DAM: Dersim'de kadın ve çocuk bedeni üzerinden toplum mühendisliği devrede

Dersim'de başta Gülistan Doku'nun kaybedilmesi ve Dersimli sanatçılara yönelik tutuklama furyası, sivil toplumun gündeminde. Kente yönelik tarihsel önyargının devrede olduğunu belirten Dersimli sivil toplum örgütleri, başta Dersimli siyasetçiler ve örgütler olmak üzere herkesi duyarlılığa davet etti. Dersim'de kadın ve çocuk bedeninin, özel bir politikayla hedeflendiğini belirten Dersim Araştırmaları Merkezi, yaşananların kültürel soykırımın bir sonucu ve devamı olduğuna vurgu yaptı.

Dersim Araştırmalar Merkezi'nin daveti üzerine 9 Şubat 2020 tarihinde Dersim ile ilgili çalışma yürüten farklı kesimlerin katılımcılarıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Çoğunlukla Dersimli olan sanatçı, yazar, kanat önderi, siyasetçi ve kurum temsilcilerinin katılımıyla "Dersim'de neler oluyor, ne yapmalıyız" başlığı altında görüş alışverişinde bulunuldu, ortak bir platform çatısı altında kısa ve orta vadede yapılacak çalışmalara ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

"Dersim’de yaşanan, her kesimi üzen ve rahatsız eden konular elbette ki Türkiye’nin mevcut siyasal ve ekonomik yapısından bağımsız değildir" tespiti yapan katılımcılar, Dersim özelinde geçmişten bugüne devam eden asimilasyon politikalarının benzer veya farklı argümanlarla sistematik olarak sürdürüldüğü konusunda hemfikir oldu. Bu bağlamda Dersim 1938'den sonra kültürel soykırıma dönüştürülen uygulamaların hızla devam ettirildiği tüm katılımcılar tarafından ifade edildi. ​Son aylarda Dersimli sanatçıların yargı ve polisiye baskılar ile karşı karşıya kalarak tutuklanmaları; sanatsal, kültürel üretim yapanların susturulmaya, toplum ile bağının koparılmaya çalışılması bu uygulamaların bir parçası olarak nitelendi.

Toplantıda yapılan tespitler şöyle:

“Dersim’de dil ve kültürün yaşatılmaması ve yaygınlaştırılmaması şeklindeki kültürel soykırım tüm somutluğuyla kendini dayatırken; bir yandan da onlarca yıldır kadın ve çocuk bedeni üzerinden yürütülen toplum mühendisliği yine devreye girmiştir.

Dersim'in tümüyle kristalize edilerek tarihsel değerlerinin, kültürel mirasının, siyasal tavrının ve tüm varlığının yok edilmek istendiği açıkça görülmektedir. Bunun için kültürün en önemli taşıyıcısı, koruyucusu, aktarıcısı kadınların benlikleri ve bedenleri hedef alınmaktadır.

​Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan bugüne kadar hiçbir haber alınamaması, ailesi kadar tüm Dersimlileri dehşet içinde bırakmıştır. Dersim'in her karışını gözetleyen, takip eden, kaydeden karakol, kalekol, kulekol, gözetleme noktası vb.nin yanı sıra; şehrin her noktası mobese kameralar ile izlenip şehir hapishaneye dönüştürülmüştür. Bu kadar kontrol ve gözetim altında bir şehirde genç bir kadının akıbeti ortaya çıkarılmamaktadır. Bu durum kabul edilemez.  Soruşturmanın etkin yürütülerek sonuçlandırılması, sorumluların bulunması ve cezalandırılması acil talebimizdir.

​Munzur Üniversitesi’nde kadın öğrenciler, kadın öğretim görevlileri, kadın personele yönelik sistematik taciz ve her türlü mobbingin uygulandığı ve bu durumun üniversite kampüsü dışında da farklı şekillerde devam ettiği görülmesine rağmen; idari ve adli görevliler cezai ve idari sorumluluklarını yerine getirmiyor, hatta bu cezasızlık atmosferinde bazı idari görevlilerin de bunun birer parçası olduğuna dair bilgiler giderek normalmiş gibi yaygınlaştırılıyor.

Adli makamlara somut olarak yansımayan fakat kamuoyunda dolaşıma sokulan taciz, tecavüz ve darp vakaları da sosyal yaşamdaki saldırı ve değersizleştirmenin, cezasızlık kültürünün bir parçası olarak kendini gösteriyor. Tüm bu yaşananlar dezenformasyon yöntemiyle doğal vakalarmış gibi gösteriliyor, kadınları hedef alan bu çirkin süreç normalleştirilmeye çalışılıyor. Böylelikle gerçeklik ve hakikat zedeleniyor. Burada amaçlanan, bu türden insanlık suçlarına karşı toplumsal refleksin ve denetimin tümden yok edilmesidir. Bu türden planlı ve somut vakalarda cezasızlığın yanı sıra, bazen de bilgi kirliliği ile tüm değer sisteminin adım adım yok edilmesi amaçlanmaktadır.

​Dersim'de, Munzur Üniversitesi’nde sistematik biçimde sürdürülen cinsel saldırı vakaları ve mobbingin sonlandırılması, faillerin tespiti için adli ve idari soruşturmaların etkin sürdürülmesi, Gülistan Doku’nun acil olarak bulunabilmesi için etkin soruşturmanın yürütülmesi, Munzur Üniversitesi öğrencilerinin demokratik taleplerine sahip çıkılması, tutuklu Dersimli sanatçıların özgürlüğüne kavuşup, çalışmalarını sürdürmeleri için dayanışma gösterilmelidir."

Dersim Araştırmaları Merkezi, kentte yaşanan sorunlarla ilgili başta yerel yöneticiler olmak üzere, tüm Dersim kurumlarını ve parlamentodaki temsilcilerini ortak tavır almaya davet ettiklerini de duyurdu.