Darbeyi kim yapacak, 65 yaş üstü mü, Erdoğan ordusuna niye hakaret ediyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın trolleri, parti sözcüleri bir süredir bir darbe söylemini tutturdu gidiyor. Yemek yemeyen çocuğa eskiden söylenilen “Yemezsen öcü seni yer” demek gibi bir şey… Ben gidersem darbeci öcüler gelir, başörtünü yasaklar, çalıp çırptığının hesabını sorar, benden beteri gelir demeye çalışıyor. Erdoğan, hayali düşmanlar yaratıp savaşarak toplumsal desteğini korumaya çalışıyor:

"CHP'nin başını çektiği gazete ve televizyonlardan, sosyal medyaya kadar da azımsanamayacak kadar bir alıcısı olan bu kesimin hamlelerini boşa çıkarmak, Cumhur İttifakı ve AK Parti olarak bizim görevimizdir. Meydanı, sırf bize zarar vermek için ülkesine ve milletine zarar vermeyi göze alabilecek kadar muvazenesini kaybetmiş bu faşist zihniyete bırakmayacağız. Bunların cüreti, sırtlarını her türlü kirli ve sinsi senaryoya adeta balıklama atlayan bir kesime dayamış olmalarından geliyor.”

Öldürmek için 50 kişilik komşu listesini açıklayanlar bunlar, sokakta oyun oynayan çocukları ateş açarak dağıtan bunlar, bir tweet attığı için insanları cezaevlerinde süründüren bunlar, gazete ve televizyonları kapatan, kadınları bebekleriyle cezaevlerinde süründüren de bunlar ama fasişt zihniyet muhalefete ait…

Niye?

Çünkü iktidarı değiştirmek istiyor. Yani bu beceriksiz, toplumu bölen, birbirine düşman eden zihniyeti ilk fırsatta gönderip sandıktan çıkıp gelmek istiyor. Ama Erdoğan ve avanelerinde bu talep “darbecilik” veya “faşist zihniyet” oluyor çünkü iktidar ona ölünceye kadar verilmiş bir yetki olarak görüyor.

Ancak bu minareye kılıf bulmak mümkün değil. Bugün sosyal medyada bir avukatın mesajını okudum, Ayvalık’ta 65 yaşındaki bir adamın parasız kaldığı ve marketten sabun çalarken yakalandığını ve hüngür hüngür ağladığını anlatıyordu. İçim burkularak okuduğum bu gerçek ülkenin içinde bulunduğu halin özeti aslında. İşsizlik, rakamları Saray’ın keyfine göre açıklayan TÜİK’in rakamlarına göre bile katlanılmaz boyutta. Özellikle oy deposu İzmir, İstanbul, Kocaeli, Bursa, Kayseri, Denizli, Antalya, Aydın, Muğla gibi kentlerde hem sanayi, hem turizm durmuş durumda. Merkez Bankası’nın kasası tam takır, devlet gelişmiş Batı ülkelerinde olduğu gibi halkına yardım etmekten aciz. O zaman ne yapıyor, onu Ali Babacan anlatıyor:

“İyi bir gelecek vadedemeyince, korkularla yönetme, korkutup da destek toplama. Bu korku kaynaklarından birisini de askeri darbe olarak kullanmak iktidar açısından maalesef bir yöntem gibi görünüyor” 

“En azından o hissiyatı verecek bir propaganda mekanizması kullanıyorlar. ‘Bak biz olmazsak kötüsü gelir ha, bizi destekleyin yoksa darbe kapıda’ hissiyatı.. Bunlar açık açık söylenmiyor ama bu hissiyatı oluşturma çabasını ben biraz görüyorum. Bunlar çok yanlış. Bugün iktidarın çıkıp söylemesi gereken, kardeşim biz iktidarız, böyle bir şeye asla izin vermeyiz, biz yerimizdeyiz buradayız, havasında olması lazım. Bunları söylemeyip de el altından, satır aralarında o ihtimal varmış gibi mağduriyet havası oluşturup oradan destek toplamaya çalışmak, yazık, bu ülkeye yazık, ülkem adına üzülüyorum doğrusu. Hükümete düşen tedbirini almak, gereğini yapmaktır.”

Yani laf salatası yapmak, trolleri üzerinden gündem değiştirip insanların ekonomi, işsizlik, yoksulluk, özgürlük konularını değil de Sevda Noyan, Fatih Tezcan gibi tiplerin sayıklamasını konuşup meşgul olmalarını sağlamak. İktidar yanlısı medyanın haber yapmadığı bu tipleri gündeme getirmemek, görmezden gelmek ve yok saymak kendini muhalif gören medyanın ve sosyal medya kullanıcılarının hedefi olmalı…

Herkes gerçeği biliyor. Erdoğan istihbarata inanılmaz hakim. İki general bir araya gelip Fenerbahçe-Galatasaray konuşsa her türlü detayıyla haberi oluyor. Elinde büyük bir polis gücü, bekçi gücü, SADAT’ın silahlandırdığı binlerce sivil var. Ordunun başında 15 Temmuz’daki ortağı Hulusi Akar var. Kim darbe yapabilir bu ortamda? Eve hapsedilen 65 yaş üstü insanlar mı! 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.