Tem 10 2018

Eski Büyükelçi: Otoriter Türkiye’ye yönelik politika değişmeli

24 Haziran seçimleri sonrası Türkiye’de yaşanan rejim değişikliği ve yeniden Erdoğan’ın seçilmesiyle ilgili değerlendirmeler sürüyor. ABD’nin eski Türkiye büyükelçisi Eric Edelman’a göre, ABD otoriter Türkiye’ye yönelik politikası değiştirmeli ve Washington artık yaşanan bir dizi sorun sonrası artık Ankara’ya bir müttefik gibi davranmayı bırakmalı.

United States İnstitute of Peace’de yayınlanan röportaj şöyle:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son seçimlerden sonra daha da fazla yetkiye sahip oldu ve ABD’nin komşu ülkeler Suriye, Irak ve İran’daki çıkarları konusunda daha da merkezi hale geldi. Buna rağmen ABD’nin eski Türkiye büyükelçisi Eric Edelman’a göre, Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta yaşadığı milliyetçilik yanlı kampanya sonucu tekrar seçilmesi ilişkileri daha karmaşık hale getirecek. Bölgede çift-partili bir politika projesinin başında bulunan Edelman’a göre, Washington artık yaşanan bir dizi sorun sonrası artık Türkiye’ye bir müttefik gibi davranmayı bırakmalı ve ilişkileri “duruma göre” değerlendirmeye başlamalı.

“Washington artık yaşanan sorunları kağıt üstünde çözmeye çalışmak yerine daha dürüst biçimde çözmeye yönelmeli”. 

Erdoğan’ın genişletilmiş Cumhurbaşkanlık güçlerine erişmesini sağlayan Haziran 24 seçimleri, tıpkı 2017 yılında yapılan referandum gibi Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (AGİT) seçim gözlemcileri tarafından saptanan adil olmayan yöntemler ve seçim hileleriyle lekelenmiş durumda. Edelman’a göre yaşanan seçim “artmakta olan otoriterlik eğiliminin bir parçası ve Türkiye’nin demokratik bir ülke olmaktan çıkıp bir baskı rejimine dönmekte olduğunun bir göstergesi”.

“Erdoğan’ın müttefikleri tüm medyayı kontrol ediyor olsa ve muhalefet partilerine neredeyse hiç yer vermemiş olsa da, Erdoğan adil ve özgür olmayan bir seçimde sadece %52.5 oy almayı başarabildi. Bu yüzden de bana göre Erdoğan otoriter bir lider olmak istese de, lideri olmak istediği ülke son derece derin biçimde bölünmüş durumda”.

Edelman daha önce Türkiye’de Büyükelçi pozisyonunda bulunmakla birlikte, Başkan George W. Bush yönetimi altında savunma politikası müsteşarlığında bulunmuş. Şu anda Washington merkezli çift-partili politika merkezinde eşbaşkanlık görevi yürütüyor. Bu görev dahilinde hem Obama hükümetini hem de ardından gelen Trump hükümetini ve Kongre’yi Suriye’de Türk ve ABD güçlerinin karşı karşıya gelmemesi için uyarmış.

“Erdoğan’ın yeni güçleriyle birlikte Türkiye ve ABD oldukça ürkütücü “çift taraflı sorunlarda” karşı karşıya geliyor” diyor Edelman.

“Erdoğan’ın giderek daha milliyetçi söylemlerle beslediği seçimlerin sonuçları yüzünden yaşanan sorunları idare etmek giderek daha zor hale gelecek”.

 

Erdoğan aynı zamanda meclis çoğunluğu için milliyetçi ortağına güvenmek zorunda.

“Bana göre Erdoğan’ın sertleşen milliyetçi tavrı devam edecek. Yurtiçi siyasi sorunlar açısından buna ihtiyacı var. Bu yüzden bence ABD-Türkiye ilişkilerinin geleceği çok zorlu görünüyor ve yakın zamanda daha iyiye gideceğini beklememeliyiz”.

