Oca 16 2018

Deniz Yücel: Pişman değilim, işimi iyi yaptığım için rehin alındım 

Türkiye-Almanya ilişkileri 2017’de tam bir kriz yumağı içindeydi. 2018’e girilirken Alman vatandaşlarının art arda tahliyeleri bu iklimi biraz olsun yumuşattı.

Karşılıklı olumlu mesajlar da ilişkilerin bu yıl düzeleceği yorumuna yol açıyor. Ancak arada kirli pazarlıklar da olmuyor değil.

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in Deniz Yücel’in serbest bırakılması karşılığında Türkiye’ye silah satma sözü vermesi gibi...

İki ülke arasındaki krizin başlıca sebeplerinden biri, Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in tutuklanması. Yücel, 27 Şubat 2017’den bu yana Türkiye’de tutuklu ve Erdoğan "terörist" ve "ajan" ilan etmiş durumda. 

Tutukluluğu üzerinden 11 ay geçmiş olmasına rağmen Yücel hakkında hâlâ bir iddianame hazırlanmış değil. 

Bu konu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu da “mutlu etmiyor" kendi ifadesiyle.

Yücel ise "Dert etmesin. Ben rehin tutulmaya alıştıysam o da alışır" diyerek “teselli” ediyor Türk Dışişleri Bakanı’nı.

Silivri Cezaevinde tutuklu olarak yatan Yücel, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat’ın sorularını yanıtlarken, “Beni unutmuş olabilirler. Ya da bekledikleri talimat daha gelmedi” diyor. 

Polat’ın “Keşke Türkiye’ye gelmeseydim, Almanya’da kalsaydım, diye düşündüğün oluyor mu?” sorusuna ise “İşimi iyi yaptığım için rehin alındım. İşimi iyi yaptığım için neden pişman olayım ki? Yarın olsa gene aynısını yaparım” yanıtını veriyor.

Hükümetin son dönemde Avrupa’yla yakınlaşma ve ilişkileri düzeltme çabasının ise “fazla sonuç getireceğini düşünmüyor.” 

İktidar için, her türlü sorundan Batı’yı sorumlu tutmak bir kriz yönetimi biçimi ona göre. 

Uzun dönem Milliyet gazetesinde başyazarlık yapan ancak İmralı tutanakları sonrası işine son verilen Hasan Cemal, “Beyefendi rahatsız olmasın, gazeteciliği var” tanımlamasını ortaya atmıştı. 

Yücel de, bir gazetecinin “Falanca konuyu işlersek, filanca haberi büyütürsek patronun hükümetle ilişkileri bozulur” gibi kaygılarla mesleğini sürdürmemesi gerektiğini söylüyor. Savunduğu değerleri de olmalı gazetecini ama bir “dava”nın neferi gibi davranmamalı diye de ekliyor.

Bugünün iktidara yakın gazetelerinde kalem oynatanlar ve bir dönem cemaate yakın gazeteciler, “bağımsız olmadıkları”; bir nevi “parti/cemaat gazeteciliği” yaptıkları konusunda eleştirilegeldiler ve eleştirilegeliyorlar kimi kesimlerce.

Kısa bir süre önce hakkındaki tecrit uygulamasının kaldırıldığı Deniz Yücel, aslında bunun tam manasıyla gerçekleşmediğini belirtiyor. Sadece yumuşatıldığını ifade ediyor.

OHAL’den önce var olan sohbet hakkı, başkalarıyla birlikte spor yapma imkânı ve  kursların tamamıyla askıya alındığından yakınan Yücel için teselli edici gelişme ise yaklaşık 10 ay boyunca yalnız kaldıktan sonra konuşabileceği bir insanın olması…