Eyl 11 2018

Kayıp eşi Hanım Tosun: Bir mezarımız olmadığı için Galatasaray yas yerimiz

O 23 yıldır eşinin akıbetini soruyor, faillerin yakalanmasın istiyor. Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri’nin eylemi başladığı günden beri her gün o meydanda sesini duyurmaya çalışıyor. Kayıp Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun  “Kayıp yakınlarının bir mezarı olmadığı için Galatasaray bir yas yeridir. Bir mücadele meydanıdır” diyor.

Kayıplarını bulmak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta kızıyla birlikte Galatasaray Meydanı’na gelen isimlerden biri Hanım Tosun. Yalnız 25 Ağustos’tan bu yana diğer Cumartesi İnsanları gibi Tosun ve kızı da Galatasaray Meydanı’na gidemiyor.

Yeniyaşam gazetesinde yer alan habere göre Tosun, 23 yıldır adalet ve hukuk diyerek elinde bir adet karanfil ve eşinin fotoğrafıyla Galatasaray Meydanı’nda oturuyor. Üç haftadır eylemleri yasaklı.

Hanım Tosun’un eşi Fehmi Tosun, 1991’de gözaltına alındıktan 22 gün sonra tutuklanmıştı. Eşi tutuklandığında en küçük çocuğu beş aylık olan Tosun, bir yandan çocuklarına bakmaya çalışırken, diğer taraftan tütünle uğraşıyordu. Eşinin cezaevinde kaldığı süreçte ağabeyi ve babasını kaybeden Tosun, köylerinin yakılmasından sonra beş çocuğunu da alarak Diyarbakır’a kayınpederinin yanına taşındı. Üç yıl dokuz ay sonra cezaevinden çıkan Fehmi Tosun ise, polis baskısından kurtulamamıştı. Polisler hala eve gidip geliyor, Fehmi Tosun’u sormaya devam ediyordu.

Kısa bir süre sonra eşi Fehmi Tosun’un İstanbul’a gitmesiyle Hanım Tosun da, çocuklarını alarak İstanbul’a taşındı. Yeni bir hayat kurmak isteyen aile burada da rahat değildi fakat. Fehmi Tosun adım adım takip ediliyordu çünkü. Takvimler 19 Ekim 1995’i gösteriyordu. Akşam 19.00 sıralarında evine gelmeye çalışan Fehmi Tosun,  Avcılar’daki evinin önünde ellerinde telsiz ve silah olan kişiler tarafından beyaz bir Renault araca bindirildi. Fehmi Tosun “Beni kaçırıyorlar, öldürecekler” diye bağırmaya başladı. Çocukları ve eşi Hanım Tosun arkasından koştu çığlık çığlığa. Tosun, ikinci kez eşinden ayrılıyordu. Fakat bu kez farklıydı. Bu, eşini son görüşü olacaktı.

Hanım Tosun “İstanbul’un göbeğinde evimizin önünde kaçırdılar Fehmi’yi.  Biz ona hiçbir şey yapamadık” diyor.

Tosun’un altı ay boyunca başvurmadığı yer kalmamıştı. Eşine dair tek bir haber alamayınca çareyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmakta buldu. Çocuklarını bir tanıdığa emanet ederek Cenevre’ye gidip geldi. Dava ise ancak 2003 yılında sonuçlandı. Davada hükümet AİHM’e verdiği savunmada “Hükümetimiz Fehmi Tosun’un kaybolması olayının meydana gelmesinden dolayı üzgündür. Bir kimsenin kaybolması olayı hakkındaki soruşturmanın eksik yapılmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir” dedi ve yaşam hakkı ihlallerinde gerekli tüm önlemleri alıp, etkili soruşturmaların yürütülmesini zorunlu kılan talimatları vermeyi taahhüt etti. Ama bugüne kadar Tosun dosyasında, etkin bir soruşturma yapılmadı.

Hanım Tosun, şöyle diyor:

“Galatasaray bizim sesimizi duyurduğumuz yer. Bir insan ölüyor kaldırıyorsun cenazesini defnediyorsun. Ondan sonra o mezara gidip dua edebiliyorsun. Su dökebiliyorsun. Kayıp yakınlarının bir mezarı olmadığı için Galatasaray bir yas yeridir. Bir mücadele meydanıdır” diyor. 700’üncü haftada polisin müdahalesine tepki gösteren Tosun, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Merhameti, vicdanı olan devlet bize bayram haftası saldırmazdı. Evet güç onlarındır ama hak da bizimdir. Biz haklı olarak bu hakkımızdan vazgeçmeyiz. Bu bitmeyen bir şey. Biz bu acıyı unutmuyoruz. Unutmayacağız. Bir gün ben de büyüklerimizin gittiği gibi gideceğim. Ama kızım, torunlarım bu mücadeleyi sürdürecek. Çünkü bu basit bir olay değil. Benim çocuklarımın babasının mezarı yok. Bu nasıl unutulur? Bunun hesabını sorarlar. Biz buraya kadar getirdik. Bundan sonra da hesabını soracaklar.”