Azerbaycan Ermenistan’a neden saldırdı?

Son birkaç yıldır, Rusya’nın "yakın çevre" veya etki alanı diplomasisi gerçekten ürkütücü oldu. Rusya’nın 2008’de Gürcistan’ı işgalinden, 2014’te Kırım’ı ilhakına ve Ukrayna’nın doğusunda devam eden saldırganlığına kadar, Batı diplomasisi büyük ölçüde sendeledi ve çıkmaza girdi. Daha yakın zamanda AB’nin "doğu komşusu" ile yaşadığı güvenlik ve istikrar sorununun odak noktası ise Belarus oldu.

Ancak pazar sabahı erken saatlerde Azerbaycan'ın ani ve kapsamlı askeri saldırısıyla, çözülmemiş Dağlık Karabağ sorunu şimdi Avrupa diplomasisi için en acil kriz olarak su yüzüne çıktı.

Birçok deneyimli Avrupalı diplomat ve AB Dış Eylem Servisi'nin çoğu için, Ermenistan destekli Dağlık Karabağ'ın istikrar ve güvenliği yanıltıcı ve hayali olmuştur. Karabağ sorununun çözümü için bugüne kadar sürdürülen arabuluculuk girişimlerinden ciddi herhangi bir ilerleme kaydedilememesinden belirgin bir hayal kırıklığına uğrayan Azerbaycan, bir süredir Ermenistan ile barış görüşmeleri masasından ayrılmak istiyor. 

Fakat Azerbaycan’ın diplomasiyi küçümsemesi, silah gücünü tercih etmesi, diplomatik angajmanının sona ermesi anlamına geliyor. Daha spesifik olarak, askeri düşmanlıkların tekrarı, gerginliğin tırmanması tehlikeyi daha da artırırken, gerilimi azaltma veya savaştan uzak durma ihtimaline artık çok daha az bir olasılık bırakmaktadır. 

Ve daha geniş bağlamda, bu yeni mücadele sarmalı, Avrupa diplomasisi için daha tehlikeli hale geliyor ve açıkçası kaygıdan krize doğru hızla ilerliyor. AB liderleri de, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in benzer talebine destek vererek ateşkes çağrılarına katıldılar. Yine de bu oldukça benzersiz çatışmanın yerelleştirilmiş sınırları göz önüne alındığında, bu konuda ne Batı ne de Rusya bu durumda çok fazla bir baskı gücüne sahip değil.

Avrupa'nın doğusundaki diplomasi için zamanlama bundan daha kötü olamazdı. Koronavirüs veya Kovid-19 salgını nedeniyle küresel halk sağlığı krizinin ortak tehdidine rağmen, Azerbaycan bu savunmasız zamanı saldırı için özellikle seçti. Bu münferit bir olay değil. Bu yeni saldırı Temmuz'daki benzer bir saldırıyı takip ettiğinden, diplomatik müzakereler yerine askeri güçle Karabağ sorununa zorla bir "çözüm" getirmenin bir parçası olarak görülüyor. Ve bu bağlamda, Azerbaycan, Güney Kafkasya'da bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik birincil tehdit olduğunu ortaya koydu. 

Dahası, Azerbaycan'ın bu son saldırıyı gerçekleştirmek için gerekli olan koordinasyon ve lojistik hazırlığa sahip olması, bu son savaş raundunun hesaplanmış ve planlanmış bir saldırı eylemi olduğunu göstermektedir. Saldırının sürpriz doğasının ötesinde, Azerbaycan’ın Karabağ’daki sivil bölgeleri ve nüfus merkezlerini hedef alma istekliliği, muharip olmayanların güvenliğinin göz ardı edildiğini de gösteriyor.

Dağlık Karabağ, Rusya’nın dahil olmadığı ender bir çatışma olsa da, savaşın devam etmesi durumunda çevredeki “yakın güçler”in müdahale etmeye veya en azından bu konuda kendilerini mecbur hissedebileceğinden, gerçek bir çatışmaya dönüşme ve daha da yayılma riski vardır. Bu bölgesel güçler arasındaki Rusya, Türkiye ve hatta İran gerginliği azaltmaya yönelik uyumlu bir diplomatik çaba için daha da büyük zorluklarla karşılaşabilirler. 

