Mar 01 2018

'Ankara'daki tüm reklam panolarında 'çakma sultan'ın resimlerini gördüm'

Kısa bir süre önce HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın duruşmasını izlemek için Türkiye’ye gelen insan hakları avukatı Stephen Knight, gözlemlerini The Independent içim kaleme aldı.

Knight, dünyayı Türkiye’deki hukukun üstünlüğünün yok edilişine karşı uyanık olmaya ve buna karşı çıkan Türkiyeli muhaliflerin yanında olmaya çağırdı.

O yazının satırbaşları şöyle:

Ben, muhaliflerinin mahkemelerde yargılandığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiyesi’ne seyahat eden bir insan hakları avukatıyım. Demirtaşa yöneltilen suçlamalar arasında, PKK’nın kuruluşunda yer alma suçlaması da bulunuyor ancak örgüt kurulduğunda Demirtaş sadece beş yaşındaydı.

Ankara’ya vardığınızda iki şey dikkatinizi çekiyor. İlki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan: muhalefetin ‘çakma sultan’ olarak nitelediği yüzünü tüm bilboardlarda, LED ekranlarda ve aydınlatma direklerinde asılı olarak görebilirsiniz.

Bir diğeri de, polis sayısının fazlalığı. Havaalanından gidilen yol boyunca, hemen tüm kavşak ve kesişme noktalarında, mavi arabalarının içinde kırmızı ışıklarıyla görrüyosunuz onları.

Türkiye’ye, 16 ay önce terör suçlamalarıyla tutuklanan Demirtaş’ın duruşmasını izlemek için gittim. Türkiye uzun süredir diktatörlüğe kayıyor. Erdoğan ve AKPsi çok sayıda sivili yargıdan, ordudan ve devletin kurumlarından temizledi.

Sadakati sorgulanan 150 bin kişi işinden edildi. Darbe girişi, bizzat Erdoğan tarafından ‘Tanrı’dan hediye’ olarak nitelendirildi. Pek çok kişi, Türki istihbarat servisinin, hükümet lehine bu akim girişimde parmağı olduğu görüşünü savunuyor.

Demirtaş’a yöneltilen suçlamalar kamuya açık konuşmaları, medyadaki röportajları ve hatta Newruz kutlamalarına katılmasından oluşuyor.

Duruşmaya giriş engellendi. Ancak hem Türk hem de uluslararası hukuk, yargılamaların kamuya açık olması gerektiği konusunda net. Sadece avukatların girişine izin verildi.

Türkiye’deki yıldırma faaliyetlerinin kimisi şiddet içeriyor. Son zamanlarda kimi HDP binalarına saldırılar düzenleniyor. Türkiye’ye vardığımda, HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay’ın Afrin’e dair konuşmalar yüzünden tutuklandığına şahit oldum. 

Demirtaş’ın savunma ekibi, mahkemeye Demirtaş’ın hukuk tarafından değil, siyaset tarafından yargılandığını bildiklerini söyledi. Demirtaş yargılamanın ikinci gününde, şahsına yönelen saldırıların saçmalığını anlattı.

Türkiye diktatörlüğe kayarken ve  muhalefet liderleri hapsedilirken ve polis, AKP’nin muhaliflerine yönelen saldırıya gözlerini kaparken hukukun üstünlüğü her geçen gün daha çok zedeleniyor. Erdoğan’ın dokunulmazlığı öyle bir seviyede ki, hukuk dışı bir dış savaş başlatmasına neden oldu.

Şimdi dünyanın Türkiye’deki hukukun üstünlüğünün tahrip edilmesine karşı çıkarak onu korumaya çalışanlara  destek olma zamanı.