Demirtaş’tan HDP’ye ‘yetmezlik’ eleştirisi: Beni üzüyor...

Kasım 2016’dan bu yana tutuklu bulunan HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisiyle arasında son dönemde sorunlar yaşadığına dair yapılan yorumlara ilişkin olarak, “HDP ile aramda en küçük bir ideolojik, siyasi, çizgisel sorun yoktur. Böyle bir şey olsa, bunu açıkça ifade etmekten çekinmeyeceğimi herkes bilir zaten” açıklaması yaptı. Ancak Demirtaş, “Partide yönetim anlayışı, taktik ve siyasi hamleler konusunda bazı yetmezlikler yaşanıyor olduğunu görmek üzüyor beni sadece” notunu düştü.

Gazete Duvar’dan İrfan Aktan’ın sorularını yanıtlayan Demirtaş, “Beni başka bir yerde, başka şekilde değerlendirmeye çalışanlar sadece vefasızlık yapmıyorlar, çok da ayıp ediyorlar” diyor ve ekliyor:

“Fakat pire için yorganı yakacak kadar da alçalmayacağım hiçbir zaman. Ben, benden beklenen olgunlukla siyasi görevlerime layık olmaya çalışıyorum sadece. Gerisini zamana bıraktım artık. Benim bu mücadelede 28 yılım geride kaldı. Ömrümün kalanında da içinde doğup büyüdüğüm demokrasi ve özgürlük hareketinin bir evladı, yoldaşı olmaya devam edeceğim. Bu benim için bir onurdur. Kimse boş laflara kulak asıp da ciddiye almasın. Büyük bir moralle görevlerimize sarılalım hep birlikte.”

Demirtaş, cezaevini “Teke tek dövüşten korkanların bugüne kadarki en namertçe icadıdır hapishane. Ama yine de tarih boyunca hapse atanlar değil, hapisten başı dik çıkanlar yazılmıştır yiğitlik defterine. Bu yönüyle nafile bir icattır hapishane” sözleriyle tanımlıyor.

Demirtaş, cezaevinin kişisel olarak üzerindeki etkisinin ne olduğuna dair soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Nihayetinde hapishane kavramı bize yabancı değil maalesef. Yüz yıldır halkımızın her kesiminden milyonlarca insanın 'ziyaretgâhına' döndü bu mekânlar. Biz hapisliği normalleştirip olağanlaştırmayacağız ama birer iradi direniş mekânına dönüştürmekten de geri durmayacağız. İki yıldır biz de burada kararlı, iradi tutumumuzu korumaya, güçlendirmeye, temsil ettiğimiz halk iradesine ve mücadelesine layık olmaya çalışıyoruz. Buradaki bütün muhasebem de, yoğunlaşmam da bu yönlüdür. Başka türlü ayakta kalamazsınız zaten. İki yıldır hücre arkadaşım, Gever’in onurlu evladı, yoldaşım Abdullah Zeydan’la birlikte bütün tartışmalarımız, okumalarımız bu yönlüdür.”

“Abartılı, gereksiz bir korku atmosferi var dışarıda” diyen Demirtaş, “Yağmurda ıslanmaktan niye bu kadar korkuluyor anlamakta zorlanıyorum. İnsanlık tarihi de, bizim yakın-uzak geçmişimiz de çok daha beterlerine şahitlik etti. Korkmayın, çıkın dışarı ve ıslanın yağmurda biraz. Merak etmeyin, güneş açınca kurursunuz hepiniz. Ve benden duymuş olmayın, her seferinde güneş mutlaka doğuyor” ifadesini kullanıyor.

Eski HDP lideri, cezaevinden ne zaman çıkacağına dair tahminini ise “Halkımız ne zaman bu gidişata ‘êdî bese’ derse, siyasi tutsaklar o zaman çıkar. Mesala önümüzdeki yerel seçimler, Newroz, 8 Mart hep ‘yeter artık’ demenin fırsatlarıdır” diyerek açıklıyor.
 
AKP ile MHP arasındaki af ve Öğrenci Andı ihtilafları sonrası ancak Bahçeli’nin, doğrudan AKP’yi hedef almasıyla işlerin değişebileceğini söyleyen Demirtaş, “Bu durumda erken genel seçim vs, gündeme gelebilir. MHP şimdilik AKP’ye had bildirme ve yeniden biat ettirme salvolarını gerçekleştiriyor. Sonuç alırsa gerilimi daha ileri taşımaz” görüşünü dile getiriyor.

AKP-MHP ittifakının sonlanması ihtimali ile cılız da olsa AKP’nin bir kez daha Kürt hareketine yanaşacağı yorumları dile getiriliyor. 

“Böyle bir noktaya gelinirse, Kürt hareketi nasıl bir tutum alır, almalı?” sorusuna Demirtaş’ın cevabı şöyle oluyor:

“AKP’nin böyle bir pozisyon değişikliğine gitmesi çok zor olsa da imkânsız değil. Nihayetinde biz bu partinin olağandışı, pragmatik dönüşlerine çok tanıklık ettik. Böyle bir durumda Kürt hareketi ne yapar, bunu ben bilemem. Ama kanımca demokrasi güçleri, demokrasi mücadelesine zarar vermeyecek, yeni faşizan dalgalara zemin olmayacak her türlü ciddi barış girişimine, ahlaken olumlu yaklaşmalıdır.”


Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.