‘Her vesayet rejimi gibi, MHP vesayet rejimi de sürdürülemez’

Ahval Türkçe editörü Ergun Babahan ve Gökhan Bacık artık herkesin malumu haline gelen AKP ve Erdoğan üzerindeki MHP vesayetini konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü tabloda MHP ile yola devam etmek dışında bir seçeneği kalmadığını vurgulayan Bacık, “Ancak bunu sürdürmek de her geçen gün güçleşiyor. Bahçeli, AKP’nin ekonomik reform yapmasına bile izin vermiyor” yorumu yaptı.

Gökhan Bacık’ın açıklamaları özetle şöyle:

“Erdoğan’ın üzerinde kaydığı bir popülizm vardı. Bu Joe Biden gelmeden önce tükendi. Dolar aldı başını gitti, işsizlik çok yüksek.

Erdoğan bir manevra yapıp kendisine zaman kazandırmak istedi. Ama bunu Bahçeli yok etti. Parlamenter Sistem’den Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçildi. Parlamenter Sistem olsa biz şunu sorardık Bahçeli’ye: Sen hangi hakla Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bir konuda böyle bir güç kullanıyorsun? O zamanlar koalisyonlar vardı. Koalisyon protokolleri vardı. Ama başkanlık sistemine geçilirken koalisyonlar ülkeyi kötü bir noktaya götürüyor deniyordu. O zaman koalisyon olmadığına göre yüzde 9’luk 10’luk bir parti nasıl Türkiye’nin kaderiyle ilgili konuşuyor? Biz buna siyaset biliminde vesayet diyoruz.

AKP öncesi bürokrasi ve ordunun MGK ile yaptığı bir vesayet vardı fakat onun yerine bu sefer toplumda yüzde 10’luk yer alması gereken bir parti bir vesayet alıyor. 

Önce şunu tartışmak lazım. Bu tamamen informal bir vesayet. Yani Erdoğan ve Bahçeli’nin kendi politik hesaplamaları için...

Bahçeli toplumun Erdoğan’a verdiği yetkiyi kullanıyor. Erdoğan hangi hakla Bahçeli’ye bu yetkiyi veriyor? Aslında Bahçeli, Erdoğan’a kızıyor. Bahçeli bu fırçayı atarken Erdoğan’a atıyor. Bu yeni vesayet, Erdoğan’ın toplumdan aldığı, ülkeyi yönetme yetkisini informal paylaşmasının sonucudur. Bu vesayet diğer vesayetler gibi sürdürülemez.

Türkiye’de vesayet kavramı hep askeri olarak algılandı doğal olarak. Ancak başkanlık sisteminden sonra böyle bir vesayet var.

1980 yılından beri Türkiye’deki İslami hareket topyekün başkanlık sistemini savundu. Yani sadece Erdoğan değil. Başkanlık sistemini savunan başkaları da vardı. Mesela Demirel bir mülakatında ‘yapamadım’ diyordu. Fakat 1980’den sonra İslami hareket şöyle bir vizyona gitti: Bu Kemalist bürokrasiyi aşamıyoruz. Başkanlık sistemi gelirse bu bürokrasiyle ancak bu şekilde baş edilir. 

O yüzden 1980’den 2000’e kadar AKP, İslamcı, tarikat, cemaate baktığınızda başkanlık sistemi gelirse siviller tamamen hakim olacak deniyor.

Erdoğan da biraz bunun hayalini kurdu. Ama bu sefer Erdoğan yüzde 50 baraj korkusu nedeniyle MHP’yi iktidar ortağı haline getirdi. Yani MHP vesayet noktasına geldi.

Benim görebildiğim kadarıyla AKP için MHP şöyle: Tarlada izi olmayan, harmanda buğdayın yarısını alan bir partidir. Hiçbir siyasal sorumluluğu olmayan bir parti. Bu AKP’nin taşra teşkilatında bile hararetle konuşuluyor.”