Hayalkırıklığı büyük: Ah İslam vah İslam!

Din ile siyaset arasındaki çizgiler bulanıklaştıkça ortaya çıkan tablo, toplumun seküler kesimlerini olduğu kadar AKP'li ve mütedeyyin kesimlerini de rahatsız etmeye başladı.

Özellikle, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın, Atatürk'e, Mehmet Akif Ersoy'a ve Necip Fazıl Kısakürek'e hakaret eden Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret etmesi, hemen her kesimde rahatsızlık yaratırken, Washington Post Gazetesi yazarı Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi de Suudi rejimi ve din adamlarına yönelik tepkileri beraberinde getirdi.

Böylece her iki ülkedeki dini yaklaşım ve uygulamanın da ne kadar rahatsız edici olduğuna dair, muhafazakar yazar ve yorumculardan keskin eleştiriler yükselmeye başladı.

Bu zincirin son halkası, AKP'li Karar Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren oldu. Taşgetiren, "Kabe minberini kurtarmak" başlıklı yazısında, Kabe imamı Südeysi'nin, Kaşıkçı cinayeti ile ilgili Suudi rejimini aklayan açıklamalarını eleştirdi ve ekledi:

"Kuran tilaveti ile pek çok Türkiyeli hacının gönül dünyasında izler bırakan Kabe İmamı Südeysi Cuma hutbesinde konuşuyor:

'Kaşıkçı cinayeti suçlamaları, İslam düşmanlarının ve işbirlikçi münafıkların komplosu. Prens Muhammed bin Selman, Allah’ın yüzyılda bir gönderdiği kurtarıcı ve ruhani lider olduğu için hedefte. Onu desteklemek, emri altına girmek her Müslümana farzdır...'

İmam çözmüş Kaşıkçı cinayetini.

'İslâm düşmanları ve münafıkların komplosu' deyivermiş.

Suud Konsolosluğu'nda işlenen ve Suud yönetiminin kabul etmek zorunda olduğu cinayeti böylesine bir meçhul kötülük dünyasına mal ediverme hünerine ne demeli?

Bitmiyor, cinayetle bağlantılı olarak ismi tartışmaların odağındaki Veliahd Prense, 'yüzyılda bir gelen müceddid ve kurtarıcı' payesini vermekte en küçük bir tereddüt göstermiyor.

Bir de onu desteklemenin her Müslümana farz olduğu fetvası geldi mi, İslam’ın bugünkü garipliği adına dört başı mamur bir felaket resmedilmiş oluyor.

Yer Kabe. Günlerden Cuma. Kürsü Kabe minberi.

İmam 'din adına' konuşuyor.

Karşısında bütün dünyadan umre için gelen Müslümanlar bulunuyor.

İmama göre, Veliahd Prensin kurtarıcı ruhani lider oluşu, dünya Müslümanlarını da ilgilendiriyor.

Ah İslâm."

Taşgetiren, Südeysi'nin bu sözlerine yönelik, "Peygamberin çıktığı kürsüdesin, biraz sonra O’nun geçtiği mihrabta mü’minlerin önüne geçeceksin, Allah görüyor seni, yarın O’nun huzuruna çıkacaksın... Bu olay o kadar kahredici ki" ifadelerini kullandı.

Südeysi'ye yönelik eleştirilerinin dozajını arttıran Taşgetiren, "Bir yandan 100 yıldır ümmetin mazlumiyetini konuşuyoruz,  ümmetin çocukları mazlumiyet ikliminde büyüyor, her mahalde bu mazlumiyetten nasıl çıkılacağına kafa yoruyoruz, İslam’ın insanlığa getireceği rahmeti arıyoruz ve Peygamber varisi ilim adamlarının açacağı çığıra umut bağlıyoruz. Sonra da bir adam, Kabe minberini, veliahd propagandasına alet ediyor" ifadeleriyle yaşadığı hayalkırıklığının boyutunu gözler önüne serdi.

Şaşkınlığını, "Kabe, bir 'kraliyet kürsüsü' mü Allah aşkına" sorusuyla perçinleyen Taşgetiren, "Kabe’nin Ümmet-i Muhammed’in kalb mekanı olması için, oradan insanlığa İslam’ın cihanşümul mesajlarının seslendirilmesi için ve en önemlisi küçük hesapların kürsüsü haline gelmesinin önlenmesi için ses yükseltmek lazım. Şimdi değilse ne zaman" sorusuyla yazısını tamamladı.

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz