, değil, sahip olunan küçük iktidarın korunmasına indirgeniyor.

***
Kurultay sürecinde en çok merak edilecek olan iller İstanbul, Ankara ve İzmir’de olacak. Bu illerde il başkanları kadar belirlenecek kurultay delegeleri, özellikle PM seçiminde etkili olacağı için önemli. 

Burada hemen bir not düşelim ki genel başkanlık konusunda bir tartışma yok. Kemal Kılıçdaroğlu tek aday. 

Gelelim illere. Önce İstanbul.  

İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, parti merkezinde dar bir grubun kendisine karşı olmasına rağmen, İstanbul seçimlerini -hem de iki kez- kazanmanın özgüvenine sahip. Ama genel merkezin Kaftancıoğlu’nun adaylığı konusunda rezervi olduğu notunu düşmekte fayda var. Kaftancıoğlu, olağanüstü bir gelişme olmazsa yeniden aday. Örgüt tarafından da seviliyor, bu da en büyük avantajı. Buna mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu ile de –şimdilik- uyumlu çalışmasını de eklemek gerekiyor. Bu uyumun bu süreçte nasıl gelişeceğini de izlemekte fayda var. 

Bu arada hemen şunu ekleyelim ki, İmamoğlu bütün bu süreçte sadece belediye başkanı olarak değil, gelecekte parti içinde güçlü bir pozisyona kendisine rağmen aday kabul edildiği için bu süreçte, tercihleri önemli hale gelecek.

Canan Kaftancıoğlu karşısına aday olmak için Muharrem İnce’nin kulis yaptığı bilgileri var ama İnce’nin örgüt ve belediye başkanları nezdinde bir karşılığı olmadığı için adaylığı zor. Elbette son anda genel merkez ve ilçe belediye başkanları işbirliği yaparak Kaftancıoğlu’nun karşısına bir aday çıkarmazlarsa... 

Bu açıdan İstanbul’da mücadele ilçe başkanlıkları için. Orada da seçilmiş belediye başkanları olabildiği ölçüde etkili olmaya çalışıyor. 

***
Ankara’da mevcut il başkanının Rıfkı Güvener’in değişeceği konuşuluyor. Onun yerine en güçlü adayın Kılıçdaroğlu’nun ilk seçildiği dönemde PM üyeliğine taşıdığı genç bir avukat var; Umut Akdoğan. Kendisi Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi farklı toplumsal kesimlere açma çabasının destekleyen isimlerden birisi. 

Bir özelliği de adaylığı sürecinde Mansur Yavaş’ın kampanyasını yürüten ekibin önemli isimlerinden birisi olması. Bu açıdan arkasında Mansur Yavaş değil, Çankaya ve Yeni Mahalle Belediye Başkanları Alper Taşdelen ve Fethi Yaşar değil mevcut ilçe başkanlarının da desteği olduğu ifade ediliyor. 

***
Bu süreçte takip edilecek illerden birisi de İzmir. Görünen o ki, İzmir’de bir mücadele göreceğimiz. Çünkü, İzmir seçimlerde diğer illerde olmadığı kadar genel başkan yardımcılarından Tuncay Özkan’ın etkili olmak istediği konuşuluyor. 

Tuncay Özkan’ın mevcut il başkanı Deniz Yücel ile göreve devam etmesini istiyor. 

Buna karşı İzmir örgüt ve bazı belediye başkanlarının ise Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun doğrudan katıldığı pek çok panel, kapalı toplantının gerçekleşmesinde, seçim bildirgeleri, politika notları hazırlanmasında büyük emeği olan siyasal davranış uzmanı, araştırmacı Devrim Barış Çelik’in adı geçiyor. 

İzmir’de özellikle Belediye Başkanı Tunç Soyer’in bu sürecin dışında kalmak ve yerel yönetici olarak görevini yapmanın daha önemi olduğunu ifade ediliyor. 
 
***
Bakalım İstanbul, Ankara ve İzmir’de nasıl bir süreç işleyecek. Kimler, kimlerle işbirliği ve mücadele ederek başarılı olmaya çalışacak. 

Ama bu yazı için konuştuğum bazı parti yetkilileri ve il yöneticileri sanki ağız birliği etmişçesine sunu ifade ediyor, örgütün de yukarıdan aşağıya dönüşmesi gerekiyor. 

Belediye başkanlarının, genel merkez yöneticilerinin ne dediklerine, ne yaptıklarına bakan değil siyaset üreten, sorun çözen, yerel belediyelerle işbirliği yapan, dar çıkar gruplarının değil, parti ve ülke çıkarının öne alan kısaca “siyaset üreten örgüte ve siyasal alanda görünür olan ilçe ve il başkanlarına ihtiyaç var”. 

Bakalım bu kurultay süreci böyle bir örgütlenmeyi çıkarabilecek mi?

***
Elbette siyaset üreten, siyasete katkı sunan, CHP’yi toplumun farklı kesimlerine açacak örgütler önemli. 

Ama onun kadar önemli olan ise kurultayda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir PM aday listesi çıkaracağı. Çıkacak liste, bundan öncekiler gibi parti içi “denge”nin ağır bastığı bir liste mi olacak yoksa CHP’yi farklı toplumsal kesimlere açma siyasetinin taşıyıcısı yenilenmiş bir kadro mu olacak?

Bekleyip göreceğiz. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.