Ekrem Onaran
Tem 09 2018

Denetimsizliğin tetiklediği iş cinayetlerinde her gün 6 kişi ölüyor

Türkiye’de iş cinayeti ve meslek hastalıkları çalışma hayatının kanayan yarası olmaya devam ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre iş cinayeti ve meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybeden veya çalışamaz hale gelen kişi sayısı hızla artıyor.

SGK'nın verileri, 2017 yılında 2225 kişinin iş cinayeti ve meslek hastalığı sonucu hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. Bir önceki yıla göre artış oranı yüzde 3,9. Aynı yıl 2973 kişi de iş cinayeti sonucu uzuv kaybı ve benzeri nedenlerle çalışamaz hale geldi.

İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisi verilerine göre ise 2018 yılının ilk 6 ayında 907 işçi hayatını kaybetti. İş cinayeti sayısı da yıldan yıla artış gösteriyor. Bu tablo, iş cinayeti ve meslek hastalığı nedeniyle her gün ortalama 6 kişinin öldüğünü, 8 kişinin de çalışamayacak derecede sağlığını kaybettiğini gösteriyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2013 yılında iş cinayetinda ölen kişi sayısını, günde ortalama 4 olarak açıklamıştı.

2013 yılında 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma’daki maden faciasının ardından bu alanda önemli iyileşmeler sağlanacağı beklenirken gelişmeler tam tersi yönde oldu. Hem devletin resmi verileri hem de sivil inisiyatif tarafından derlenen rakamlar, Türkiye’nin iş güvenliği alanında tarihinin en kötü dönemini yaşadığını gösteriyor.

2002-2003 yıllarında iş cinayeti sonucu hayatını kaybeden kişi sayısı 800’ler civarındayken bu rakamlar son yıllarda 2 binin üzerine çıkmış durumda.

Son günlerde Türkiye’nin her yanından ölümlü iş cinayeti haberleri gelmeye devam ediyor. Ancak hem toplum, hem medya hem de devlet bu durumu kanıksamış durumda. Her gün ortalama 6 kişinin yaşamını yitirdiği iş cinayeti, trafik kazaları kadar dikkat çekmiyor, haber olmuyor.

Yitirilen hayatların yanı sıra iş cinayetinin ekonomik maliyeti de oldukça büyük. SGK verilerine göre, 2018 yılının Nisan ayı itibariyle iş cinayeti sonucu hayatını kaybeden kişi sayısı 59 bin 276’ya, bu kişilerden dolayı maaş alan eş ve çocuk sayısı ise 91 bin 691’e ulaştı. Aynı dönemde iş cinayeti sonucu sürekli iş göremezlik maaşı bağlanan kişi sayısı da 73 bin 794’ü buldu.

Bu veriler, devletin iş cinayeti nedeniyle yaklaşık 165 bin kişiye sürekli maaş ödemek zorunda kaldığını gösteriyor. Bu kişilere ödenen maaş tutarı yıllık 2 milyar TL’nin üzerinde. Tedavi masrafları, tazminatlar, iş yerlerindeki verim kaybı ile iş cinayeti nedeniyle iş yerlerinde oluşan tahribatlar ve diğer dolaylı maliyet unsurları eklendiğinde, iş cinayetinin faturası çok daha büyüyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu’nun 2014-2015 ve 2016 yıllarında inşaat sektöründe meydana gelen ölümlü iş cinayetini inceleyen raporuna göre bu yıllarda ölümlü kaza sayısı ve hızında artış görülüyor.

Ölümlü iş cinayetinda ilk sırayı İstanbul çekiyor. Bu kentte meydana gelen ölümlü kaza sayısı, Ankara, Bursa, İzmir ve Antalya’nın toplamı kadar. İstanbul, Adana, Konya ve Mersin illerinde meydana gelen ölümlü kazalarda artış olurken Ankara’da azalma eğilimi sözkonusu. Kaza nedenlerine bakıldığında, yüksekten düşme ve iş ekipmanı kaynaklı ölümlü kazalar ilk iki sırada. Elektrik çarpması ise üçüncü sırada yer alıyor.

Veriler incelendiğinde her yıl binlerce insanın hayatını kaybettiği iş cinayetinde en önemli sorunun denetim eksikliği olduğu görülmekte. 2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile bu alanda denetim büyük ölçüde özel sektöre ve iş verenlere bırakıldı. 

