Tiny Url
http://tinyurl.com/yassw3sw
Zülfikar Doğan
Oca 09 2019

Ne Zeytin Dalı ne Fırat Kalkanı: 16 yılda 22 bin 500 emek şehidi!

Türkiye’nin Avrupa’da birinciliği, dünyada da ilk sıralardaki yerini kimseye kaptırmadığı alanların başında kadın cinayetleri, iş cinayetleri ve gazeteci tutuklamaları geliyor.

Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP sözcüleri “cezaevinde gazetecilik faaliyetinden ötürü tutuklu kimse yok” dese de, Sarı Basın Kartları yönetmeliğinde yapılan son değişiklikle, devletin verdiği basın kartlarına sahip olmak için milli güvenlik, terör, devlet sırrı vb. kriterler getirilmesi, artık bu mazeretin daha sık kullanılacağının işareti.

İngiltere’de 2017 yılında 130 kadının eşleri ya da partnerleri tarafından öldürüldüğünün açıklandığı rapor ülkeyi ayağa kaldırırken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2017 verisi ise aynı yıl Türkiye’de 409 kadının kocaları, aile bireyleri, boşandıkları eşleri, ayrıldıkları sevgilileri tarafından öldürüldüğünü ortaya koyuyor.

2018’de ise durum daha da vahim. Cinayet kurbanı kadın sayısı 440’a yükselirken, 317 kadın ve 1217 çocuk da cinsel taciz ve tecavüz kurbanı oldu.

İnsan yaşamının en değersiz olduğu alanların başta geleni ise “iş kazası” adı altında işlenen iş cinayetleri. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “fıtratında var” dediği iş cinayetlerinde yaşamını kaybedenlerin sayısı 2018 yılında bin 923’e ulaştı.

17. yılına giren AKP iktidarlarında geride kalan 16 yılda iş cinayetlerinde ölenlerin toplamı ise 22 bin 500 işçi oldu. Kadın ve çocuk işçi ölümlerindeki artış dikkat çekerken, ortalama günde 4 işçi iş başında, iş cinayetinde yaşamını yitiriyor.

Günde 12-14 saate kadar uzayan çalışma süreleri, 1 milyonun üzerinde işçinin asgari ücretin veya 1000 TL’nin altında ücretle çalışmak zorunda kalması, ekonomik sıkıntılar karşısındaki çaresizlik, iş cinayetlerinin yanı sıra, işçi intiharlarında da artışı beraberinde getiriyor.

Kendisi de tıp doktoru olan CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, 3. Havaalanı işçilerinin direnişi ardından, bir süre önce hazırladığı raporda yer verdiği sayılara göre; 2013 yılında en az 15 işçi, 2014 yılında en az 25 işçi, 2015 yılında en az 59 işçi, 2016 yılında en az 90 işçi, 2017 yılında ise en az 89 işçi işyeri içinde (işyeri dışında ise işe bağlı olarak) intihar ederek yaşamına son verdi.

13 Mayıs 2014’te, 301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma’daki maden faciasından sonra dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Diçer’in “Güzel öldüler. O konuda ben acı çekmediklerini ve fizik olarak da güzel öldüklerini buradan rahatlıkla söyleyebilirim” sözlerine raporunda yer veren Bingöl, SGK’nin iş kazası ölüm istatistiklerinin gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Bingöl, SGK’nın sadece kendisine bildirilen, kayıt alına alınan ve kayıtlı istihdam edilen işçilerin iş kazası ölüm istatistiklerini tuttuğunu, kayıt dışı istihdam edilenlerin verilere yansıtılmadığını vurguluyor.

TÜİK’in açıkladığı en son Eylül 2018 işsizlik ve istihdam istatistiklerine göre, kayıt dışı istihdamın yüzde 34 düzeyinde olduğu düşünüldüğünde, bu şekilde çalıştırılan işçilerin uğradığı iş cinayetleri resmi verilere de yansımıyor.

Bu yüzden de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verileri daha gerçek tabloyu içeriyor.

İSİG’in 4 Ocak’ta açıkladığı “Hangi savaşta bu kadar arkadaşımızı kaybediyoruz?” başlıklı 2018 İş Cinayetleri Raporu’nda geçen yıl işyerlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı bin 923 olarak belirtildi.

AKP iktidarları döneminde, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısının 2018 sonu itibarıyla 22 bin 500’e ulaştığı kaydedilen İSİG raporunda, geçen yıl sadece temmuz ayında 201, nisan ayında 189, ağustos ayında 185 işçi iş cinayetlerinde öldü.

İş cinayetlerinin en çok yaşandığı iş kollarının başında yüzde 24 ile tarım ve ormancılık gelirken, inşaat yüzde 23 ile ikinci, taşımacılık yüzde 12 ile üçüncü sırada. İş cinayetlerinde ölüm nedenleri arasında, trafik-servis kazası (yüzde 21), ezilme-göçük (yüzde 20), yüksekten düşme (yüzde 17) ilk üç sırayı alıyor.

