Depreme dayanıklı milyonlarca konut planı var ama para yok!

Son bir ayda önce Elazığ ve Malatya’da sonra Van’da yaşanan depremlerde yıkım ve can kayıplarının yaşanması, bilim insanlarının sıklaşarak artacağını dile getirdikleri büyük depremle ilgili endişeleri artırdı.

17 Ağustos 1999’da yaşanan ve yaklaşık 15 bin kişinin yaşamını yitirdiği Marmara Bölgesi’ndeki Kocaeli, Yalova, Düzce, Sakarya ve İstanbul’un bir bölümünü etkileyen deprem felaketinden sonra alınması planlanan önlemlerin ve hayata geçirilmesi kararlaştırılan kentsel dönüşüm çalışmalarının 20 yıl boyunca ihmal edildiği 24 Ocak 2020’de yaşanan Elazığ depremi ile açığa çıktı.

Deprem önlemlerinin finansmanı için getirilen ek vergilerin başka alanlara harcandığı, çoğu harcamanın belirsiz olduğu ortaya çıkarken, muhalefetin parasal tutarı 36-38 milyar dolara ulaşan bu vergilerle ilgili sorularına ise Cumhurbaşkanı Erdoğan çok sert tepki gösterdi.  

AKP Meclisi grubu toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası deprem konusundaki ifadeleri ise iktidarın bu konuda somut bir planının olmadığını en erken önümüzdeki beş yıla dönük bazı çalışmaların yapıldığını gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Bilim insanları yeni depremlerin beklendiğinin haberlerini veriyor. Bu ikazlara hak vermemek mümkün değildir. Ülkemizin mevcut yapı stokunun bilhassa bizim dönemimizden önce yapılanların büyük bölümü depreme dayanıksız. Yapılan değerlendirmelere göre ilk etapta acilen dönüştürülmesi gereken yapı stoku 6 milyon 700 bin tanedir. Devlet ile millet el ele vererek bu süreci adım adım yürütmek mecburiyetinde” dedi. Erdoğan bu çerçevede her yıl 300 bin yeni konut inşa edilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Cumhurbaşkanının bu sözleri depremde hemen yıkılabilecek en riskli konutların bile yıkılıp yeniden inşası için 22 yıllık bir süre gerektiğini ortaya koyuyor.

Erdoğan, Elazığ'da 19 bin 180, Malatya'da 4 bin 432 yeni konutun acilen yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini, Elazığ'da 960, Malatya'da 678 konutun inşasına yılsonunda teslim edilecek şekilde başlandığını vurguladı.

Elazığ depremi için AKP grubunda toplanan yardımların 1 milyon 600 bin TL olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, bu paranın Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) aktarılacağını ifade etti. New York/Manhattan’da Ensar Vakfı-Türgev ortaklığıyla kurulan Turken Foundation tarafından inşa edilen yurt için, Başkentgaz’ın Ensar Vakfı’na aktarılmak üzere Kızılay’a 8 milyon dolar (49 milyon TL) bağışladığı anımsandığında, iktidarın Türkiye’deki depremzedelere aynı cömertlikte davrandığı söylenemez.

Kaldı ki, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 24 Şubat’ta açıkladığı 2019 yılı yapı izni ve yapı ruhsatı istatistikleri konut inşaatı sektörünün resmen çöktüğünü tescil etti. Rakamlara göre, Ocak-Aralık 2019’da 12 ayda verilen konut yapı ruhsatları toplamı 305 bin 938 oldu. Bu sayı 2018’de 663 bin, 2017’de 1 milyon 405 bin idi.

Resmi veriler 2019 yılında yeni konut inşaatı için alınan ruhsat ve izinlerin 2018’e kıyasla yüzde 54, 2017 yılına göre ise yüzde 78 gerilediğini gösteriyor. Müteahhitlerin belediyelerden ve imar müdürlüklerinden yapı ruhsatı almalar hemen inşaata başlanacağı anlamına da gelmiyor. Dolayısıyla 2019’da alınan 306 bin konut yapı ruhsatına karşılık, mevcut ekonomik koşullarda bu konutların inşasına belki de birkaç yıl sonra oluşacak yeni ekonomik koşullara göre başlanacak.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında, konut yapı ruhsatı belge sayısı 162 bindi. Bu sayı 2003’te 202 bine, 2004’te 330 bine yükseldi. İlk kez 2014 yılında 1 milyonun üzerine çıktı ve 2017 sonuna kadar da 1 milyonun üzerinde artarak devam etti. Bu açıdan bakıldığında 2019’un tamamında verilen 305 bin konut yapı ruhsatı, 2004’ün yani 16 yıl öncesinin de gerisinde. Bu da konut inşaatı sektörünün çöktüğünün, resmi olarak tecil edilmesi anlamına geliyor.

O nedenle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “hak vermemek mümkün değil” dediği, bilim insanlarının “depremlerin sıklaşarak ve şiddetlenerek artacağı” uyarıları karşısında, dibe vuran bir konut sektörünün acilen 6 milyon 700 bin konutu yıkıp, yerine depreme dayanıklı konutlar inşa edecek takati de kaynağı da yok.

İstanbul, İzmir, Bursa, Kocaeli, Adapazarı gibi Türkiye’nin sanayisinin, ekonomisinin omurgasını oluşturan milyonlarca kişinin yaşadığı büyükşehirlerinde depreme karşı hızla yıkım, dönüşüm ve yeniden yapım seferberliği gerekiyor. Aynı zamanda hemen hepsi fay hattı üzerinde kurulu Doğu-Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerindeki illerde de acilen depreme dayanıklı konut, hastane, okul, ulaşım altyapısı vb. inşa edilmesi gerekiyor.

İktidarın bu konudaki yegâne açıkladığı plan, yılda 300 bin depreme dayanıklı konut inşa etmek. O da en erken 22 yılda tamamlanabilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Bugüne kadar 22 milyon vatandaşımızın oturduğu konutların depreme dayanıklı olduğu tespit edildi. Amacımız bu rakamı ilk etapta 35 milyona çıkarmak” sözleriyle, gerçekte yeniden inşa edilmesi elzem depreme dayanıklı konut sayısının 13 milyon olduğunu ifade etti.

Bu durumda yılda 300 bin adet depreme dayanıklı konut inşa planlamasıyla, 13 milyon konutun inşa edileceği süre 43 yıla çıkıyor!

Bir yandan 1,3 milyona ulaşan elde kalmış konut stokuyla diğer yandan iflaslarla boğuşan sektörde yeni konut inşaatı için ruhsat başvurularının da artan nüfus ve konut ihtiyacına rağmen 2004’ün gerisine düştüğü TÜİK verileriyle açığa çıkıyor. Eldeki konutları satamadığı için sermayesini ve özkaynaklarını tüketen müteahhitlik şirketlerinin, iktidarın depreme dayanıklı konut seferberliğine katkı sağlayabilmeleri, ancak iktidarın açacağı TOKİ ihaleleri ve parasını devletin vereceği konut projeleriyle söz konusu olabilecek.

Yılda en az 300 bin depreme dayanıklı konut inşa edebilmek için gerekli para ise bütçede yok. Devletin gündelik çarkının bile hazine borçlanmasıyla döndürüldüğü, İdlib ve Libya’daki savaş ihtimali için kaynak ihtiyacının had safhaya ulaştığı düşünüldüğünde, deprem riski yüksek illerde yaşayan milyonlarca kişi açısından, kaderine razı olmak dışında, yakın dönemde umut ışığı görünmüyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar