Ara 02 2018

Evrensel yazarından Yıldıray Oğur'a: Bu çekiççi 'akıl'dan ne 'çözüm' ne de 'barış' çıkar!

Ulusalcı Aydınlık Gazetesi yazarı İsmet Özçelik'in, 'Çözüm Süreci'ne yeltenen bedelini öder ve Türkiye o defteri kapattı' temalı yazısının ardından, Evrensel Gazetesi yazarı Vedat İlbeyoğlu da, aynı gün (2 Aralık) yayımlanan yazısında, Oslo'da gerçekleştirilen toplantıya ve aktörlerine değinen bir yazı kaleme aldı.

"Bir ‘akil’, çekiçci barış ve ‘ulusalcı’ denklemi!" başlıklı yazısında, Karar Gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'a işaret eden İlbeyoğlu, Halk TV'deki bir programda MHP'ye, 'Çözüm Süreci'ni hortlatmaya çalışan AKP ile işbirliği yaptığı' için sitem edildiğini ve bu durumun ulusalcı olarak tanımlanan kesimin aşamadıkları bir açmaz olarak nitelendirdi. 

Bu muhalefet tarzının Kürt seçmeni bir adım daha AKP'ye yakınlaştırmaktan başka işe yaramadığının altını çizen İlbeyoğlu, "AKP’nin Kürt seçmene yeni hapishaneler dışında bir vaadini duyamıyoruz ama bu ‘muhalefet’ sağolsun, gerekeni yapıyor zaten, “Kürt kardeş, yeni açılımın eli kulağında, az kaldı...” mealinde, ‘müjde’ veriyor! Sözde milliyetçi damara oynuyor ama bu çizginin kendiliğinden sonucu Kürtlerde AKP’den (varsa) beklentiyi tetiklemek oluyor" eleştirisinde bulundu.

İlbeyoğlu, AKP'nin bir çözüm sürecini telaffuz bile edemeyeceğini, etmesinin tek adam rejimine aykırı olduğunu vurguladıktan sonra şöyle devam etti:

"Efendim, içinde birkaç ‘Akil insan’ın (!) da bulunduğu bir grup, Oslo’da toplantı yapıp, Türkiye’deki ‘çözüm süreci’nin akıbeti ve ‘Akil insanlar’ deneyimi üzerine konuşmuşlar. 

Gerçek siyaset tablosunu hiçe sayıp, bu toplantı fotoğrafından “eyvah, yeni açılım yolda!” mesajını çıkarıp sözüm ona AKP’yi sıkıştıracağını düşünmek için böylesi ‘ulusalcılardan’ olmak gerekiyor herhalde!"

Ardından, o toplantıya katılan isimlerden Karar Gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'a dikkat çeken İlbeyoğlu, "Yıldıray Oğur. Malum, iktidar kontenjanından ‘akil insan’dı o da. AKP-Cemaat koalisyonunun “genç siviller”indendi. Dönemin starıydı, parlıyordu. Ekranların değişmez simalarındandı. (DSİP ve Ufuk Uras’gil hariç) Devrimci-sosyalist sola  çakardı sık sık; askeri vesayetin bir eklentisi olarak değerlendirirdi. Tipik liberal işte, solun lafzını yaptığı ‘demokratik devrim’ bayrağı şimdi AKP-Cemaat iktidarının elindeydi!" satırlarının ardından tespitlerini şöyle sürdürdü:

"Oğur da Oslo toplantısına dair yazdı. 'Sahip olduğunuz tek şey çekiçse...' başlıklı yazısı*, Oslo’da neler konuşuldudan ziyade, onun nasıl bir ‘çözümcü’ olduğunun itirafı olarak ibret vericiydi. Böyle ‘barışçı’ olduktan sonra savaşçıya ne gerek var diyesi geliyor insanın!

'Son zamanlarda Türkiye’de devletin elinden çekiç düşmüyor, bütün meseleler de çivileşiyor.' Diyor. Güzel. Ama hemen sonra  o çekicin haklı olarak ele alındığını anlatıyor: Terör, bölgedeki savaşlar, güvenlik... Zaten Kürt hareketi, son çözüm süreci de dahil, çözüm olasılıklarını sabote etmişti. 'Suriye’de bir devletçik imkanı gören PKK, Türkiye’nin barışını baraj falan gibi gerekçelerle kolayca çöpe atmıştı.' Oslo’da da söylemişti; ele alınmak zorunda kalınan ‘çekiçle’ önemli mesafeler katetmişti devlet: 'PKK’nin hareket kabiliyeti bitme noktasına geldi, Rojava rüyası bozuldu...' Hem, ABD ve Rusya’nın tutum değişikliğiyle Suriye’de Kürtlerin hareket alanı daralmaktaydı...

Bunlar 'çekicin faydalı sonuçları' diyor barışçı Oğur. Üzerine, ABD’nin koyduğu malum ödülü de koyunca...  Bir de şu: 'Kandil ve Demirtaş arasındaki derin fikri çatışmalar, HDP’nin PKK tarafından pasifleştirilmesi, akıllı bir devlet için imkanlar sunuyor.'

‘Akil adam’, akıllı olun diyor devlete, 'çekiç dışında başka aletler' de kullanın artık. Çekiçle vurmuş, elini kolunu kırmışsın, şimdi tornavida, kerpeten kullanma zamanı!

‘Çözüm süreci’nin neden akamete uğradığını anlatmayalım. Dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner’in , TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na 9 Kasım 2016’da verdiği bilgilere bakılsın diyelim. Çözüm sürecine dair, “Olmadı, çünkü önlerine doğru düzgün bir yol haritası koyamadık...' diyordu Taner!**  

Yine, Oğur’u duyup da memleketten bihaber olan biri, Demirtaş dahil binlerce HDP’li siyasetçinin Kandil’de cezaevinde olduğunu sanır herhalde! Artık günlük rutin haline gelmiş HDP operasyonlarını da 'Terör örgütünün Suriye kolu' yapıyordur, kimbilir?!

Ne diyelim, özünde çekiçci bu ‘akıl’dan ne ‘çözüm’ ne de ‘barış’ çıkıyor!"

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz