Okul öncesinde din eğitimi gören çocuklar travma yaşıyor

Devasa bütçesiyle tartışılan Diyanet İşleri Başkanlığı eğitimdeki varlığını artırdı. Kreş ve okullar dahi Diyanet'e emanet ediliyor.

Ahval, din eğitiminin çocuklar üzerindeki etkisini daha önce ele almıştı. Çocukların din eğitimi nedeniyle büyük korkular yaşadığı ve psikolojilerinin bozulduğu aktarılmıştı.

Ahval'in haberinden bir yıl sonra Birgün de benzer bir habere imza attı. Haberde, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı'nın anaokullarında ‘dini eğitim sınıfları’ açacağının gündeme gelmesinin ardından çocuğu okul öncesinde dini eğitim almış velilerin görüşlerine yer veriliyor.

Veliler, daha önce değerler eğitimi adı altında çocuklarının dini eğitime maruz bırakıldığını ve bunun çocuklar üzerinde çok ciddi etkilere neden olduğunu söylüyor.

Özel Lale Bahçesi Anaokulu’nda beş yaşındaki çocuğuna din dersi verilen Taner Kocakaymak, çocuğunun geceleri kâbuslar gördüğünü, kadın olduğu için halasıyla temasa geçmediğini belirtiyor:

“Eşim benim onayım haricinde çocuğumu yazdırmıştı. Çocuğum o zamanlar beş yaşındaydı. Kendisinde birçok değişiklik görüyordum. Halasıyla kucaklaşmamalar, öpmemeler, ‘günah’ demeleri başladı. Halası kadın olduğu için kendisine dokunamayacağını söylüyordu. Gece rüyalarında ağlıyordu, ‘Tamam, ezberleyeceğim, okuyacağım’ şeklinde sayıklamaları vardı. Mesela tuvalete gideceği zaman bir keresinde kapının önünde uzun süre beklemişti. Nedenini sorduğumda tuvalet duasını unuttuğunu söylüyordu. O duayı unutunca girmiyordu. Daha sonra ezberlemeye çalışıyordu. Dua ederken ellerini birleştirmeyi öğretmişler. Çocuğum da o şekilde dua etmeye çalışır, diğer şekillerde dua etmenin günah olduğunu söylerdi.”

Kocakaymak, okuldan müfredatı istediğinde dini eğitimle alakalı takvimde herhangi bir bilgi göremediğini ifade ederek, çocuğunun aradan bir iki sene geçmesinin ardından ancak atlatabildiğini söyledi:

“İkinci dönemin başında ben Eğitim Sen Başkanı ile görüştüm, direkt okuldan bilgileri aldım, yıllık müfredatı istedim. Din eğitimiyle ilgili en ufak bir şey yoktu müfredatta ancak tamamen din eğitimi üzerine kuruluydu. Resim çizme, kitap okuma gibi aktiviteler yapmıyorlardı. 23 Nisan programları yoktu. İkinci dönemin başında çocuğumu okuldan aldım. Çocuğum üzerinde bu olaylar travma yarattı ve hâlâ bazı etkileri sürüyor. Yaşadığı travma ise yoğun olarak bir iki sene sürdü.”

İsmini vermek istemeyen başka bir veli ise, İzzet Baysal Anaokulu’nda geçen sene ‘Değerler Eğitimi’ adı altında dini eğitim verilen çocuğunun sürekli ölümden bahsettiğini aktardı.

Veli, “Çocuk, tabuttan, ölümden bahsediyordu. Daha ben bile bilmezken ölünün kefenlenme, pamuklanma şeklinden söz ediyordu. Açık ve kapalı anne ayrımı yapmaya başlamıştı. Başörtüsü takan annelerin daha iyi olduğunu söylüyordu. Ben de ‘Anneciğim, ben başörtü takmıyorum, kötü bir anne miyim?’ şeklinde soruyordum. ‘Hayır’ diyordu. Daha sonra okula gidip bu olaydan bahsettim. Bu dersi veren kişiye ne mezunu olduğunu sordum, bana cevaben Kuran eğitimi aldığını söyledi. Kendisinin bu konu hakkında lisans mezunu dahi olmadığını öğrendim. O kadar üniversite mezunu öğretmen atama beklerken, Kuran eğitimi alan birinin gelip çocuklara ders vermeye çalışması zoruma gitti. Bu olayın üzerinden bir sene geçmesine rağmen hâlâ çocuğumun kafasındaki o algıyı kırmaya çalışıyorum.”