Demirtaş: Hakkımda yeni bir yargısal tezgâh planlanıyor

Son günlerde "Devran" kitabının Jülide Kural tarafından tiyatro sahnesine taşınarak Selvi Kılıçdaroğlu, Başak Demirtaş, Canan Kaftancıoğlu ve Dilek İmamoğlu'nun birlikte izlemesi ile ile gündeme gelen HDP'nin önceki dönem eş başkanı Selahattin Demirtaş, ''Kadınların topluma verdikleri güçlü bir dayanışma mesajıdır bence. Toplumun bütün kesimleri diyalog, empati, yakınlaşma ve çözüm için yan yana gelmekten çekinmemeli'' görüşünü dile getirdi.

''Barış demek, barış istemek onurlu, erdemli bir tavırdır'' diyen Demirtaş, ''Acıları kaşıyarak veya yarıştırarak toplumu sadece kamplara bölmüş olursunuz. Bizim özgürce, eşitçe, demokrasi içinde bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Kadınlar bu konuda cesur adımlar atıyorsa herkesin bundan sevinç ve mutluluk duyması lazım. Ben oradaki bütün kadınların toplumsal barış için güzel ve anlamlı bir şey yaptıklarını düşünüyor ve hepsine teşekkür ediyorum'' ifadesini kullandı.

Edirne F Tipi Hapishanesi'nde üç yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, Independent Türkçe'den Can Bursalı'nın sorularını yanıtladı.

Demirtaş, ''Beni siyasi yasaklı hale getirmek için yeni bir 'yargısal tezgâh' planlandığını görüyor, biliyorum'' diyor.

Ancak Demirtaş, ''Bu tezgâhı bir kez daha kurmaya çalışanlar şunu unutuyorlar, ben bir yerlere aday olarak veya koltuğa oturarak mücadele etmiyorum. Mücadelemi, halktan aldığım güç ve destekle, halkın bağrında sürdürüyorum. Ona da yasak getirmeye hiçbir kirli tezgahın gücü yetmiyor, yetmeyecek'' diye de ekliyor.

 Sağlık durumuna ilişkin de konuşan Demirtaş, şunları kaydediyor:

''Göğsümdeki sancı ve kasılmalar azalsa da devam ediyor. Moralim iyi ancak böylesi hapishane koşullarında nezle dahi olsanız tedavisi çok zordur. Bir iki hap ve şurup verildi, onları kullanıyorum. Zaten hapishanede başkaca ne yapılabilir ki? Hapishanenin kendisi bir işkence ve eza evidir. Dışarıdaki doktorlarım tüm tetkik sonuçlarımı yeniden gözden geçiriyorlar. Onlardan sonuç bekliyorum.''

Demirtaş, ''İktidar değişimi olması halinde nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz?'' sorusuna yanıt verirken, ''İktidar er geç halk tarafından değiştirilecek tabii ki. Bana kalırsa oluşacak yeni iktidar, geniş tabanlı bir geçiş koalisyonu olmalı. Bütün toplumsal kesimlerin temsiliyet bulduğu bir ittifakla, ülke demokrasiye doğru taşınmalı'' önerisini getiriyor ve şöyle devam ediyor:

''Yeni anayasa, özgürlükler, adalet, işsizliğin ve yoksulluğun ortadan kaldırılması gibi temel konularda asgari demokrasi ilkelerinde uzlaşmak zor olmasa gerek. Böylesi uzun ve sancılı bir AKP iktidarı sonrasında tahribatlar, ancak el ele verip giderilerek yaralar sarılabilir. Bütün muhalefet demokrasi başlığında buluşup her türlü şiddet ve silah meselesini de diyalogla, barışçıl siyasi yöntemlerle çözüme kavuşturup Türkiye’nin önünü açabilir. 

Bu doğrultuda, herkesin ve her kesimin ön yargıları bir kenara bırakıp demokratik bir sistemin inşasına kadar birlikte hareket etmesi gerekir. Siyasi rekabet ve siyasi program önceliği bundan sonrasına bırakılabilir. Böylesi bir koalisyon, birilerine karşıtlık veya hesaplaşma değil, ortak demokratik yarınlar için toplum yararına mutlaka başarılmalıdır. “Sorunları ben çözerim” yerine “hep beraber el ele verip çözeriz” prensibiyle hareket etmek daha doğru olur diye düşünüyorum''

Demirtaş, yeni bir çözüm süreci ihtimaline dair ise şu görüşleri aktarıyor:

''Bütün sorunların çözümü gibi, Kürt sorunu da ancak adaletle ve barışçıl yöntemlerle kalıcı olarak çözülebilir. Sürecin ismi önemli değil ancak her ne yapılacaksa şeffaf, Parlamento merkezli, yasal altyapısı da oluşturularak, hukuk içinde yapılmalı. Her şey anayasal ve yasal güvencelerle teminat altına alınmalı. Halkın tamamı olup bitenlerden haberdar olabilmeli ve herkes sürece dahil edilmeli. Kürtlerin de Türklerin de diğer kesimlerin de kaygıları, beklentileri dikkate alınarak, acılar kaşınmadan ve yarıştırılmadan, özenli ama hızlı adımlarla yürütülmelidir. 

Sürecin sonunda ülkenin toplumsal beraberliğinin, demokrasisinin ve refahının artırılarak kalıcı hale getirileceğinden herkes emin olmalıdır. Hiçbir siyasi parti veya şahsiyetin “barıştan rant devşirmesine” müsaade edilmemelidir. Böylesi süreçler siyasi çekişmelerle değil, ancak karşılıklı fedakarlık ve güvenle başarıya ulaşabilir.''


Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.