Ara 12 2017

'Laik eğitim neden konuşulmuyor, yazılmıyor?'

Öğrenci yurtlarında etüt salonları 'dini sohbet odaları'na çevriliyor. İlkokul 1,2,3,4. sınıflarda okuyan çocuklara Kuran dersi müfredata giriyor. Eğitimde din ağırlıklı bir sisteme doğru gidiliyor.

Medya artık bu konuda gerektiği gibi bir refleks gösteremiyor. Toplumun genelinde de bir kanıksama hakim.

Gazeteci Mehveş Evin, henüz okula yeni adımını atan öğrencilere Kuran öğretilmesini örnek veriyor. Evin'in kçşesinde yer verdiği habere göre, anaokulunda ve ilkokul 1, 2, 3, 4. sınıflarda Kuran öğretilecek. Habere göre ‘isteyen’ özel okullar, Kur’an-ı Kerim’i okuma aşamalarını da uygulayacak.

Evin, bu durumun artık yeteri kadar tartışılmamasına sitem ediyor. Özellikle eğitim gibi hayati bir konuda:

Sadece şu haberin üzerinde günlerce tartışılması gerekmez mi?

MEB Özel Öğretim Genel Müdürlüğü’nün, okul öncesi ve ilkokul öğrencilerine yönelik hazırladığı ‘Özel Öğretim Kurumları Kur’an-ı Kerim Dersi Öğretim Programı’ Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın onayından geçti.

Bunun anlamı,

Amaç, dini duygu ve düşünceleri güçlendirmek, çocukların milli, manevi ve ahlâki değerlere önem vermelerini sağlamak. Din eğitimin, - Avrupa İnsan Hakları Mahkesmesi kararına aykırı olarak- zorunlu olduğu bir eğitim sisteminde, daha okuma yazmayı sökmeye çalışan, toplama çıkarma bilmeyen çocuklara Kur’an’ı öğretmek, dini okullarda bile sorunlu mevzu.

Maksat dindar nesiller yetiştirmekse, anaokulundan itibaren dini eğitim dayatmanın hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum. Aksine, pedagojik açıdan zararlı olduğu bilimsel bir gerçek.  

Evin, çocuğunu kuran eğitimine göndermeyen velilerin, mahalle baskısına da maruz kalabileceğine işaret ediyor:

Hiçbir tercih hakkı bırakılmayan çocuk, özgür birey olarak yetişmiyor, zaten böylesi de istenmiyor. 18’ine girdiğinde ister tesettüre girsin, ister imam olsun; kimsenin buna diyeceği birşey yok. Ama bunun adı, beyin yıkama metotuyla çocukları tercihe zorlamaktır.

Sorsanız, ‘talep böyle’ deniyor. Yalan. Bebelere Kur’an öğretmeyi ancak köktenci cemaatler talep edebilir. Anne babalarınki talep değil, ancak ekonomik ve sosyal mecburiyetler olabilir: Şu koşullarda Devletin dayattığı Kur’an eğitimine muhafazakar dindar olsun olmasın, kaç vatandaş hayır diyebilir? Kendi köyünde, mahallesinde, teşkilatında çocuğunu kuran eğitimine gönderiyor diye kabul görecek. Aksi takdirde FETÖ’cü, PKK’li hatta ‘ateyiz’ damgasını bile yer alimallah!

Adaletin ancak öte dünyada aranabileceği öğretilen bir düzende istenen, devlete tam biat eden, hakkını aramayı aklına dahi getirmeyen, köle gibi çalışırken ‘Ya sabır’ çeken nesiller yetiştirmek.