Tem 13 2018

Bu kurul tedirgin etti: Ekonomik OHAL mi geliyor?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 9 Temmuz’da TBMM’de yemin etmesinin ardından başlayan yeni yönetim modeli için peş peşe yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile Cumhurbaşkanına bağlı olarak kurulan konsey, kurul, komisyonlar içerisinde yer alan bir kurul “Ekonomik olağanüstü hal mi ilan edilecek?” sorusunu akla getirdi.
Doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı olarak yapılandırılan kurulların politika ve strateji üreteceği, bakanların da buralarda üretilecek politika ve stratejileri Cumhurbaşkanının “talimatı” doğrultusunda icra edeceği yeni yönetim modelinde, önceki dönemde yer almayan ve ismi bile ürküten yeni bir kurul oluşturuldu: Ekonomik İşler Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu!
1 No’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle hayata geçirilen yeni oluşumlar aynı zamanda tüzel kişilik sahibi olacaklar ve bütçeleri, harcamaları ve hizmetleri yürütecekler. Hepsinden önemlisi, mal ve hizmet alımlarını tümüyle “Kamu İhale Kanunu”ndan “muaf” olarak yürütecekler ve diledikleri şirket ya da kişilerle doğrudan pazarlık usulüyle anlaşmalar ve ödemeler yapacaklar.
Yayınlanan kararnamelerde yeni kurulan kurul, konsey, komisyonların görev alanları ve yapacakları işlerle ilgili kısa bilgiler yer alırken, Ekonomik İşler Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu ile ilgili görev, yetki ve misyon konusunda bir detay yok.
Sadece kurulun başkanının Cumhurbaşkanı olacağı ve Cumhurbaşkanının belirleyeceği bakanların kurula üye olarak katılacakları belirtiliyor.
Dolayısıyla kurul üyesi bakanlar konusunda da inisiyatif tümüyle Cumhurbaşkanında.
Ancak ekonomik işlerle ilgili bu yeni kurulun isminde “Olağanüstü Hal” ifadesinin yer alması, Erdoğan ve kurmaylarının, yakın dönemde ekonomide bir olağanüstü dönemin yaşanabileceği ve olağanüstü önlemler gerekebileceği düşüncesiyle bu kurulu oluşturduğu şeklinde yorumlanıyor.
Özellikle kötüleşen ekonomik tabloda, zincirleme iflasların tartışılmaya başlandığı, kurların yeniden kontrolden çıkma yönünde eğilim gösterdiği sıcak süreçte, Ekonomik İşler Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu’nun “Ekonomik OHAL” ilan etme yoluna gidebileceği şeklinde siyaset ve ekonomi kulislerine yayılan fısıltılar tedirginliği artırıyor.
Seçimler öncesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yastık altındaki ve bankalardaki döviz ve altınları bozdurma” yönünde yaptığı çağrılar üzerine, bankalardaki döviz hesaplarına el konulacağı yönündeki dedikodular ayyuka çıkınca, eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek “para transferleri, döviz mevduatlarıyla ilgili herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olmadığını, kambiyo rejiminde değişiklik düşünülmediğini, Türkiye açısından serbest piyasa ekonomisi ve serbest para-döviz politikalarından geri dönüşün söz konusu olamayacağını” açıklamış, yerli ve yabancı yatırımcılara, tasarruf sahiplerine güvence vermişti.
Ancak şimdi önceki yönetim modelinde olmayan, karşılığı ya da benzeri bulunmayan bir kurulun hem de adında “OHAL” yer alacak şekilde ihdas edilmesi, kafaları karıştırıp, tedirginliği artırmış durumda.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın dün yaptığı açıklamalarda Merkez Bankası özerkliğine dokunulmayacağını, “Her zamankinden daha bağımsız bir Merkez Bankası” olacağını vaat etmesine, yabancı sermayenin özendirileceğini, öncelikle enflasyonla ciddi şekilde mücadeleye girişileceğini söylemesine karşılık, para ve döviz piyasalarındaki dalgalanmalar kısa süreli bir durulma ardından yeniden nüksetti.
Yükselişini sürdüren enflasyon, yüzde 20’leri aşan mevduat faizleri ve buna bağlı olarak aylık yüzde 2’nin yıllık yüzde 30’un üzerine çıkan ticari kredi faizleri, bankaları darboğaza sürükleme emareleri gösteriyor. Önceki gün açıklanan ve Mayıs itibarıyla 57 milyar doları aşan cari açık ve yabancıların portföy satışlarına hız vererek dövizlerini yurt dışına çıkartma eğilimlerinde gözlenen belirgin artış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi “Faiz ve dövizin kısa sürede düşmesi, Berat Albayrak’ın üniversitede aldığı derslerde okuduklarıyla ekonomiyi kısa sürede derleyip toparlamasının” güç olacağı sinyallerini veriyor.
Diğer yandan olası bir “Ekonomik OHAL ilanı” durumunda, en başta temel gıdalar olmak üzere, fiyatlarda yıllar önceki “narh” sistemine geçilmesi, fiyatlarla maaş ve ücretlerin dondurulması, faiz ve dövizle ilgili kısıtlayıcı-yasaklayıcı önlemler alınması, bankalardaki TL ve döviz hesaplarının bloke edilerek dondurulması, hatta el konulması ilk akla gelen önlemler olarak öne çıkıyor.
Yurt içi ve yurt dışı TL ve döviz transferlerine, EFT ve Swift işlemlerine üst limit getirilerek izin sistemine bağlanması, mali kontrol önlemlerinin artırılması gibi, geçmişte ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan bazı radikal adımların  Ekonomik OHAL ilanı çerçevesinde uygulamaya konulması ihtimalleri kulislerde dillendiriliyor.
Bunlara ilave olarak, Merkez Bankası’nın 24 Temmuz’daki Para Politikaları Kurulu’nda “yüklü bir yeni faiz artırımı” beklentisi yükselirken,  böyle bir adımın döviz üzerinde kalıcı bir etki yapması için en hassas dönemin kaçırıldığı kaydediliyor.
Bir eski ekonomi kurmayı ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Merkez Bankası bu adımı çok önceleri, hatta yılbaşında atmalıydı. Kaldı ki şimdi yeni yönetim modelinde, Cumhurbaşkanı ve ekonominin patronluğuna getirdiği damadı, buna ne kadar izin verirler meçhul. Ekonomide bazı kararların sonuç verici olması için zamanlaması, yani taşın kuşa ve kuşun da taşa denk gelmesi çok önemli.” 

Şimdi Ankara kulislerinde bir yandan süresi 18 Temmuz’da dolacak OHAL’in tekrar uzatılmayacağı yönündeki sözlerin tutulması beklenirken, diğer yandan da OHAL’i örtülü şekilde sürdürecek yasa değişikliği teklifinin önümüzdeki hafta AKP+MHP oylarıyla TBMM’den geçirilmesine dönük siyasi senaryolar tartışılıyor.
Ancak  OHAL’lerin birisi yarım yamalak kaldırılırken, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle oluşturulan Ekonomik İşler Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu’nun sürpriz bir şekilde “Ekonomik OHAL” ilan etmesi kaygısı yayılıyor.