Şub 27 2018

'Doğma çocuk, ya ırzına geçilecek ya tabutuna bayrak sarılacak'

Çocuklara yönelik cinsel istismarın artması, bu konuda yeni yasal düzenlemelerin tartışılması toplumda travma yaratırken medyadaki kanaat önderleri de çocukları hedef alan şiddet, taciz ve sorunları ele alıyor.

T24 yazarı Oya Baydar, çocukların karşı karşıya kaldığı suistimalleri eleştirdiği yazısında, "Bu dönemde, bu ülkede doğma çocuk. Seni bekleyen aydınlık bir gelecek; sevgi, barış, huzur dolu günler, ruhunu bedenini, kafanı yüreğini özgürce geliştireceğin güvenli yarınlar henüz ufukta görünmüyor. Doğma çocuk, hele de kız çocuğuysan hiç doğma" sözleriyle umutsuzluğunu ifade ediyor.

Türkiye'de çocuk olmanın her dönem zor olduğunu, Kürt çocuğu, fakir, işçi çocuğu ya da sokak çocuğu olmanın 'öteki' olmaktan kaynaklanan daha büyük zorlukları olduğuna değinen Baydar şöyle sürdürüyor yazısını:

"Zordu kendi bedeninin, kendi yaşamının, kendi amaçlarının, kendi hayallerinin sahibi olabilmek. Her zaman zordu yaşam ama bir ışık görülürdü tünelin ucunda ve o ışığı güçlendirecek, yaygınlaştıracak, sana taşıyacak insanlar; senin aydınlık  yarınlarını kurabilmek için çabalayan, umutları kendilerinden büyük iyi insanlar vardı.

Şimdi onların çoğu; “çocuklar ölmesin, öldürülmesin” dedikleri için, Türk çocuğunu da Kürt çocuğunu da, bütün çocukları da aynı sevgiyle, aynı sorumlulukla kucaklamaya çalıştıkları için, senin özgürlüğünü, senin “fikri hür vicdanı hür” birey olarak varoluşunu savundukları için, senin bedenine, ruhuna, yüreğine, beynine tasallut eden sapık kötücüllükle savaşmak uğruna kendilerini feda etmeyi göze aldıkları için ya yok edildiler ya demir parmaklıklar arkasındalar ya da korkutulup sindirildiler. Ülkenin iyi insanları; aydınlığa, özgürlüğe düşman çağdışı zihniyetlerini güçle dayatmak isteyenlerin mutlak iktidarı uğruna cepheleştirildi. İnsanlarımız, kandırılarak, kutsalları sömürülerek birbirlerine düşman edildi. Kötücüllük dalgası, kin ve nefret söylemi en tepelerden gelerek öyle kabartıldı ki, insanlar bu dalgaların altında boğulup sessiz kaldılar."

Çocuklara yönelen şiddet, ötekileştirme ve istismar üzerinden karamsar bir Türkiye tablosu çizen Baydar, "Bu günlere doğma çocuk. Çünkü öyle bir kötücüllüğün, değersizliğin, ahlaksızlığın pençesine düşürüldü ki bu ülke,  dört buçuk yaşında torununa tecavüze yeltenen dede, öz oğluna tecavüz eden tarikat ehli baba, altı yaşındaki kız çocukları cinsel obje ilan eden derin hocalar, kız çocukların kurban edilmesini vaaz eden tarikat şeyhleri, ana kucağının bile haram olduğunu vaaz eden, asansörü “halvet” sayan, aklı erkeklik organına takılı meczuplar din büyüğü sayılıyor, korunuyor, esirgeniyor, en yüksek katlardan saygı görüyor" ifadelerini kullanıyor.

Sitemini ve halaykırıklığını şu sözlerle sürdürüyor Baydar:

"Doğma çocuk, bu günlere doğma. Yalanın hükümranlığında yetişecek, kandırılacaksın, bilincin çarpıtılacak, ruhun zehirlenecek, en temiz duyguların, değerlerin kullanılarak küçük bir canavara dönüştürüleceksin. Kendinden farklı olanı hain ilan eden, yabancıyı, öteki’yi düşman gören, ölmeyi, öldürmeyi, savaşı, kanı kutsayan, insan yaşamını hiçe sayan acımasız zihniyetin kiri ve günahı kafana, yüreğine yapışacak. Güçlü olur da direnirsen, temiz kalmaya, insan kalmaya çalışırsan zulüm görecek, acı çekeceksin."