Haz 03 2018

Bu kimin İslam'ı?

Türkiye de dahil İslam dinini benimsemiş toplumlardaki çözülme ve yozlaşma, kendini İslamla tanımlayan kesimlerde de büyük bir itirazı ateşlemişe benziyor.

Eleştiri sahiplerinin en fazla şikayet ettiği nokta, İslamı benimseyen toplumların dini uygulama, algılama biçimleriyle ilgili eleştirilere zerre tahammül edememesi.

İktidara yakınlığı ile bilinen Karara Gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan, her ne kadar İslam toplumlarıyla ilgili eleştirilere hoş gözle bakılmasa da bunu yapmaya devam edeceğinin sinyalini veren son yazısında, Batı dünyasının da eksikleri olduğunu kabul ediyor ancak ekliyor:

"Elbette Batı dünyasının insani anlamda yüzyıllara dayanan büyük veballeri var ve bu durumu eleştirmekte de bir beis de yok. Ama bu Müslüman dünyadaki hukuk-adalet eksikliğini, insan hakları ve özgürlüklerden mahrum oluş halini ortadan kaldırmıyor.

İslam dünyasının içinde bulunduğu hali 'trajik' olarak nitelendiren Ocaktan, mevcut İslam'ın Kuran ve sünnet mesajıyla örtüşen bir yanı olmadığını belirtiyor. 

Ne Peygamber ne de dört halife döneminde, otoriterleşmenin kutsandığı bir anlayışın var olmadığına değinen Ocaktan, yazısını şöyle sürdürüyor:

"Ancak İslam tarihinin özellikle dört halife sonrasındaki dönemlerinde ‘hilafet’ esas itibariyle bir siyaset kurumu olduğu halde, giderek dinin asli unsurlarından biri haline gelmiştir. Tarihsel süreç içinde İslam uleması, bazı sıhhati tartışmalı hadislere dayanarak halifeye, devlet başkanına bir kutsiyet atfederek adeta tanrılaştırmışlardır. Ulemanın sultanı kutsallaştırmak için en çok başvurduğu tartışmalı Hadis ise şudur: “Sultan Allah’ın yeryüzündeki gölgesidir. Mazlum kullarının tamamı ona sığınır. O adil olursa ecrini alır, raiyyeye şükretmek düşer. O zulmederse, bu kendi aleyhine bir günahtır, raiyyeye de sabretmek düşer.”

Böylece, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimini dolaylı olarak 'otoriter' olarak tanımlayan Ocaktan, "...halifenin kutsallaştırılmasına yol açacak bir yaklaşımı dinin ruhuyla bağdaştırmak mümkün değildir. Nitekim, neredeyse İslam tarihinin bütün evrelerinde devam eden bu zihniyet sapması, İslam toplumlarını zalim bile olsa hükümdara itaat etmek gibi dramatik sonuçlara sürüklemiştir. Kabul edelim ki bugün İslam ülkelerindeki insan hakları ve özgürler konusundaki mahrumiyetin temelinde de bu zihniyet sapması yer almaktadır" sözleriyle otoriter rejim anlayışını dinle bağdaştıran yorumu reddediyor. 

Ocaktan yazısını şöyle noktalıyor:

"Maalesef ‘emaneti ehline verme’, adalet ve istişare konularında açık ayetler olmasına rağmen, ne hikmetse İslam uleması zalim ve adaletsiz devlet başkanlarını yeren ve onlara itaat etmemeyi öğütleyen ayet ve hadisleri pek dikkate almamışlardır. Oysa ‘biat’ açık bir şekilde halifenin, devlet başkanının sadece seçimine onay vermek anlamına geldiği halde, ‘itaat’ halifenin haklı-haksız bütün uygulamalarına boyun eğmeyi gerektirmektedir.

Bu konuda Hz. Ebubekir’in halife seçildikten sonra yaptığı konuşmadaki şu sözleri son derece ibret vericidir: “Allah’a ve peygambere itaat ettiğim sürece bana itaat ediniz, Şayet Allah’a ve peygambere isyan edersem, bana itaat etmeniz gerekmez."