Ara 07 2018

Beki: Çözüm ortaklığı bitince arada aracılar kaldı

Karar gazetesi yazarı Akif Beki, Sırrı Süreyya Önder'in tutuklanmasına giden süreci "Ne terör propagandaları gördük oysa" başlıklı yazısında değerlendirdi ve çözüm sürecinde hükümetin rolünü hatırlatarak, hükümet medyasında o dönemki gazete kupürlerinden örnekler verdi.

"Terör propagandası görmesek hadi neyse de..." diyen Beki, Önder'in Diyarbakır'daki değil, İstanbul'daki hazırlık sürecinde yaptığı konuşmadan ceza aldığını belirterek şunları dile getirdi:

"Baktığınızda, kamuoyunu Diyarbakır’daki asıl nutka, Çözüm Süreci’nin zirvesine ısındırmak için sarfedildiği her halinden belli, coşku verici, harcıalem lakırdılar işte.

Üstelik, Çözüm Süreci’nin rüzgarıyla, gaza getiren havasında, aşırı cesaretlendirici ortamında...

Öcalan’a ‘sayın’ demenin ve ‘bilge lider’liğine övgü dizmenin vakayı adiye, hatta demokrat ve AK Parti taraftarı olmanın şartı gibi görüldüğü günlerden söz ediyoruz.

‘Terör örgütü elebaşısı, bebek katili’ sıfatı kullanmanın ‘out’ olduğu, kullananlara iyi gözle bakılmadığı, iktidara düşmanlığa ve anaların ağlamasını, emperyalizmin kazanmasını istemeye yorulduğu günler...

Şöyle söylesem anlatmaya yeter mi; yahu hani Kandil’deki terör örgütü şeflerinin basın toplantısının, Anadolu Ajansı dahil bir medya ordusu tarafından yerinde izlenip Türkiye’de alayıvalayla yayınlandığı günler vardı ya, hah o günler işte."

"Yormayalım şimdi birbirimizi; Demirtaş’la Önder’in yargılandığı konuşmaların barış ve demokrasi adına o gün nasıl alkışlarla pohpohlandığını görmek için Sabah, Yeni Şafak ve Star’ın şu kupürlerine bakmanız kafi" diyen Beki yazısını şöyle sürdürdü:

"Çözüm Süreci’nde devlet ve hükümetle danışıklı çalıştılar, Kandil ile İmralı arasında mekik dokudular, dolaylı müzakere için ulaklık hizmeti verdiler, mektup taşıdılar...

2015’te Dolmabahçe’de mutabakat fotoğrafı bile çektirdiler.

Ama ‘Çözüm’ ortaklığı çökünce altında aracılar kaldı.

Rica ve karşılıklı rıza üzerine, resmi teşvik ve destek görerek oynadıkları rol pahalıya patladı, o aktörlerden hesabı soruluyor şimdi.

Bir daha ihtiyaç duyulursa kim verilen sözlere güvenip aynı iple kuyuya iner, taşın altına kim elini sokar demiyorum, çoktan anlamını kaybetti bu soru."

Aynı sürecin Gezi olayları için de başladığını ifade eden Beki, Sabah gazetesi yazarı Mehmet Barlas'ın dahi dünkü yazısında Fransa'daki Sarı Yelekliler kalkışması ile Gezi'nin benzediğini yazdığını belirtiyor ve Gezi'nin bir orta sınıf hareketi olduğunu dile getiriyor.


Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz