Haz 13 2019

'Çamlıca Camii'nin Osmanlı cami geleneği ile hiçbir alakası yok'

2013'de yapımına başlanan, 2019'da da ibadete açılan 63 bin kapasiteli Büyük Çamlıca Camii, yapıldığı konum, mimarisi, harcanan para nedeniyle tartışılmaya devam ediyor.

Osmanlı ve Selçuklu dönemi örneklerinden esinlenen ancak özgün bir mimariye sahip olmayan Büyük Çamlıca Camii, AKP iktidarının güç ve şatafat gösterisi aracına dönüştürülürken, konunun uzmanları camiyi tarihi perspektiften incelediklerinde, karşılaştıkları hayal kırıklıklarını yazılarında da ifade ediyor.

Gazeteduvar yazarı Hakkı Yırtıcı, Çamlıca Camii ile ilgili, "Çamlıca Camisi’nin Osmanlı cami geleneği ile hiçbir alakası yok. Yüzyıllar boyu, tarihin içinden süzülerek ortaya çıkan klasik cami geleneği biçim ve oranları yerine, tuhaf ve anlaşılmaz göndermeler ile biçimlendi. Caminin ana kubbesi 72 metre (İstanbul’da yaşayan 72 millet), kubbesi 34 metre (İstanbul’un plaka numarası), altı minaresinden dördü 107,1 metre (1071 Malazgirt Zaferi). Daha önce de söylediğim gibi bıktırırcasına tekrarlanan Osmanlı-Selçuklu göndermeli yapılar, referans aldıkları tarihten kopalı çok oldu" yorumunu yapıyor.

İstanbul Boğazı'nın hesapsızca tahrip edildiğini ve korunamadığını belirten Yırtıcı, "Tabii ki İstanbul gibi hızla büyüyen bir kentte, Boğaz’ın olduğu gibi korunması mümkün olamazdı. Ama hesapsızca talan edilmesi de gerekmiyordu. İstanbul’un neredeyse her yerinden görülen Çamlıca Camisi de bu hesapsızlığın son ürünü" tespitinde bulunuyor.

Yırtıcı, camiyi ziyareti sırasında yaşadığı ilginç bir anı ise şu satırlarla anlatıyor:

"Ardından öğle saatinde bir anons… Namazın başlayacağı ve kadınların kendilerine ayrılan üst katlara çıkması istendi. Kadınlar, özellikle yaşlılar, oflaya puflaya bu yüksek merdivenlerden çıkmaya başladılar. Ama asıl ilginç olan, anonsla beraber birden caminin yarısından fazlasının boşalmasıydı. Meğer içeride cemaatten çok ziyaretçi varmış. Herkesin sorguladığını içimden tekrarladım. '63 bin kapasiteli bu caminin burada ne işi var?"

Ardından konuyu Osmanlı cami geleneğine getiren ve Çamlıca Camii ile bu bağlamda bir kıyas yapan Yırtıcı, Çamlıca Camii'nin Türkiye’nin ve İstanbul’un yeni simgesi olma iddiasında olduğunu ancak bunu başaramadığını kaydediyor.

"Peki İstanbul gibi bir metropol yeni simgeler üretmeli mi? Kesinlikle. Ama bu, geçmişi tekrarlayarak olmaz. Nedeni çok basit. Artık başka bir dünyada yaşıyoruz, bu yeni dünyanın yeni simgelerini keşfetmeliyiz" diyen Yırtıcı, buna iyi bir örnek olarak Londra Thames Nehri dibinde yapılan London Eye'ı veriyor. 

Ardından da Yırtıcı, camiyi mimari açıdan masaya yatırıyor ve ekliyor:

"Çamlıca Camisi’ne tekrar dönecek olursak, cami Boğaz’ın en güzel noktalarından birinde, her yerden görülmesi amacıyla inşa edildi. Plan şemasına bakıldığında, ana kubbe, onu destekleyen dört yarım kubbe ve etrafındaki küçük kubbeler, son cemaat yerini çevreleyen kubbeler ile Osmanlı klasik cami şemasını tekrarlıyor gibi görünüyor. Görünüyor dedim çünkü aynı zamanda bulunduğu konum, kente eklemlenme şekli, ezici iriliği, etrafını saran yol ve tüneller ve asıl önemlisi oranları ile her türlü geleneksel şemayı alt üst ediyor.

Çamlıca Camisi’nin Osmanlı cami geleneği ile hiçbir alakası yok. Yüzyıllar boyu, tarihin içinden süzülerek ortaya çıkan klasik cami geleneği biçim ve oranları yerine, tuhaf ve anlaşılmaz göndermeler ile biçimlendi. Caminin ana kubbesi 72 metre (İstanbul’da yaşayan 72 millet), kubbesi 34 metre (İstanbul’un plaka numarası), altı minaresinden dördü 107,1 metre (1071 Malazgirt Zaferi). Daha önce de söylediğim gibi bıktırırcasına tekrarlanan Osmanlı-Selçuklu göndermeli yapılar, referans aldıkları tarihten kopalı çok oldu. Ecdat kelimesini ağızlarından düşürmeyenler, sonunda deforme olmuş yeni bir stil oluşturmayı başardılar."

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/06/13/2019-model-cami-buyuk-camlica/