'Yeni darbe' ihtimaline ilişkin olası senaryolar...

ABD'li Rand Corporation isimli düşünce kuruluşunun, TSK içindeki orta kademe subayların bir darbeye girişebileceğine dair raporu sonrası Türkiye siyasetinde yeni darbe tartışmaları yaşanıyor.

Yandaş medya ve köşelerde konu ciddiye alınıp uyarı üstüne uyarı yapılırken işin perde arkasında neler olabileceğine dair bazı soru işaretleri de gündeme geliyor.

Gazete Duvar yazarı İrfan Aktan "15 Temmuz’dan beri devlet içinde yürütülen sayısız operasyon, tasfiye edilen yüz binlerce kişi ve onların yerine konmuş olan “güvenilir” kadroların sağladığı istihbarat dolayısıyla, hangi askerin kamuflajının altına içlik giyip giymediği bile biliniyordur herhalde, değil mi?" diye soruyor ve ekliyor:

"O halde ya hakikaten ciddi bir darbe tehdidi olduğu halde önü alınmayarak sürecin “olgunlaşması” bekleniyor veya mesele spekülasyondan öte değildir, böylesi bir tehdit yoktur."

Aktan, "Bu durumda da akıllarda iki soru beliriyor" diyerek şunları sıralıyor:

"Ortada bir askeri darbe tehdidi yoksa, neden devletin en tepesinde, Erdoğan bundan söz ediyor?

Ortada bir askeri darbe tehdidi varsa, neden bu 'darbeci askerlerin' önü şimdiden alınmıyor?

İktidar, yeni bir darbe tehdidi söylemiyle dikkatleri Suriye ve Libya’daki sıkışmışlığından içeriye doğru çekebilir, demokratik muhalefete yönelik yeni bir baskı dalgası yayabilir, Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmasını 15 Temmuz “hafızasını” dirilterek lehine çevirebilir ve nihayet dağılmakta olan tabanını bir araya getirmek üzere deneyimlenmiş bir korkuyu yeniden inşaya girişebilir. (Evrensel gazetesinden Vedat İlbeyoğlu’nun yazısı bu türden değerlendirmelerin özeti sayılabilir.)

Eğer gerçekten bir darbe tehdidi yoksa, AKP’nin bu söylemle varabileceği liman geçici olur ve yeni bir gündem maddesine kadar üstünde tepinilir.

"Peki, ya hakikaten TSK içinde darbe hazırlığında olan bir ekip varsa?" sorusuna da cevap arayan Aktan, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Tayyip Erdoğan, bu sorunun yanıtını Pakistan dönüşünde 15 Temmuz “hafızasını” tazeleyerek şöyle verdi: “Bunlar özellikle 15 Temmuz’da zaten gerekli cevabı aldılar. Ve milletimiz de bu konularda artık çok ciddi bir deneyimi şu anda kazanmış durumda. Yani böyle bir şey olduğu anda artık bizim milletimiz ‘kapıdan dışarı çıkalım mı çıkmayalım mı’ demez. Elinde neyi var neyi yok herkes meydanlara dökülür.

Ortada bir askeri darbe tehdidi varsa, iktidar bunu bertaraf edecek tek mercinin 'millet' olduğuna mı inanıyor yani? Devlet içinde, yeni bir askeri darbe hazırlığını henüz “olgunlaşmadan” bertaraf edecek bir emniyet mekanizması yok mu yani?

Daha da dikkat çekici husus, Erdoğan’ın, TSK içinde darbe hazırlığı içinde olan bir ekibin olup olmadığını teyit etmemesi."

Başka bir ihtimale gönderme yapan farklı bir spekülasyon daha yapıldığından bahseden Aktan, gerçekten de darbe yanlısı bir grup olabileceği yolundaki iddiaya parantez açıyor:

"Akla pek yatkın görünmese de, bunu da olasılıklara dâhil ederek yazılı düşünelim:

AKP’nin her alanda tükendiği, ilk seçimlerde iktidardan düşmesinin 18 yılın en güçlü ihtimali olduğu görülüyor. Böylesi bir konjonktürde askeri darbeye girişmek, demokratik muhalefeti henüz iktidara gelmeden tasfiye etmenin veya AKP’nin zaten seçimle kaybedeceği iktidarı darbeyle muhalefetten çalmanın ötesinde bir anlam, hedef taşır mı?

Dolayısıyla eğer ortada gerçekten bir askeri darbe hazırlığı varsa, bu tehdidin esas muhatabı önümüzdeki ilk seçimde iktidarı devralma ihtimali kuvvetlenmiş olan muhalefet değil midir?"

15 Temmuz öncesinin çalkantılı siyasal ortamında bir televizyon programında "Bu gidişle darbe bile olabilir" yorumu yapan gazeteci Ahmet Altan ve programın moderatörü Nazlı Ilacak'ın sübliminal darbe propagandası gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandıklarını hatırlatan T24 yazarı Oya Baydar ise, "Ortalığı saran son darbe söylentileriyle kimler, hangi sübliminal mesaj peşindeler, doğrusu merak ediyorum. Asıl merak ettiğim ise kimlerin kimlere karşı darbe planladığı" ifadesini kullanıyor.

"Türkiye'nin bugünkü koşullarında içerde ve dışarda darbeye heveslenenler olabileceği gibi, içine düştüğü krizi atlatabilmek için kitle desteğini yeniden sağlamaya çabalayan iktidarın kendisi de darbe söylentileri ve atmosferinden yarar umabilir" diyen Aktan, "Havada darbe kokusu, darbe söylentisi varsa, öncelikle anamuhalefet partisi liderinin her türlü darbe söylentisi ve girişiminin karşısında olduğunu açıklayıp bütün muhalefeti ve halkı darbeye karşı demokrasi cephesinde birleşmeye çağırması son derece değerli olacaktır. Böylece darbe karşıtlığı bayrağı siyasî darbecilerin elinden alınmış ve onlara söz bırakılmamış olur. Bu, FETÖ'nün siyasî ayağı sensin, hayır sensin atışmasından çok daha anlamlıdır" görüşünü dile getiriyor.