Edelman’a göre Türkiye’yle ilgili acil sorunlar şu şekilde:

●        Türkiye ABD vatandaşlarını ve Devlet Bakanlığı’na bağlı Türk çalışanları terörizm suçlamalarıyla gözaltına aldı. Bunlar arasında Bunlar arasında Kuzey Carolinalı vaiz Andrew Brunson da bulunuyor.

●        Casusluk ve silahlı teröristlere yardım yoluyla, Türkiye elinde bulunan tutukluları ABD ve AB ülkelerinden tavizler almak için kullandı. Dışişleri Bakanlığı raporuna göre OHAL dahilinde Türkiye 2016’dan beri 10.000’lerce vatandaşını hapse gönderdi.

●        Türkiye NATO ile uyumlu olmayan Rus yapımı bir füze savunma sistemi satın aldı ve bu yüzden ABD Kongresi Türkiye’nin F-35 uçaklarını satın almasına karşı çıkmaya başladı.

●        Kuzey Suriye’deki Türk ve ABD askeri güçleri ABD’nin yakın müttefiki olan YPG konusu yüzünden karşı karşıya gelme riski altında. Türkiye, ABD’nin YPG güçleriyle birlikte çalıştığı Menbiç kentine saldırı tehdidinde bulundu.

●        Türkiye ve ABD ayrıca İran konusunda da sorun yaşıyor zira ABD aralarında İran’da iş yapan Türk şirketlerinin de bulunduğu birçok şirkete yaptırımda bulunacağını söylüyor.

Yaptığımız söyleşide Edelman ABD’nin çok hızlı olarak Türkiye’ye yönelik tavrını değiştirme çağrısında bulundu:

“Neyi yapmamamız gerektiğini söylemek neyi yapacağımızı tavsiye etmekten daha kolaydır. Yapmayı durdurmamız gereken, son üç Başkan döneminde yaptıklarımızdır. Şu ana kadar AKP’nin tüm uygunsuz tavırlarına rağmen onlara müttefik gibi davrandık. Bunu yapmaya devam edersek, onlar da yapmaya devam edecek. Belli ki bu strateji işe yaramadı. Bu da bizi net olarak Einstein’ın delilik tanımının karşısına koyuyor; ‘aynı şeyi sürekli yapmayı tekrar ederek farklı bir sonuç ortaya çıkmasını beklemek’.

Bu nedenlerden dolayı, bahsettiğim konuları bir bütün olarak değil, genel bir uluslararası ilişkiler konusu olarak değil fakat tekil ilişkilerle yönetilecek tekil konular olarak ele almalıyız.

Bu yüzden eğer Türklere F-35 uçaklarını satacaksak, onlardan bizim işimize yarayan bazı tavizler almalıyız. Onlar için çok önemli bir konu gibi görünen, Menbiç’ten YPG güçlerinin ayrılması konusunda anlaşacaksak, bunun karşısında ne elde edeceğiz? Verdiğimiz her taviz için karşılığını almak zorundayız. Ben müttefik bir ülkeyle bu şekilde ilişkide olmayı tercih etmezdim ama Türk hükümeti işlerin sadece bu şekilde yürüyeceğini açıkça belli etti ve Almanlar, Ruslar ve diğer ülkeler şu ana kadar bu Türkiye ile bu şekilde anlaşmayı başarabildi”.

Türkiye’yi bekleyen zorluk Erdoğan’ın “yüzde 52 oy aldı, istediğimi yaparım” şeklindeki demokrasi anlayışı. Şu anda derinden bölünmüş bir ülkeyi yönetmek zorunda ve kişiliği ile kendi açıkladığı amaçları düşünüldüğünde, elinde artık bulunan aşırı güçlü araçlar düşünüldüğünde, Türkiye bana göre siyasi bilimcilerin tarif ettiği şekilde bir “seçimsel otoriter” düzene giriyor. Yani seçimlerin yapıldığı fakat demokrasinin olmadığı bir sistem.”