‘Erdoğan Kürtsüz kabine ile Kürtlere baskıda kararlı’

Türkiye rejim değişikliği ile parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Temmuz'da kabinesini açıkladı. Gazeteci Burhan Ekinci, Erdoğan’ın kabinesinde Kürtlerin yer almamasına dikkat çekti. İsmet İnönü döneminden sonra ilk kez kabinede Kürtlerin yer almadığını hatırlatan Ekinci, yazısında eski ve yeni İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’da ısrar etmesiyle Erdoğan’ın Kürtlere bakışının değişmediğini vurguladı.

Yazıda “Hem Soylu’nun varlığı, hem de kabinede zaten tek bir Kürt bakanın ya da Kürt bölgesinden seçilen birinin yer almaması gösteriyor ki, Erdoğan Kürtlere baskıda oldukça kararlı” ifadeleri yer aldı.

Burhan Ekinci’nin Alman WDR sitesinde Türkçe ve Almanca yayınlanan yazısı şöyle:

“Erdoğan kabinesini açıkladı. İsmet İnönü döneminden sonra ilk kez bir kabinede Kürtler yer almadı. Aradan yıllar geçti ama Kürtlere bakış hep aynı. “Milli Şef”ten “tek adam” Erdoğan’a değişen bir şey yok. Kürtler hala demokrasi ve barış özleminde.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde “Milli Şef” İsmet İnönü dönemi dışında bütün kabinelerde mutlaka Kürt bölgesinden bir milletvekili ya da Kürt kökenli birileri bulunuyordu. 16 yıllık Erdoğan iktidarı döneminde de bölgeden seçilen AKP’li vekillerden birine mutlaka bakanlık görevi verildi. Bu gelenek Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile tarihe karıştı.

Türkiye 24 Haziran sonrası yeni bir sürece girdi. AKP ile MHP’nin faşist “Cumhur İttifakı”nın ortak adayı Erdoğan seçimleri kazandı ve ülke rejim değişikliğine gitti. Parlamenter sistem sona erdi. Yeni rejimin resmi adı Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ama aslında bu bir Erdoğan rejimi. Erdoğan tek adam olarak bakanlardan sanata, ekonomiden, futbola her şeyi kendisine bağladı. Ülkede artık neredeyse nefes almak bile Erdoğan’a bağlı kılınıyor. Gidişat tehlikeli. Faşizm resmileşti ve bunda muhalif partilerin hepsinin oldukça büyük payı var. CHP, bildik tavrı ile yine şaşırtmadı. Seçim gecesi olup bitenlerle ilgili şüphe hala kalkmış değil. “Dijital hırsızlık” ile Erdoğan’a seçim kazandırıldığı, muhalefet liderlerinin tehdit edildiği iddiaları hala geçerliliğini koruyor. Ana muhalefet partisi CHP lideri Kılıçdaroğlu sessizdi. “50 bin avukat ile YSK önünde olacağım” diyen CHP adayı Muharrem İnce ortalıkta yoktu, “Gerekirse YSK’nın önünde oturacağız” diyen şişirilmiş balon İYİ Parti lideri ve adayı Akşener’in soluğu bile çıkmıyordu. HDP ise yüzde 10 barajını aşmış, “meclis çantada keklik” misali sonuçlardan memnundu.

Bundan sonra muhaliflere yönelik resmileşen faşizmin bütün uygulamalarının sorumlusu maalesef muhalif partilerdir. Muharrem İnce’ye yönelik umutlar sönüşe geçerken, CHP iç tartışma yaşarken, İYİ Parti, AKP’ye göz kırparken, “Millet İttifakı” dağılırken, muhalifler irili ufaklı savrulurken, “derin devlet” ile “Ak Saray devleti” faşist ittifakını perçinledi. Erdoğan, 9 Temmuz’da kabinesini açıkladı. AKP’li dört vekil dışında cumhurbaşkanı yardımcısı dahil diğer 12 bakanlık dışarıdan seçildi. Tarafsız ve sürpriz isimler gelecek deniyordu ancak bu sürprizden, Kuzey Kıbrıs’ta kumarhane patronu olan birine Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı teslim etmek ve yaptığı açıklamalarla, hedef gösterme ve tehditlerle toplumun neredeyse yarısında nefret ve kin uyandıran eski ve yeni İçişleri Bakanı Süleyman Soylu çıktı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yani kasanın, paraların damat Berat Albayrak’a teslim edilmesi de devletin “aile şirketi”ne dönüştüğü yorumlarına neden oldu.

24 Haziran’da Erdoğan ve AKP’lilerin “Yeni dönemde Türkiye uçacak” söylemi ve iddiası tersine döndü. Kabine açıklaması sonrası uçan Türkiye değil, dolar ve euro oldu. Dövizin tepkisi sert oldu ve dolar beşi yine denedi. Uluslararası sermaye kaygılı, beklenti ekonominin daha da kötüleşeceği yönünde. Ama AKP/Erdoğan iktidarı kendi kitlesini öyle bir hipnotize etmiş ki, onlar olup bitenlere oldukça tepkisizler. Almanya için tanıdık bir hipnoz durumu denebilir. Hitler dönemine benzerliklerle dolu bir süreçten geçiyor Türkiye...

Yeni rejimin bir diğer uygulaması ise daha ilk günlerinde binlerce mağduriyet yaratması oldu. Çıkarılan KHK’larla 18 binden fazla kişi ihraç edildi. “Yeni Türkiye” diye bize sunulan aslında “Eski Türkiye”den daha antidemokratik ve özgürlüklerden yoksun bir ülke.

Süleyman Soylu yerini sağlama aldı. Yeni kabinede de İçişleri Bakanı olan Soylu, Erdoğan’ın Kürtlere yönelik baskıdaki sadık adamı. Hem Soylu’nun varlığı, hem de kabinede zaten tek bir Kürt bakanın ya da Kürt bölgesinden seçilen birinin yer almaması gösteriyor ki, Erdoğan Kürtlere baskıda oldukça kararlı. Gelişmeler bu baskının daha da artacağını gösteriyor.

Zaten AKP/Erdoğan, MHP ile girdiği faşist ittifakla bu baskıyı sürdüreceğini “derin devlet”e taahhüt etmişti. Şimdi bu taahhüt yerine getirilmiş oldu. Ülkede barış adına, özgürlükler ve demokrasi adına tek umut verici ve iç açıcı gelişme yok.”