Kas 19 2017

Velilerin, zorunlu din dersine karşı mücadelesi sürüyor

Türkiye'de 1920’li yılların sonundan 1950’li yıllara dek din dersleri müfredat programlarından tamamen çıkarıldı. 1950’lerden itibaren seçmeli din dersi uygulamasına geçildi. Son olarak ise 12 Eylül darbesinin ardından 1982 Anayasası ile din dersi zorunlu hale getirildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din dersleriyle ilgili olarak 2007 yılında aldığı kararla Türkiye'ye uyarıda bulunmuştu. AİHM, kararında, “dersin içeriği ve kitaplarının nesnel, eleştirel ve çoğulcu bir tarzda yürütülmediğini” belirtmişti.

AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve yerel mahkemeler zorunlu din dersiyle ilgili yapılan başvurularda veliler lehine kadar verdi. Ancak emsal niteliği taşıyan bu kararların varlığına rağmen mahkemeler, farklı kararlara imza atmaya devam ediyor. İstanbul ve Antalya’daki mahkemelerin nesnel ve çoğulcu görmediği müfredatı, Erzurum’daki mahkeme çağdaş sayıyor.

Veliler ise hukuk mücadelesini baskılara rağmen adliye koridorlarında vermeye devam ediyor.

AİHM kararı sonrası ilk başvuruyu yapanlardan Tankut Sazlı, kızının zorunlu din dersinden muaf olabilmesi için milli eğitim müdürlüğünde müracaat etmiş, başvurusu reddedilmişti. Red alınca konuyu yargıya taşıyan Sazlı, öğretmen olduğunu ve bu yüzden sürgün edildiğini anlatıyor:

Çocuğum 98’in altında notu olmayan bir öğrenciydi. Din dersinin sıfır gelmesi, takdir belgesini alamamasına sebep oldu. Canı sıkıldı, morali bozuldu. Biz de üzülmesin diye derse gönderdik. Çocuğumun arkadaşlarının farklı konuşmaları olmuş.

Ben öğretmenim ve milli eğitimde bir şekilde mobing uygulamalarını karşıma çıkardılar. Yaklaşık 1 ay önce başka bir ilçeye sürüldüm. Dava kazanıldıktan sonra geçmişe yönelik milli eğitime yazı yazdık. Ders notları ve devamsızlığın düzenlenmesini istedik ama bakanlık gerekli düzenlemeyi hâlâ yapamadı. Davayı kazanmamızın üzerinden 1 sene geçmesine karşın Danıştay’dan da bir karar gelmiyor.

Antalya'da mahkeme, "din dersinin kişilerin isteği veya ailenin onayına bağlı olduğu" yönünde kararı almıştı. Ancak Erzurum'daki mahkeme, farklı bir karara imza attı.

Munzur Üniversitesi’nden ihraç edilen Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Candan Badem'in kızının din dersinden muaf tutulması için yaptığı başvuruya mahkeme red kararı verdi. 

Akademisyen Badem, dava sürecini ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

Kızım okula gidiyor. Din dersi hocasından bir şeyler dinliyor, eve geliyor ben tersini söylüyorum. Tam bir beyin yıkama faaliyeti. Çocuğum böyle bir zulme maruz kaldı, psikolojisi bozuldu.

Din dersi kitaplarının içeriği korkunç. Cihatçılık övülüyor. 6. sınıftaki kızıma okutulan din dersi kitabında başı açık tek bir kadın ya da kız resmi yok. Kadın ve çocuk fotoğrafları da Malezya’dan alınmış. İnternetten topladıkları fotoğrafları koymuşlar.

Sözde bir mahkeme var ama Türkiye’de artık mahkemeler de mahkeme olmaktan çıktı. Dolayısıyla bu iş ancak AİHM’de bitecek. Ancak oraya gidip karar çıkıncaya kadar da benim çocuğum en az 3 yıl bu zulme maruz kalacak.

AKP toplumu aptallaştırmak, biat eden kullar yetiştirmek için dini kullanıyor. Mahkemelere de emir vererek bu muafiyet davalarında olabildiğince engel çıkartılarak, 3-5 yıl davacıların süründürülmesi isteniyor. Bu durumda kimse cesaret edemiyor. Dersim’de binlerce insan çocuğuna din dersi verilmesinden rahatsız fakat dilekçe vermiyorlar.

Çünkü bir öğrenilmiş çaresizlik var. Antalya’da, İstanbul’da aynı davalar kazanılırken, benim bu davayı kazanamayışımın nedeni Dersim olduğu için. Burada Aleviler çok, kazanırsam yığınla başvuru olacağını düşünüyorlar ve bu nedenle süründürüyorlar.