Şu açık ki, Karabağ çatışması, Moskova'nın hem Ermenistan hem de Azerbaycan üzerindeki nüfuzunu pekiştirerek güç ve konumu sürdürmek için Rusya'nın çıkarları açısından etkili bir unsur olarak hizmet ediyor. Son yıllarda, Rusya'nın Azerbaycan'ın birincil silah tedarikçisi olarak Türkiye'nin yerini almasıyla, bu durum daha güçlendi. 

Moskova aynı zamanda Ermenilerin içinde bulundukları güvensizliği ve tehdit algısını kendi lehine ustaca yönetmiş, ikili ilişkilerde derinleşen krize rağmen Ermenistan ile güvenlik “ortaklığını” sürdürmüştür.

Dahası, Batı diplomasisi bağlamında bile, Rusya'ya bu kendine has çatışmanın diplomatik bir ortağı ve arabulucusu olarak Karabağ ihtilafını yönetmek ve arabuluculuk yapmak için tek diplomatik çözüm yeri olarak öne çıkan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) “Minsk Grubu” devletleri içinde nadiren meşruiyet ve güvenilirlik verilmiştir. 

Yine de en aktif oyuncu olarak öne çıkan ülke, bölücü olduğu kadar belirleyici de olabilecek bir roldeki Türkiye oldu. Azerbaycan'ı çok daha iddialı ve hatta saldırgan bir ülke yapmanın peşine düştü. 

Ermenistan ve Karabağ için Türkiye, daha saldırgan duruşu ve Erdoğan rejiminin çıkarları için iddialı olma çabası nedeniyle giderek daha ciddi bir tehdit olarak görülüyor. Bu itici faktör, Ermenilerin Türkiye'ye yönelik tehdit algısını oldukça yükseltmiştir. 

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki iddialı çıkışı Ermeni dış politikasında dinamik bir tepkiye yol açtı ve Ermenistan'ı Yunanistan ve Kıbrıs ile daha yakın bir ittifak içinde stratejik bir konumlanmaya, deniz güvenliği ve açık deniz enerjisi konusunda ise İsrail ve Mısır ile taktiksel bir uyum içinde hareket etmeye itti. 

Türkiye için, Azerbaycan'a yönelik bu ses getirici desteği aynı zamanda Ankara’nın son yıllarda Bakü’nün stratejik askeri hamisi olma rolünü kaybettiği Rusya ve İsrail’den geri alma girişimidir.  Son çatışmalara acil ve sert tepki veren Türkiye olayların Azerbaycan versiyonunu da körü körüne onaylıyor. Bu tutum Türkiye tarafından doğal bir tepki olarak görülebilecekse de, Azerbaycan'a ani ve hızlı desteği, ihtiyatlı ve iyi düşünülmüş bir stratejiden çok, erken ve refleksif bir tepkiydi. Bu durum da şimdi çok daha aktif ve saldırgan bir Ermeni dış politikasının yeni bir dönemini başlatıyor.

Çatışmanın sınırlarının çok ötesindeki bu göz korkutucu engellerin birleşimi göz önüne alındığında, diplomasinin görünümü kasvetli olmaya devam ediyor. Çatışmayı durdurma ve bir ateşkese aracılık etme şansı sadece Avrupa diplomasisidir. Rusya'nın çatışmadan kendi gücünü korumanın hesaplarını yapıyor. Tarafsızlık iddiası bile olmayan Türkiye ise önyargılı bir oyuncu olarak ortaya koydu. Dikkati dağılmış ABD Güney Kafkasya'dan kopuk kalırken, tüm gözler artık Brüksel'de. 

Bu nedenle Avrupa için en etkin yaklaşım tam da bunu yapmak olacaktır: çatışmanın tüm tarafları ile iletişime geçmek. Ermenistan’ın gerçekten özgür ve adil seçimlerle elde ettiği daha meşru ve barışçıl bir demokrasiye geçişteki başarısından kaynaklanan bir avantajla, Avrupa Birliği, Dağlık Karabağ’da (Artaskh) demokratik olarak seçilmiş temsilcileri de devreye sokabilir.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.