Ayşe Hür: 'Kürdistan diye bir bölge var mı, elbette var!'

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'nin yerel seçimlere atfen, "Kürdistan'da kazanacağız" sözlerinin ardından hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hem de MHP lideri Devlet Bahçeli, Kürdistan diye bir yer olmadığını savunan açıklamalar yaptı.

Geçmişte, "Meclis tutanaklarına bakarlarsa, orada 'Kürdistan' kelimesini görecekler" diyen Erdoğan, Kürdistan'ın varlığını reddederek, "Türkiye'de Kürdistan diye bir bölge var mı" diye sormuştu.

Benzer şekilde Bahçeli de, "Türkiye'de Kürdistan diye bir yer yoktur. Tarihin hiçbir döneminde de olmamıştır" iddiasında bulunmuştu.

Bu konu üzerinde çalışmaları bulunan tarihçi Ayşe Hür, "Dersimiz Tarih" podcastinde, Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar'ın konuğu oldu ve Selçuklular, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nde Kürdistan'ın tarihi arka planını konuştu.

2013'te Radikal Gazetesi için kaleme aldığı, "Türklerin ve Kürtlerin 'Kürdistan'ı" başlıklı makalesinde de Hür, Yavuz Sultan Selim döneminin Kürdistan'ını, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde tarif edilen Kürdistan'ı ve Abdülmecid'in, 'Kürdistan Eyaleti'ni kurmasını ele aldı.

Sonrasında ise, Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ndeki Kürdistan algısını irdeledi.

'Dersimiz Tarih' podcastini dinlemek için Play butonuna basınız:

 

Hür'ün sunduğu tarihi perspektife göre, Kürdistan'ın hem coğrafi hem de siyasi yelpazedeki yerine dair tespitlerinin bir bölümü şöyle:

Birçok eski dönem haritasında Kürdistan adı, yanında Ermenistan olan ve aynı alerjik tepkilere neden olan bir başka coğrafi bölge ile birlikte kullanılıyor. İki bölgenin de adını okuduğumuz yüzlerce harita var elimizde.

Ölümü 1157 olan, Büyük Selçuklu Sultanı Sancar Bey'in sözünü ettiği, İran'ın Hemedan kentine yakın, başkenti Bahar olan bir yer için Kürdistan eyaleti adı kullanılıyor. Bu kayıt Sencer Bey döneminden 200 yıl sonra gündeme geldiği için, ben bunu ihtiyatla kabul ediyorum. 12. yy'da bir Kürdistan eyaleti tanımı var kaynaklarda. 1357'lerde tutulmuş kayıtlarda var.

Daha güvenli olan Osmanlı kayıtları var. Biri Yavuz Sultan Selim'in çok yakın adamı İdris-i Bitlisi adlı bir Kürt beyi. Bu kişi Çaldıran Savaşı öncesi ve sonrasında, Kürdistan diye tabir edilen bölgede yaşayan Kürt aşiretleri ile anlaşma yapmış. 

Bunlarla ilgili yapılan tüm anlaşmalarda, belgelerde Kürdistan terimi kullanılıyor. 

Kanuni Sultan Süleyman'ın fermanlarında da var. 

Bitlis Emiri Şerefhan Bitlisi, 'Şerefname' eserinde Kürtlerden söz ediyor ve Kürdistan coğrafyasını uzun uzun tarif ediyor. Kürtçü değil. Kürt perspektifi ile yazmış değil kitabını. Biraz mesafeli bakıyor onlara. 

Sonra Osmanlı belgelerinde Kürdistan adı devamlı kullanılıyor.

Şerefname'de çok geniş bir coğrafyayı tarif ediyor Kürdistan olarak. 'Basra Körfezi'nden başlar, Maraş ve Malatya illerinin nihayetine kadar uzanır, Fars, Acem Irak'ı, Azerbaycan, Küçük ve Büyük Ermenistan'ı kapsar, güneyine ise Arap Irak'ı, Musul ve Diyarbakır illeri düşer' diyor.

Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde de Kürdistan tanımı var. 'Altı bin Kürt aşiretten bahseder ve onlar güçlü bir set olmasaydı, Acem kavmi için Anadolu'yu işgal etmek kolay olurdu' diyor. Osmanlı Devleti'nin koruyucu seddi konumundadır Kürtler.

Abdülmecit 1847'de, Bedirhan Bey İsyanı'nın bastırılmasından sonra buradaki sorunların siyasi çözüm olmadan halledilemeyeceğini idrak ettiği için, Kürdistan adıyla bir eyalet kuruyor. Başkenti Ahlat, ilk valisi Musul Valisi Esat Paşa'dır. Bu kutlu olayı ölümsüzleştirmek için madalyon da bastırıyor. Üzerinde Kürdistan yazısı ve 1847 tarihi bulunuyor.