Yasa ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin ortak merkezlerden temin edilmesine veya işverenlerin kendi işyerlerinde çalıştırdıkları uzmanlar yoluyla iş güvenliğine ilişkin tedbirleri almalarına yönelik hükümler getirildi. Ayrıca işverenlere, risk analizi yaptırarak iş cinayetina karşın hazırlık yapmaları yönünde sorumluluk yüklendi. 

Ancak aradan geçen sürede risk analizinin tamamen kağıt üstünde kaldığı, bu tedbirin, işverelerin belge doldurmasından öteye gitmediği görülüyor. İş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının, işverenin çalışanı olması da etkili denetime imkan vermiyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise denetimleri sektör bazlı olarak kısıtlı sayıda yapıyor. İş cinayetindeki artışa karşın denetimler, yıllar içinde önemli ölçüde azaldı. Çalışma Bakanlığı tarafından 2005 yılında 27 bin teftiş ve denetim yapılırken bu sayı 2013 yılında 8 bine kadar geriledi. 2015 yılında ise 13 bin oldu. Oysa aynı dönemde işyeri ve çalışan sayısı önemli ölçüde arttı.

2015 yılından bu yana güncel denetim verileri henüz yayınlanmış değil. Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 2016 yılına ilişkin Programlı Teftiş Sonucu Raporu fikir vermeye yetiyor. Rapora göre 7 ana sektörde teftiş ve denetim yapıldı. Buna göre 2016 yılı Mart-Aralık ayları arasında elektrik dağıtım şirketlerinde denetim gerçekleşti. 13 elektrik dağıtım şirketi ve işletmeler ile alt işverenlerde dahil olmak üzere toplam 113 işyerinde denetime gidildi. Aynı yıl kauçuk ve plastik ürünleri imal eden 283 işyerinde iş sağlığı ve güvenliğine yönelik risk esaslı programlı teftişler gerçekleştirildi.

İş cinayetinın en çok görüldüğü madencilik sektöründe 2016 yılında 49 ilde, 64 iş müfettişi tarafından 826 işyerinde teftiş gerçekleştirildi. Kimyasal ürünler imalatı sektöründe ise 602 işyerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden programlı teftişler yapıldı. Yine iş cinayetinde en önde gelen sektörlerden inşaatta 4351 işyerinde denetim gerçekleştirildi. Matbaalarla ilgili denetimler ise Ankara, İstanbul ve İzmir’de yapıldı. Toplam 46 işyeri teftişten geçirildi. İş cinayeti açısından riskli sektörlerin başında gelen metal sektöründe 44 müfettiş ile yapılan programlı teftiş uygulamasında 888 işyerine gidildi.

İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın raporundan derlediğimiz bu veriler, 2016 yılında 7109 teftiş ve denetim gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır. İşyeri sayısının yaklaşık 1 milyon 800 bin, çalışan sayısının ise 16,4 milyon olduğu dikkate alındığında iş sağlığı ve güvenliği denetimlerin sembolik olmaktan öteye geçemediği görülüyor. İş güvenliği denetimleri yapabilecek iş müfettişi sayısı ise 2016 yılında 1005 iken KHK ihraçlarıyla bu sayı 870’e kadar gerilemiş durumda. Yaklaşık 18 bin işçiye 1 müfettiş düşmektedir.
Türkiye’de üretim süreçlerinde modern üretim teknolojilerinin kullanılmaması, gerekli izleme sistemlerinin işyerlerinde bulunmaması ya da devre dışı kalması, çalışanların yeterli eğitime sahip olmaması ve iş güvenliği bilincinin oluşmaması cinayeti tetikleyen faktörler olarak sayılabilir.

İşverenlerin maliyet artışına yol açacak iş güvenliği tedbirlerini almaktan kaçınması ve iktidarın bu alanı fiilen denetimsiz hale getirmesi, ölümlü iş cinayetinı tetikleyen başlıca unsurlar öne çıkıyor.

İş kazlarının önlenebilmesi için etkili bir denetim mekanizmasının ortaya konulması zorunludur. Bu denetimlerin devlet eliyle yapılması gerekmektedir. Ancak mecvut müfettiş sayısı ile bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Müfettiş sayısının artırılması, iktidarın iş cinayetinın üzerine titizlikte gitmesi ve sağlıklı iş güvenliği eğitimleri cinayetin önlenmesi için temel faktörlerdir.