Tiny Url
http://tinyurl.com/y8cpptpf
Eyl 08 2018

KHK'li Cumhuriyet okurundan: ‘Yazıyorum çünkü…’

Cumhuriyet gazetesinin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı'ndaki yönetim değişikliği yaşandı. Cumhuriyet yöneticileri ve yazarlarının hapsedilerek ağır cezalara çarptırıldıkları davada iddia makamının tanıklarından olan eski Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanvekili Alev Coşkun yeniden vakıf başkanı olarak seçilirken Murat Sabuncu’nun yerine gazetenin haber koordinatörü Aykut Küçükkaya genel yayın yönetmenliğine getirildi. 

Kimilerine göre AKP, Cumhuriyet’i içten fethetti. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Ankara Üniversitesi'nden ihraç edilen konuk öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Sevinç ise “bir Cumhuriyet okuru” olarak “Türkiye, resmi ve sivil hemen tüm kurumlarıyla 1990’lara dönüp 21. yüzyılın ilk çeyreğine varana dek, orada bir süre daha kalmak istiyor belli ki. CHP’nin başına da bir an önce Önder Sav geçerse, şahane olur!” diyor ironiyle kaleme aldığı yazısında.

“Yargı sürecinde, daha doğrusu Cumhuriyet içindeki kavgada, yıllar sonrasında ‘utanç’ başlığıyla yazılıp anılacak işlere tanık olundu” diyen Sevinç, “‘Günahım kadar sevmeme özgürlüğümü’ doyasıya kullanmak istediğim kimi isimler, ‘ihbarcılık’ yaptı. Saray’a gönderilen malum ‘isimsiz’ mektubu (seçimin usulsüz, vakıf senedine aykırı yapıldığına dair) Alev Coşkun’un yazmadığı, iftira olduğu iddia edildi” diyor.

Özetle, “Cumhuriyet gazetesini ele geçirmek isteyenler, ele geçirdi” diyen Sevinç, “Yeni yönetim, beklenebileceği üzere ‘acilen’ Atatürkçülük açıklaması yaptı. O ihbar ve yargı süreci sonrasında façayı düzeltmek gerekiyor haliyle! Açıklamayı yapanların ‘Atatürkçülüğü’ ile iktidar çevresini ‘dindarlığı’ arasında pek fark olmadığı kanısındayım. Aynı samimiyet düzeyi. Atatürk’ü yeni yönetimden daha iyi kim bilebilir ki, daha iyi kim anlayabilir ki! Öyle ya…” ifadesini kullanıyor.

“Şimdi herhalde ‘acilen’ işten çıkarma, yazılara son verme, gazeteyi ‘bölücülerden’, ‘liberal ihanet çetesi mensuplarından’ kurtarama ‘operasyonları’ başlar” diyen yazar, “Herhangi bir sürpriz olacağını sanmıyorum. Türkiye’de yaşıyoruz, olsa bugüne dek olurdu, şu yaşa dek mutlaka görürdüm” görüşünü dile getiriyor.

Murat Sevinç, bu yazıyı neden kaleme aldığını açıklarken, “Olup biteni takip eden bir ‘okur’ olarak yazıyorum. Yazıyorum, çünkü çok üzgünüm” diyor.

Önce KHK ile ihraç olduğunda yaşadığı duyguları paylaşıyor akademisyen:

“7 Şubat 2017 gecesi, o KHK’den haberdar olduğumda yaşadığım türden bir şey. Üzüntü değildi. Üzüntü ya da şaşkınlık olmayan, bir ‘öf be’ duygusuydu belki. Tuhaf bir biçimde, Dinçer’den ihraç haberini aldıktan üç beş dakika sonra, 12 Eylül sonrasında 1402’lik olan hocamı, hocaları düşündüm örneğin. ‘Ulan hep mi aynı şey olur, hiç bir şey mi değişmez bir memlekette be’ gibi bir haleti ruhiye. Pespayeliğe, zavallılığa, süfliliğe duyulan türden bir kızgınlık, bıkkınlık, hayret duygusu.”

Sevinç, “İşte okuru olduğum gazetenin vakfının başına, Alev Coşkun ve şürekâsının geçtiğini okuduğumda da, böyle bir şeydi yaşadığım. Öf be!” ifadesini kullanyor ve ekliyor:

“Tabii her zaman olduğu gibi, Recep Tayyip Erdoğan’ın yeryüzündeki en şanslı siyasetçi olduğunu da düşündüm. Bir de, ‘Perinçekgillerin’ nasıl mutlu olacağını. Ben bir okurum. Cumhuriyet, her gün okuduğum üç ‘basılı’ gazeteden biri. Hepsi bu. Benim, eskiden Milliyet alan, ancak gazete tüpçünün eline geçince Cumhuriyet almaya başlayan, dindar, orta halli yaşam süren bir ailem var. Her gün, inatla ve inatla bir Cumhuriyet alıyorlardı. Sevdikleri ve destek olmak istedikleri için. Bu adamlar yönettiği sürece almayacaklarmış. Ben de almayacağım.”


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.