Emek sömürüsünün en büyük mağdurları: Çocuk işçiler

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü nedeniyle pek çok araştırma ve rapor yayınlandı. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünyada halen 152 milyon çocuk ailelerine destek olmak için çalışıyor. Bu rakam 2000 yılında 246 milyonun üzerindeydi.

Dolayısıyla dünya genelinde çocuk işçiliği konusunda önemli bir iyileşme sağlandı. Ancak bu konu, gelişmekte olan diğer ülkeler gibi Türkiye için de önemli bir problem alanı olmaya devam ediyor.

2018, Türkiye’de Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı ilan edilmişti. Eldeki veriler bu konuda yeterli ilerleme sağlanamadığını gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Nisan 2019 istatistiklerine göre 15-17 yaş grubundaki çocuklarda işgücüne katılma oranı yüzde 21,1 oldu. Bu oran bir önceki yıl yüzde 20,3 olarak gerçekleşmişti.

İşgücüne katılımın artması, daha çok çocuğun çalıştığını veya iş aradığını gösteriyor. Bu veri, dünyada çocuk işçilik konusunda sağlanan iyileşmenin Türkiye’ye yansımadığını ortaya koyuyor.

Türkiye’de çocuk işçi sayısına ilişkin net bir rakam yok. Yaklaşık 1,5 milyon olarak tahmin ediliyor. TÜİK’in en son 2012 yılında yayınladığı çocuk işgücü istatistiklerinde bu sayı 900 bin olarak açıklanmıştı. İstatistik Kurumu 2012 yılından beri bu konuda yeni veri yayınlamadı. Öte yandan çocuk işçiler, kayıt dışı istihdamın da önemli bir ayağını oluşturuyor. TÜİK verilerine göre 9 milyon 160 bin sigortasız kaçak işçinin önemli bir bölümü çocuk işçilerden oluşuyor.

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre 2018 yılında çocuk işçi sayısı 7 bin arttı. Sokakta çalışma, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki işler ve tarım işçiliği, çocukların en yaygın istihdam alanları.

TÜİK’in 2016 yılı verilerine göre beş çocuktan dördü kayıt dışı çalışıyor. 6-17 yaş grubundaki çocukların haftalık ortalama çalışma süresi 40 saati bulurken, bu süre 15-17 yaş grubundaki çocuklar için 45,8 saat. Okula devam etmeyen çocuklar içinse haftalık ortalama fiili çalışma süresi 54,3 saat ile Türkiye ortalamasının üstünde.

Çocukların yüzde 44,7’si tarımda çalışıyor. Tarım sektöründeki çocukların hemen hepsi kayıt dışı. Türkiye’de yaygın bir şekilde devam eden mevsimlik tarım işçiliği olgusu, çocukların eğitim hayatından kopmasını da beraberinde getiriyor. Mevsimlik tarım işçiliği, özellikle çocuk işçiler için pek çok risk barındırıyor.

Güneşe maruz kalma, böcek ısırması, tarım kimyasallarıyla temas, eğilerek çalışma, ağır yük taşıma gibi risklerin yanı sıra olumsuz barınma koşulları, yeterli beslenememe ve temiz suya ulaşamama çocuk işçilerin karşılaştığı sorunlardan bazıları.

Yine TÜİK’in 2019 Mayıs verilerine göre 2 milyon 617 bin kişi, ücretsiz aile işçisi durumunda. Bu kapsamda yüzbinlerce çocuk, aile işlerinde herhangi bir gelir elde etmeksizin çalışıyor.

Tarımdan sonra çocukların en çok istihdam edildiği alan, yüzde 31 ile hizmetler sektörü. Bu alanda çocuklar genel olarak ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık, araba camı silme, atık toplama gibi işlerde çalışıyor. Sanayide çalışan çocuklar, uzun mesai saatleri, boya, vernik gibi kimyasallar, ağır yük taşıma ve gürültü gibi risklere maruz kalıyorlar.