İş cinayetlerinde ölenlerin yüzde 49’u 20-50 yaş arası işçilerden oluşurken, 18-27 yaş arası kurban işçilerin oranı yüzde 15. 2018’deki iş cinayetlerinde kaçak-kayıt dışı çalıştırılan 110 mülteci işçi yaşamını yitirirken bunların yüzde 43’ü Suriyeli, yüzde 25’i Afgan mülteci işçi.

En çarpıcı ve acı gerçek ise iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yüzde 98’i, iş güvenliği, çalışma koşulları, ücret, sosyal güvenlik vb. konusunda tamamıyla işverenin insafına terk edilmiş, sendikasız-örgütsüz işyerlerinde çalışan işçiler.

İSİG Ankara Temsilcisi Pınar Abdal, son dönemde Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri çerçevesinde iktidara yakın müteahhitlere ihale edilen mega projelerle birlikte, iş cinayetlerinde tablonun değiştiğini, ciddi artışlar gözlendiğini belirtiyor:

"Eskiden iş cinayetlerinin küçük işletmelerde yoğunlaştığını söylerdik. Ama mega projeler bu gerçeği değiştirmiş oldu. Mega projeler işçiler için kayıt dışı çalışmanın, güvencesiz çalışmanın yeni alanı haline geldi. Normalde daha büyük işletmelerde daha fazla kurallar olur. Oysa mega projelerde işçilerin çok fazla çalıştırılması ve işçilerin bu işleri yaparken doğru düzgün beslenemediklerini, barınamadıklarını ve tüm bunların yanı sıra hak ettikleri maaşı alamadıklarını görüyorsunuz."

Abdal, ‘kaza’ deyiminin bir tahmin edilemezlik içerdiğini, oysa Türkiye’deki iş cinayetlerinin göz göre göre geldiğini, bu nedenle iş kazası değil, iş-işçi cinayeti olarak tanımladıklarını ifade ediyor.

Pınar Abdal 'iş cinayeti' demelerinin haklılığını ise şöyle aktarıyor:

“Ölümleri en fazla gördüğümüz iş kolları güvencesizliğin en fazla olduğu iş kolları. En fazla tarım, ikinci sırada inşaat sektörü, üçüncü sırada ise taşımacılık var. En fazla ölüm nedeni olan konu ezilme, göçük, yüksekten düşme. Bunların hepsini işçi dikkatsizliği nedeni ile değerlendiremiyoruz. Bunlar yapısal sıkıntılar. Örneğin inşaatlarda en fazla yaşanan durum yüksekten düşme. Bu ölümler uygun iskelenin, uygun korkuluğun kullanılmadığını gösteriyor.”

Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı harekatında 72, Afrin’e gerçekleştirdiği Zeytin Dalı harekâtında ise 52 şehit verdiği açıklanmıştı.

Oysa 2018’de iş cinayetlerinde hayatını kaybeden, iş başında ekmek ve yaşam mücadelesi verirken yaşamını yitirdikleri için 'emek şehidi' diyebileceğimiz işçilerin sayısı bin 923 olurken, AKP iktidarları döneminde, iş başında can veren emek şehitlerinin sayısı 22 bin 500’e ulaşmış durumda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Yerel Yönetimler Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, adeta 17 yıldır tek başına iktidarda olan AKP değilmiş, mega projelerin yol açtığı orman, çevre, doğa katliamlarının, iş cinayetlerinin sorumluları başkalarıymış gibi sert ifadeler kullandı.

İstanbul Havaalanı ve Kuzey Marmara Otoyolu inşaatında orman katliamı ve iş cinayetlerinde rekor kırılırken, iktidara yakın müteahhitlerin İstanbul ve diğer illerde diktiği 30-40 katlı rezidanslarda, asansör facialarında onlarca işçi yaşamını yitirirken, olanların tümünden kendisini ve başında olduğu AKP hükümetlerini dışladı.

Ankara’nın yegâne yeşil alanı Atatürk Orman Çiftliği arazisinde binlerce ağaç kesilerek inşa edilen Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ardından, şimdi Marmaris-Okluk koyunda yapımı süren yazlık Cumhurbaşkanlığı Sarayı için, binlerce dekar orman ve zeytinlik alanın yok edildiği, güvenlik gerekçesiyle koyun ve inşaat sahasının kapatılarak yasaklandığı bir ortamda, Erdoğan sempozyumda şunları söyledi:

“Denizlerimizin kenarlarını, orman alanlarını betona çevirme gayretinde olanlar var. Şu para var ya nelere muktedir, şu kapitalizm nelere muktedir. Doğa şöyle olmuş böyle olmuş, umurunda değil. Orman falan kesiyor, götürüyor. Dikey mimari yapayım, malı götüreyim. Bize de örnek veriyor Manhattan şöyle, böyle, batsın senin Manhattan'ın.

Biz medeni olmayı o beton yükselişlerde değil, toprağa yakın olma şeklindeki mimari anlayışımızda bulacağız. Ben bu noktada Çevre Şehircilik Bakanıma da söylüyorum. Kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksın, yıkmaksa yıkacağız!”

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.