May 10 2018

Önce faizli konut kredisine şimdi de ağır vergilere vize verdi

Daha önce, zor durumda kalınması halinde faizli konut kredisi alınabileceği yönünde görüş bildiren ve AKP'nin tartışmalı politikalarına dini meşruiyet kazandırdığı eleştirilerinin hedefinde olan din adamı Hayrettin Karaman, bu kez de zaruretlerin yasakları kaldıracağını ve alıntı yaptığı din adamlarının, 'zor durumda rüşvet vermeyi de caiz gördükleri'ni yazdı. 

AKP'ye yakın Yeni Şafak Gazetesi'nde dini konularda yazan Karaman, bu kez de AKP iktidarı tarafından konulan ağır vergileri meşrulaştırarak, normal zamanlarda zekat dışında bir yükümlülüğü bulunmayan Müslümanların, devletin gelirlerinin yetmediği durumlarda vergi ödemekle yükümlü olduklarını iddia etti. 

Önceki yazısına atıfla Karaman, Müslümanların ihtiyacı kadar faizli kredi alabileceği yönünde, din adamlarından naklettiği görüşün kendisininmiş gibi sunulduğunu iddia etti ve aynı alimlerin pek çok haramı zaruret halinde caiz gördüğünü savundu.

Karaman, daha önceki yazısındaki zaruret gerekçesini tekrarladı ve ev almanın 'zaruret' sınıfına girdiğini iddia etti. 

Ancak, Karaman'ın yazısı tam da inşaat ve gayrimenkul sektörünün zor duruma girdiği, konut kredi faizlerinin yükseldiği ve konut satış oranlarının düştüğü bir ana denk geldi. Zira, AKP iktidarının ekonominin çarklarını konut ve inşaat sektörü ile döndürdüğü ve bu alandaki gerilemenin, diğer ekonomik göstergelerdeki bozulmalarla birlikte, önemli bir krizi tetikleyebileceği yorumlarının ayyuka çıktığı bir dönemde, faiz alınmasını teşvik eden ve dini ruhsat veren yazı hayli bir tartışma yarattı. 

4 Mayıs tarihli ilk yazısında Karaman, ihtiyaç sebebiyle faizli kredi tartışmasının yeni olmadığı girizgahı yapıp, "...lüks sayılmayan bir finans ihtiyacı ortaya çıktığında, eğer ihtiyaç faizli kredi almadan giderilemiyorsa, başka bir kapı yoksa bu ihtiyacın zaruret sayılıp sayılmayacağı" satırlarıyla, faizi meşrulaştırma niyetinin ipuçlarını net bir biçimde verdi.

Karaman, 10 Mayıs tarihli yazısında bu kez ilk görüşünü savundu ve kendisinin yeni bir içtihat yapmadığını, var olanları paylaştığını iddia etti ve yine zaruretlerin dini yasakları caiz kıldığını yazdı.

Zorunlu hallerde, kişilerin evlerinin devlet tarafından, rızaları olmasa bile, istimlak edilebileceğini belirten Karaman, normal zamanlarda zekat dışında yükümlülüğü olmayan Müslümanların, devletin gelirlerinin yetmediği durumlarda vergi ödemekle yükümlü olduklarını savundu. 

Karaman, iddialarını şöyle sürdürdü:

"Normal hallerde, yani devlet gelirlerinin giderleri karşıladığı durumlarda Müslümanların, zekâttan başka bir ödeme yükümlülükleri yoktur. Amme ihtiyacı ve menfâati gerektirdiği halde devletin malvarlığının belli bir harcama için yeterli olmaması halinde, durumu müsait olan Müslümanlardan vergi alınmasının caiz olduğunda ittifak edilmiştir. Bu hüküm, İslâm’ın getirdiği kardeşlik ve sosyal dayanışma esasları yanında “amme menfâatine riayet, mefsedeti defetmenin menfâati korumadan önce gelmesi, çok zararı defetmek için az zararın göze alınması, umûma ait zararı defetmek için husûsi zararın yüklenilmesi” kaidelerine bağlanmıştır (Kardâvi, Fıkhu’z-Zekât, s. 1073 vd.)"

Karaman, malın rehin kabul edilmesi, toprakların süresiz kiraya verilmesinin de zorunlu hallerde caiz olduğunu yazdı. Karaman böylece, AKP yandaşı iş adamlarına 49 yıllığına ya da belirsiz süreyle toprak ya da işletmelerin kullanım hakkının verilmesine de vize vermiş oldu.