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre Türkiye’de çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında denetimlerin yetersizliği önemli bir etken. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2010'dan bu yana sadece 416 işyerinde ‘çocuk işçi ihlali’ tespit etti.

Çalışma hayatındaki çocuklar, iş kazalarından da nasibini alıyor. Rapora göre 2013 yılında 59, 2014 yılında 54, 2015 yılında 63, 2016 yılında 56, 2017 yılında 60, 2018 yılında 67 çocuk iş kazalarında hayatını kaybetti. Bu rakam 2019 yılının ilk beş ayında 26 oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından da çocuk işçiliğine ilişkin bir rapor yayınlandı. Bu rapora göre son 15 yılda, 14 yaşından küçük 2 bin 897 çocuk iş kazası geçirdi. 2003-2017 yılları arasında 15-17 yaş grubunda ise 34.548 çocuk işçi, iş kazasına maruz kaldı. 133 çocuk iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale geldi.

Meslek hastalığına yakalanan çocuk sayısı 35 olarak kayıtlara geçti. CHP’nin raporu, genel olarak çocuk işçiliğinde ve buna bağlı olarak iş kazaları sonucu ölüm vakalarında artış yaşandığını gösteriyor.

İş kazalarında hayatını kaybeden çocukların dokuzu 14 yaşın altında. Oysa 14 yaşın altındaki çocukların çalışması tamamen yasak. Yasalar, 14 yaşın üzerindeki çocukların belirli koşullarda ve hafif işlerde çalışmasına izin veriyor. Bu veriler, çalışması yasak olan çocukların tehlikeli işlerde kaçak çalıştırıldığını ve çalışırken hayatlarını kaybettiğini ortaya koyuyor.

Çocuk iş kazalarının en fazla yaşandığı iller Şanlıurfa, İstanbul, Gaziantep, Antalya ve Adana oldu. Bu şehirlerde çocuk nüfusu, tarım işçiliği ve mülteci nüfusun fazlalığı dikkat çekiyor.

Zira Türkiye’de Suriyeliler başta olmak üzere yoğun mülteci nüfus, çocuk işçiliğinde de önemli bir yer tutuyor. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre mülteci nüfusun 1 milyon 666 bini 18 yaş altındaki çocuklardan oluşuyor. Suriyeli çocuk işçiler, sanayi sitelerinde oto tamir bakımı, boyama atölyeleri, inşaat işçiliği, çobanlık, garsonluk, tezgâhtarlık gibi alanlarda çoğunlukla karın tokluğuna çalıştırılıyor.

Nitekim iş kazalarında hayatını kaybeden 26 çocuk işçinin dördü mülteci çocuklar. Mülteci çocukların ölüm oranının tüm göçmen işçilerin ölüm oranından daha fazla olması hem mülteci çocuk işçiliğinin yoğunluğunu hem de mülteci çocukların çalışma koşulları bakımından daha tehlikeli işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını gösteriyor.

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye gelmesiyle birlikte hem çocuk işçilerin sayısında artış oldu hem de çalışma koşulları kötüleşti.

Sonuç olarak Türkiye’de çocuk işçiliği giderek büyüyen bir sorun. Bu problemi mülteci nüfustan bağımsız düşünmek de mümkün değil. Suriyeliler başta olmak üzere Irak, Afganistan, Gürcistan ve Özbekistan gibi ülkelerden gelen mülteciler ağır işlerde kaçak çalışıyor. Mülteci istihdamı, emek sömürüsünü de beraberinde getiriyor.

Çalışanların yıllık izin, hafta tatili, fazla mesai, kıdem tazminatı ve ikramiye gibi temel hakları mülteci işçiler söz konusu olunca bütünüyle ortadan kalkıyor. Aileleriyle birlikte sığınmacı olarak Türkiye’ye gelen çocuklar emek sömürüsüne en fazla maruz kalan kesim. Kayıt dışı çalışan bu çocukların maruz kaldığı ölümlü iş kazaları, yaralanma ve şiddet vakaları da istatistiklere yansımıyor.

*Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.